| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Bir süredir Sinan Çetin’li bir çay reklamı dönüyor ekranlarda… Sinan Çetin’i zaten her dönemin silahşörü olması özelliğiyle tanımayan yok adeta. Bir dönem solcu, bir dönem sıkı Özal’cı, ardından ise Tansu Çiller hayranı olarak çıkmıştı karşımıza. Şimdilerde ise koyu bir Akp sevdalısı olarak vitrinde. Ve hayatında “Çiçek Abbas” dışında hiçbir kayda değer filme imza atmamış olmasına rağmen, kaldı ki bu filmin başarısı da yönetmenden değil Yavuz Turgul’un senaryo dehası ve Şener Şen ile İlyas Salman’ın büyük oyunculuğundan kaynaklanıyor, yönetmen denildiğinde ilk akla gelen isimlerden birisi maalesef. Oysa yükselebilmek, bir yerlerden biraz daha nemalanmak adına kirletmeyeceği hiç bir değer yok. İslam dini de dahil olmak üzere, tüm inanç sistemlerinin ya da ahlaki değerlerin kolayca üstünü çizebilecek bir yapıya sahip. İşte bu yüzden o sakallı entelektüel imajının altında “kazanmak” duygusunun vahşice kışkırttığı çarpık hezeyanlar gizli. Bir röportajında söylediği “Hayatta en nefret ettiğim ses miting meydanlarında haykıran işsiz güçsüzlerin çıkardığı seslerdir” diyen Sinan Çetin’in tek başarı kriteri, ezilenlere ve sosyal devlete öfke duyan pek çoklarında olduğu gibi, para kazanmak. İşte bu yüzden Ayn Rand’ın kitaplarını basarak Türkiye düşünce tarihine eşi benzeri olmamış bir katkı sağlamış olan! yayınevinin sahibi olması hiç de şaşırtıcı değil aslında. Üstelik insanların sömürülmesini zerre kadar dert etmemiş olan Ayn Rand’tan arakladığı düşünceler bir yana, kendi servetini meşrulaştırmak için ettiği saçma sapan konuşmalar da cabası. Sanki çok büyük bir fikir adamıymış gibi kendinden emin halleri, binlerce kez yinelenen o neo-liberal zırvaları sanki ilk kez söyleniyormuş gibi bir havayla söylemesi, çok bilgisi varmış gibi dünya sistemleri üzerine atıp tutması, binlerce kitap okuyan insanlar dahi bu kadar net çıkışlar yapmazken “Theodor Adorno aslında salağın tekiymiş” türünden saçma sapan çıkışları ile de sabırları zorluyor. Sadece sabırları zorlamakla kalmıyor, günümüz Türkiye’sinde artık ne tür adamların prim yaptığını da gösteriyor bizlere. Zira Sinan Çetin, mükafatını alıyor da. TRT’ye yaptığı tonla işin yanı sıra, bir sürü tanıtım olayına da imza atıyor. En son, ne sıfatla bilinmez ama, uluslar arası alanda almış olduğu bir tane adam gibi ödül olmamasına rağmen Abdullah Gül’ün peşine takılıp Hindistan’a gitti ve milyon dolarlık iş anlaşmaları imzalayarak tekrar gündeme geldi. Bir de, Haliç Camialtı Tersanesi’nin arazisini kapatma hevesine kapıldı ki, İstanbul’un göbeğindeki 300 dönümlük güzelim arazinin kendisine tahsis edilmesi için Abdullah Gül’den söz bile almış deniliyor. Son olarak ise, çok yoğun biçimde ekranlarda dönmekte olan çay reklamı ile karşımıza çıkıyor. Mevlana’nın sözleriyle süslenmiş bir reklam filminde boy gösteriyor. Reklam “Yıllardır Anadolu’yu geziyorum” sözleriyle başlıyor… Ve şimdiye kadar hiçbir filminde Anadolu insanın derdine tasasına değinmemiş olan Cihangir’li lümpen Sinan Çetin bu kez, filmlerinde daima Anadolu’yu çeken halkçı bir yönetmen imajıyla çıkıyor karşımıza… Dini değerlerin ticari bir meta haline geldiği, halkın kutsalların basit birer kazanç kapısına dönüştürüldüğü ülkemizde, bir 'manevi değer istismarı' da Sinan Çetin’den geliyor. Arka fonda “bir lokma bir hırka” felsefesini şiar edinmiş olan semazenler ticari birer figür olarak dönerken, önde Sinan Çetin “Rumi” olarak adlandırdığı Mevlana’dan sözler eşliğinde Anadolu insanının kadirşinaslığından dem vuruyor. Mevlana’yı böyle ucuz bir reklam filmine alet ederek, onu ayaklar altına alıyor. Ve o övgüler düzdüğü kapitalist sistemde satılamayacak hiçbir değer olmadığını gösteriyor bizlere… Her şeyin ama her şeyin satılık olabileceğini görüyorsunuz… Ve bizlere Mevlana eşliğinde, popülist bir halk adamı imajını yutturmaya çalışırken, bir yandan da çaktırmadan verilmeye çalışılan ucuz siyasi mesajlarla iktidara göz kırpmaya devam ediyor. Velhasıl reklam filmini izlediğinizde neye sinir olacağınızı bilemiyorsunuz… Anadolu insanın duygularını sonuna kadar sömürmekte beis görmeyen bir adamın 3 kutu daha fazla çay sattırmak için Mevlana ağzından İslami değerleri bu kadar küstahça ayaklar altına alıp reklam malzemesi yapmasına mı, yoksa iktidara verilen ve karşılığını da bolca aldığı bu “sevimli” pozlara mı? Ancak şaşılacak bir şey yok aslına bakarsanız… Zira devir artık bu adamların devri… Dönemin ruhu işportacılık ve tezgahını halkın değerleriyle en iyi dolduran en çok da satışı yapıyor… Ancak yine de insan sormadan edemiyor; Gün gelip de, artık Sinan Çetin gibi adamlara gerek kalmadığında, kendisi bu kez ne tür filmler çevirme peşine düşecek acaba? perenbirsaygili@gmail.com Bu makale 3,045 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |