Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Hilmi Yavuz
Hilmi Yavuz
CHP, Gerçekten 'Demokrat' mıdır?
Hilmi Yavuz

CHP, Gerçekten 'Demokrat' mıdır?

Anayasa değişikliklerinin görüşüldüğü TBMM toplantıları, muhalefet partilerinin, özel olarak da CHP'nin gerçekten demokratik bir Türkiye istedikleri konusunda çok ciddi tereddütler uyandırdı bende.

Tereddütler, evet, çünkü daha başından itibaren Anayasa Açılım'ına karşı olumsuzlayıcı bir tavır sergilemiş olmalarına rağmen, yine de TBMM'de bir uzlaşı zemininin bulunabileceğini umuyordum. Maalesef, yanılmışım!

CHP'nin, Türkiye'de bir yargı reformunun Yüksek Mahkemelerin yapısından başlayarak gerçekleştirilmesi zorunluluğunun farkında olmaması düşünülemeyeceğine göre, yargıya ilişkin 3 maddenin Anayasa değişikliğinin dışında tutulmasına olan itirazını anlamak mümkün değildir. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 'uçan kuştan hile sezen' Köroğlu mantığıyla, Can Dündar'ın 'Canlı Gaste' programında niçin itiraz ettiklerini şöyle gerekçelendirmiştir [mealen aktarıyorum] 'Efendim, bunlar iktidardan düştükten sonra artık dokunulmazlık imtiyazından yararlanamayacakları için, bugünden önlemini almak, dolayısıyla yargı sisteminin yapısını değiştirmek istiyorlar!' Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, AK Partili bakan ve milletvekilleri hakkında birçok yolsuzluk dosyası bulunduğunu, dokunulmazlıkları kalkar kalkmaz da mahkemelerin yolunu tutmak durumunda kalacakları için hükümetin Anayasa'nın yargı erki ile ilgili maddelerini değiştirmek istediğini öne sürerken, meseleyi ne kertede basit bir idrakle yorumladığının farkında görünmüyor...

Baykal, işte tastamam bu gerekçeyle Anayasa değişikliklerini Anayasa Mahkemesi'ne götüreceklerini bildiriyor ki, bu referandum yolunu kapatmak için işi yüksek mahkemeye havale etmektir. Açıkça anlaşılan şudur: CHP, millete değil, bürokrasiye güvenmektedir! Halkın oyundan değil, bürokratik mekanizmadan meded ummaktadır!

Anayasa Mahkemesi'ne CHP'nin yapacağı bu iptal müracaatı, aslında CHP liderinin ve CHP'nin yönetici kadrolarının demokrasi konusunda bilinçdışılarında çöreklenmiş ve bastırılmış endişelerini okumak bakımından semptomal bir davranıştır. Semptomal, evet, çünkü şayet referandumun Anayasa değişikliklerine 'Hayır' oyuyla sonuçlanacağından hiç de emin değildirler! Emin olmamak şöyle dursun, tam tersine, Türk halkının bu değişikliklere büyük çoğunlukla 'evet' diyeceğini hesaplamaktadırlar!

CHP'nin TBMM'de kabul edilmiş olan Anayasa değişikliklerinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağını açıklamakla millet iradesine bir eylemle iki kere hakaret ettiğini görmemiz gerekiyor;-şöyle:

1) TBMM, millet iradesini temsil eden kurumdur ve CHP, TBMM'yi, dolayısıyla millet iradesini gözardı ederek Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaktadır.

2) Anayasa Mahkemesi bu değişiklikleri iptal ederse, hükümetin referanduma gitme imkânı ortadan kalkmakta, dolayısıyla da millet iradesinin önü bir kez daha kesilmiş olmaktadır.

Denecektir ki, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemekle yükümlü bir kurumdur; dolayısıyla TBMM'nin onayladığı değişiklikleri reddederse Mahkeme'nin, millet iradesini gözardı etmiş olması gibi bir durum sözkonusu olmaz. Ama burada unutulmaması gereken husus, bu defa Anayasa Mahkemesi'ne iptal için gönderilenin, herhangi bir yasa değil, Anayasa olduğudur. Anayasa Mahkemesi, TBMM'de kabul edilmiş olan Anayasa değişikliklerini ancak Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine aykırı bulduğu takdirde iptal edebilir. Değiştirilen maddelerin, Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine aykırılığı ise, elbette sözkonusu değildir.

CHP, Türkiye'de demokrasinin önünü kapatmak, millet iradesinin yerine bürokratik idareyi hakim kılmak arzusundan vazgeçmeye hiç niyetli görünmüyor. CHP, Anayasa değişikliklerini kendini helak edercesine iptal ettirmek gayreti içine gireceğine, AK Parti'nin, anti-laik faaliyetlerin odağı haline geldiği iddiasına Danıştay saldırısını delil olarak gösteren Yargıtay Başsavcısı hakkında suç duyurusunda bulunmalıdır.

Yoksa Yargıtay Başsavcısı hakkında suç duyurusunda bulunmak da sivil bürokratik yasaklardan mıdır? h.yavuz@zaman.com.tr

Zaman

Bu makale 234 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Ankara'nın 'İklim'i
» Ne olacak bu üniversitelerimizin hâli?
» Hizipçi Memur Partisi: CHP
» Atatürk'le İnönü'nün arası neden açıldı?
» CHP, Gerçekten 'Demokrat' mıdır?
» 'Zihin açılımı'
» 1 Mayıs 1959 tarihinde Uşak'ta ne olmuştu?
» Siyaseti vesayet altına almak
» Kadro ve Yön: Ergenekon'un teorik temelleri
» Malatya İzlenimleri (2)
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı