Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Fikret Bila
Fikret Bila
Davutoğlu diasporayla görüşmeye hazır
Fikret Bila

Davutoğlu diasporayla görüşmeye hazır

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, yüzünden tebessüm eksik olmayan bir siyasetçi. Yüzünden eksik etmediği tebessüme rağmen zaman zaman çok sert tepkiler de verebiliyor ama genel yaklaşımı bardağa dolu tarafından bakmak...

CNN Türk’teki Ankara Kulisi’ne Murat Yetkin’le birlikte konuk ettiğimiz Davutoğlu’nun, ABD ile yaşanan son Ermeni gerilimine yaklaşımı da bu çerçeve içinde oldu. Bir yandan Washington Büyükelçisi Namık Tan’ı “istişare” için geri çağırırken, bir yandan da ABD’de Ermeni diasporasına sıcak mesajlar gönderdi.

Diasporanın makul Ermenileri

Davutoğlu, yaşanan sorun ne kadar ağır olursa olsun taraflar arasında doğrudan temasın esas olması gerektiğini savunuyor. Protestocu gruplara dahi böyle yaklaşılması gerektiğini söylüyor.

Washington’la yaşanan Ermeni sorununu değerlendirirken, diasporaya şu mesajı verdi:

“Biz sadece Ermenistan’la ilişkileri düzeltmek istemiyoruz. Aynı zamanda diasporadaki Ermenilerle de temasa geçmek istiyoruz. Bu noktada bütün Ermenilere tek bir kategoride yaklaşmak, tek bir kitle olarak görmek yanlış olur. Bunu iyi anlayalım. Diyalog kurabileceğimiz Ermeni toplulukları olacaktır. Hrant Dink’in vefatından sonra diasporadan gelip cenazeye katılan çok öncü isimlerin Türk halkının Dink’e sahip çıkmasından duydukları hissiyatı ifade ettiklerine bizzat şahit oldum. Kafalardaki, zihinlerdeki imajı değiştirmemiz lazım.”

Türk Dışişleri Bakanı’nın ABD’deki Ermeni diasporasıyla temasa geçmek istemesi, “Ermeni açılımı”nda yeni bir hamle olarak görülebilir. ABD yönetimi, İsveç gibi Ankara’yı tatmin edecek bir açıklama yapar veya tutum alırsa; Büyükelçi Tan, Washington’a döneceği gibi diaspora dahil Ermenilerle temas hızlanabilir.

‘Adil hafıza’

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, söyleşimizde, Ermenilerden “adil hafıza” yaklaşımı beklediğini söyledi. Davutoğlu, “adil hafıza”dan ne kastettiğini de şöyle açıkladı:

“Eğer protokolleri imzaladığımız gün Sayın Nalbantyan kabul etseydi, bir konuşma hazırlamıştım. O konuşmayı bir tek kavram üzerine oturtmuştum: Adil hafıza! Kilit kavram bu. Yani bütün o tarihe tek taraflı bir hafızayla bakmamak. Biz, Ermenilerin neler yaşadığını, neler hissettiğini anlamak için empati yapmalıyız ama onlar da bizim hafızamıza saygı göstermeliler. Kendi hafızalarına saygı beklerken, tek taraflı hafıza kurmamalılar. 1915 yılı bir tehcir yılı olabilir ama bizim için aynı zamanda bir Çanakkale’dir. Çanakkale’yi özellikle vurguladım. Sadece Çanakkale’yi değil aynı zamanda İstanbul’u savunuyorlardı. Varoluş mücadelesi yürüten bir ülkeden söz ediyoruz. O cephede sadece Türkler yoktu. Balkanlar’dan, Irak’ın değişik bölgelerinden gelenler vardı. Hatta Hıristiyan vatandaşlarımız ve Ermeniler de vardı.”

‘Psikolojik bariyerler aşılmalı’

Davutoğlu, Türklerle Ermenilerin, aralarında psikolojik bariyerleri aşmaları gerektiğini de vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“İşin psikolojik boyutu var. Hukuki boyutu var. Siyasi ve tarihi boyutu var. Türkler ve Ermeniler gerçekten bir barış dönemi başlatacaklarsa bariyerleri aşmaları lazım. 10 asra yakın, Malazgirt’e kadar giden bir birliktelik var. Son çeyrek asra kadar olan ilişki çok barışçıl bir ilişki. Burada en önemli şey, hukuki ve siyasi tedbirleri ne kadar alırsanız alın, psikolojik olarak o bariyeri aşmak.”

‘Sabırla ve öfkelenmeden’

Davutoğlu, bundan sonra izlenmesi gereken yolu da şöyle özetledi:

“Eğer aydınlar, siyasetçiler üzerlerine düşenleri yaparlarsa yeni ve belki de daha köklü bir barış dönemi önümüzde duruyor. Ama bu olmazsa, bu statükodan beslenen, diasporanın oluşturduğu sektörden rant sağlayanlara mahkûm olursak; o kesimler öne çıkarsa tabii ki barış sağlamak zor olur. Bizim şimdi sabırla, öfkelenmeden, milli onurumuza sahip çıkarak, hiçbir tarih bilgisine sahip olmadan, sadece birkaç lobinin desteğini almak üzere şu veya bu yönde oy kullanan komite üyelerinin tutumuna mahkûm olmadan bunu yapmamız lazım.”

Milliyet

Bu makale 278 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Esat halkını seviyorsa...
» Her şey var, ama ‘demokrasi’ yok
» Basın özgürlüğü kirlenirse yaptıklarınız da gözükmez
» Soykırım yapacak adam kendi adamını asar mı?
» Malta belgeleri açıklanırsa gerçek görülür
» Davutoğlu: “Rus gelinlerin sayısı artsın istiyorum”
» Davutoğlu: AB ikiyüzlü
» Türklerin ve Ermenilerin acılarında Fransa’nın rolü yok mu?
» En iyi dersi Orhan Dink verdi
» Akla ziyan bir tasarı
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı