Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Nasuhi Güngör
Nasuhi Güngör
Kraliçe’nin ruhu ve Türkiye
Nasuhi Güngör

Kraliçe’nin ruhu ve Türkiye

Son yıllarda Türkiye ve İngiltere arasındaki diplomatik trafikte gözle görülür bir artış var. Bu yoğunluk, İngiltere’nin küresel ekonomik krizin ardından üstlendiği öncü rolle birlikte daha anlamlı hale geliyor.

Hatırlarsanız iki yıl once Kraliçe II. Elizabeth ülkemize gelmiş ve bu ziyaret ülkemizde günlerce tartışılmıştı! Kraliçenin ne giydiğinden nasıl yürüdüğüne kadar pekçok meselede aydınlanmış, lakin bu ziyaretin ne anlama geldiği üzerinde pek fazla kafa yormamıştık. Oysa Kraliçe’nin ziyareti, yeni bir dönemi başlatmıyordu. Başlamış olan dönemi ‘taçlandırıyor’du.

Bir hatırlatma daha. Türkiye ve İngiltere arasında 2007 yılı Ekim ayında ‘stratejik ortaklık’ anlaşması imzalandı. Başbakan Tayyip Erdoğan ve İngiltere Başbakanı Gordon Brown’ın imza attığı bu anlaşma, enerjiden ekonomiye, Irak’tan Kafkaslara, Avrupa Birliği’nden terörle mücadeleye kadar pekçok alanda kapsamlı bir işbirliğine işaret ediyordu.

***

İngiltere’nin ‘dünya sistemi’nin öncülüğünü gerçekten ABD’ye bırakıp bırakmadığı, sıkça tartışılan bir tezdir. Hatta işin sadece gövdesini Amerika’nın, beynini ise İngilizlerin üstlendiği yönünde tezler de vardır. İngiltere ve ABD’nin bazı kilit ülkeler üzerinde çatışma halinde olduğu, zaman zaman birinin ötekinden rövanş aldığı yönündeki tartışmaları da buraya ekleyebiliriz.

Türkiye, neresinden bakarsanız bakın bulunduğu bölgede giderek daha önemli bir ülke haline geliyor. Dolayısıyla hemen her uluslararası denklemde bir şekilde kendisine rol ya da pay biçiliyor.

Ermeni tasarısının ABD’de Dış İlişkiler Komitesi’nde bir oy farkla da olsa kabul edilmesiyle başlayan kriz, henüz büyük çapta bir gerginliğe neden olmasa da, iki ülke arasında bir soğukluk meydana getirdiği açık.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bu haftaki İngiltere ziyareti ve oradan gelen ‘Ermeni tasarısı bizden geçmez’ mesajı, bu noktada daha dikkat çekici hale geliyor.

Büyük resimde çok önemli bir kare daha var. Irak’ta pekçok denklemde adı geçen eski Başbakan Iyad Allavi, seçim yarışında beklenenden daha yüksek düzeyde oyla iktidar oyununda önemli bir aktör haline geldi. Iyad Allavi’yi İngiltere’den bağımsız okumak zor. Bunun üzerine, bir de Ankara’nın Allavi’ye sıcak duruşunu eklersek tablo biraz daha netleşir.

***

Bir de Başbakan Erdoğan’ın ziyaretiyle neredeyse eş zamanlı olarak yayınlanan bir yazıya dikkat çekelim. Financial Times Gazetesi’nde yayınlanan analizin tezleri hayli dikkat çekici. Öncelikle AK Parti’nin alternatifsizliğine dikkat çekilerek şu yorum yapılıyor:

‘Türkiye’de birçok partide de görülen ‘şımarma hakkı’, AK Parti’de ‘Biz kazandık şimdi sıra bizde’ şeklinde görülüyor.’

Türkiye’deki muhalefete ise çok daha sert bir eleştiri var: ‘Muhalefetin iktidara gelmek için mücadele etmekteki tembelliği ve artık seçim kazanamaması nedeniyle ordu ve mahkemelere başvuruyor. Ancak muhalefet partileri gerçek partiler değil. Büyük egoya sahip, ama küçülen tarikatlar gibiler.’

CHP’nin ve Deniz Baykal’ın değerlendirmesi ise çok daha çarpıcı: ‘Atatürk’ün CHP’si yaşlanmış ve liberallikten uzak Deniz Baykal yönetiminde dümensiz bir kalıntı gibi. Ve genç Türkiye’ye çekici gelmekten çok uzak.’ (Bu önemli haber-analizin ayrıntıları için iyibilgi.com adlı internet sitesine bakabilirsiniz.)

Herhalde önümüzdeki dönemde İngiliz basınına daha yakından bakmak gerekecek. İki ülke arasındaki ilişkinin yeni bir zemine oturduğu ve bunun bölgesel düzeyde pekçok gelişmenin de altyapısını oluşturacağı çok açık.

Star

Bu makale 456 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Suriye kimin umurunda
» Türkiye hangi blokta?
» Suriye Kürtleri Erbil’de
» Bölünmek ve büyümek
» Maliki neye malik?
» Müdahil ve güçlü Türkiye
» Türkiye-İran nereye?
» Beyrut’tan bölgeye mesaj
» İç barış, bölgesel hamle
» Irak artık İran mıdır?
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı