| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’de insan haklarının durumunu konu alan son raporunu okuyan bir yabancının, özellikle Kürt sorununa ilişkin bölümlerde zihninin karışmaması mümkün değildir. Çünkü, birbiriyle çelişen iki farklı tabloya projektör tutuluyor bu raporda. Birinci tabloda, Kürtçe dilinin kullanımıyla ilgili olumlu gelişmeler sıralanıyor, bu bağlamda TRT-Şeş kanalının devreye girmesi, hapishanelere Kürtçe konuşma yasağına getirilen serbesti, ailelerin çocuklarına Kürtçe isim vermelerindeki rahatlama, bir üniversitede Kürtçe okutulacak olması gibi adımların geniş bir listesi veriliyor. Tablonun ikinci yüzünde ise “Kürtçe konuştukları için vatandaşların baskılara maruz kaldıkları, polis ve yargının DTP ve BDP üyeleri üzerindeki baskılarını artırdığı, bu partilere mensup bin dolayında şahıs hakkında dava açıldığı” gibi saptamalar var. Rapor, bu bölümde oldukça eleştirel bir içerik kazanıyor, “Kürt milliyetçiliğine sempati duyan insanların ifade özgürlüğünün sınırlandırıldığı”, “Jandarma ve polisin keyfi gözaltılar ve sözlü saldırılarla DTP üyelerini ve DTP’ye sempati gösteren köylüleri taciz ettiği” gibi gözlemlere de yer veriyor. Kürtlere dönük olumsuzluklar faslında sayısız örnek var raporda. ALEVİLERE DENGELİ BAKIŞ Raporun Alevileri konu alan bölümünde de benzer bir “ikili” tablo karşımıza çıkıyor. Bir tarafta Alevilerin haklarıyla ilgili tartışmanın genişlediğini, bazı adımların atıldığını, diğer tarafta Alevilerin şikâyetlerinin gündemde geniş bir yer tutmaya devam ettiğini görüyorsunuz. ABD Dışişleri, bu noktada hükümetin görüşleri ile hükümete muhalif Alevi örgütlerinin karşı görüşlerini yan yana koyarak tam bir denge noktasında duruyor. Raporda, örneğin hem hükümetin Alevilerin sorunlarını çözüme kavuşturma yönünde adımlar attığı, örneğin çalıştaylar düzenlendiği anlatılıyor, hem de bazı Alevi grupların bu çalıştayların bütün Alevilerin beklentilerini karşılamadığı yolundaki muhalefet şerhleri aktarılıyor. HIRİSTİYANLAR TACİZ EDİLİYOR Raporun tümüne hâkim olan “madalyonun her iki yüzünü de gösterme” çabası, bugünün Türkiye’sinde dindarlığın toplumun bazı kesimleri için avantaj, bazı kesimleri için de pekala dezavantaja dönüşebileceğini gösteren bir çerçeveyi de beraberinde getiriyor. Örneğin, bir tarafta ordunun dindar kişileri kurumdan uzaklaştırdığını anlatırken, bir sonraki paragrafta İslam’ın gereklerini yerine getirmeyen bazı memurların ayrımcılığa hedef olduğu yolundaki -teyit edilmemiş- haberleri de hatırlatıyor ABD Dışişleri. Raporda Türkiye’nin asıl canını sıkacak olan başlık, Hıristiyanlara yapılan baskıları konu alan bölüm. ABD Dışişleri, kilise inşaatına onay için belli bir yüzölçümü oranı aranırken, aynı koşulun cami yapımında gözetilmemesindeki çelişkiye dikkat çekiyor örneğin. Ayrıca, pek çok şehirde Hıristiyan ailelerinin muhtelif şekillerde “hükümet kaynaklı tacizlere” (governmental harassment) uğradıkları gibi sıkıntı yaratıcı bir saptamaya da yer veriliyor. ANTİSEMİTİZM KADIN HAKLARI Antisemitizm başlığında ise yine sorunlu bir fotoğraf çekiliyor. Bu bölümde web sitelerinde ve gazetelerde antisemitizmin yapıldığı, aynı zamanda Yahudilere karşı “toplumsal ayrımcılık ve husumetin devam ettiğine” ilişkin haberlerin sürmekte olduğu vurgulanıyor. Diplomatik bir dille “Türkiye’de antisemitizm sürüyor” mesajı veriliyor. Raporda eleştirinin cömertçe ifade edildiği başlıklardan biri de kadın hakları konusu. Bu bölümde “Her ne kadar kadınlar yasalar karşısında eşit haklara sahip olsalar da, resmi ve toplumsal düzeyde ayrımcılık yaygındır” deniliyor. Keza, aile içi şiddet ve tecavüz de “ciddi ve yaygın bir sorun” olarak aktarılıyor, hükümetin bu alandaki yasaları etkili bir şekilde uygulamadığı yine bir eleştiri olarak kayda geçiriliyor. Yasaların uygulanmadığı alanlara “çocuk istihdamı” da eklenebilir. YOLSUZLUKLAR SÜRÜYOR ABD Dışişleri raporunda, yolsuzluklar konusu da yine hükümetin canını sıkacak bir içerik taşıyor; çünkü aynen şöyle diyor: “Yasaların resmi düzeyde yolsuzlukları yasaklamasına karşılık, hükümet bu yasaları etkili bir şekilde uygulamamış ve bazı yetkililer herhangi bir yaptırım görmeksizin yolsuzluk işlerine karışmışlardır. Dünya Bankası yönetişim göstergeleri de yolsuzluğun bir sorun olarak devam ettiğine işaret etmektedir.” Neresinden bakılırsa bakılsın, bu raporu okuyan bir yabancının Türkiye hakkında çok olumlu bir fikir edinmesi zor gibi gözüküyor. HürriyetBu makale 205 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |