Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
8 Şubat 2012, Çarşamba
 DÖVİZ KURLARI : 
Erdal Şafak
Erdal Şafak
Sömürgecilik
Erdal Şafak

Sömürgecilik

Kongo ve Kamerun'u kapsayan Afrika gezisini sürdüren Cumhurbaşkanı Gül, "Türkiye'nin geçmişinde sömürgecilik olmadığını" söyledi. Hem doğru, hem yanlış.

Doğru; çünkü Osmanlı yüzyıllar boyunca Afrika'da varlığını sürdürmesine rağmen, kesinlikle "Kolonyalist" veya "Emperyalist" bir devlet politikası izlemedi. Cezayir ve Tunus sadece Osmanlı himayesi altındaki diyarlardı. Libya ve Mısır ise Osmanlı sınırları içinde gösteriliyordu ama yerinden yönetiliyordu.

Yanlış; çünkü Osmanlı sömürgeci devlet olmadı ama Afrika kıtasının sömürgeci güçler tarafından paylaşılmasına, hatta yağmalanmasına tanıklık etti. Ve de paylaşım anlaşmasına imza koydu.

Ne zaman? 15 Kasım 1884 ile 26 Şubat 1885 tarihleri arasında yapılan Berlin Konferansı'nda. Şansölye Otto von Bismarck'ın girişimiyle düzenlenen ve tek gündem maddesi"Sömürgeci güçlerin Afrika'yı aralarında kan dökmeden paylaşmaları" olarak belirlenen Berlin Konferansı'na 14 devletin temsilcileri katıldı. Sayalım: Almanya, Avusturya- Macaristan, İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya, Belçika, Danimarka, Hollanda, Portekiz, Rusya, İsveç-Norveç, ABD ve Osmanlı İmparatorluğu.

Sömürgeciliğe uluslararası meşruiyet kazandıran bu konferansın sonunda imzalanan 38 maddelik anlaşmayla yağmanın kuralları da belirlendi: "Afrika'nın herhangi bir yerinde karaya çıkan bir Avrupalı güç, daha önce bir başka gücün denetimine aldığı bölgenin sınırına kadar ilerleyip kendi toprağı ilan edebilir..." Gül'ün ziyaret ettiği Kongo ise Belçika Kralı II. Leopold'ün kişisel mülkiyetinde sözde bağımsız bir devlet olarak kabul edildi. (Not: Osmanlı, Belçika Kralı unvanına Kongo İmparatoru'nu da ekleyen II. Leopold'ü hem Mecidiye, hem de birinci dereceden Osmaniye madalyalarıyla ödüllendirdi.)

Savaşı tetikleyen konferans

Sonuçta şöyle bir Afrika haritası doğdu:

İngiltere'nin sömürgeleri: Mısır, Sudan, Kenya, Uganda, Tanzanya'nın bir bölümü, Zanzibar, Güney Afrika, Gambiya, Sierra- Leone, Nijerya, Botswana, Rodezya (Günümüzde Zimbabve), Zambiya, Altın Kıyı (Günümüzdeki Gana), Malavi.

Fransa'nın sömürgeleri: Cezayir, Tunus, Fas, Moritanya, Senegal, Mali, Gine, Fildişi Kıyısı, Nijer, Yukarı Volta, Benin, Gabon, Orta Kongo, Çad, Orta Afrika, Cibuti, Madagaskar, Komor Adaları.

Almanya'nın kolonileri: Kamerun, Burundi, Rwanda, Tanzanya'nın batı bölümü, Namibya, Togoland (Günümüzdeki Togo ile Gana'nın doğu bölümü)

İtalya'nın payı: Libya, Eritre, Somali.

Portekiz'in toprakları: Angola, Mozambik, Gine-Bissau, Yeşil Burun, Sao-Tome ve Principe adaları.

İspanya'nın el koydukları: Batı Sahra, Ceuta, Melilla, Ekvator Ginesi.

Belçika'nın payına düşen: Kongo.

Osmanlı İmparatorluğu aslında Berlin Konferansı'na katılarak kendi sonunu hazırladı. Çünkü o konferansta belirlenen "Paylaşım kuralları"na rağmen sömürgeci güçler arasında gerilimler, sürtüşmeler, çatışmalar hiç eksik olmadı: Mısır'da İngiltere-Fransa krizi, Tunus'ta İtalya-Fransa çekişmesi, Fas'ta Almanya-Fransa bunalımı.

Tarihçiler özellikle Fas'tan pay isteyen Almanya ile bu talebe direnen Fransa arasındaki krizi Birinci Dünya Savaşı'nın tetikleyicisi olarak görüyorlar. Çünkü iki devlette de "Bu işi sonunda kan temizleyecek" anlayışı egemen olmuştu.

Sonrası malum... Avusturya-Macaristan tahtının veliahtı Arşidük François-Ferdinand'ın 28 Haziran 1914'te Saraybosna'da öldürülmesi ve kıyametin kopması...

Aslında Birinci Dünya Savaşı, Berlin Kongresi'nde barışçı yollardan sağlanamayan "Paylaşım"ın silahla çözümünden başka bir şey değildi.

Ve o savaş sadece Afrika'daki sömürgelerin el değiştirmesine yol açmakla kalmadı; mağlup imparatorlukların da çözülmesine, paylaşılmasına neden oldu. En başta da Osmanlı İmparatorluğu'nun.

Bu açıdan bakıldığında, Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan barış anlaşmaları (Almanya'yla Versailles, Avusturya'yla Saint- Germain, Bulgaristan'la Neuilly, Macaristan'la Trianon, Osmanlı'yla Sevr), Berlin Konferansı'nın devamı oldu. Cumhurbaşkanı Gül'ün dediği gibi, "Türkiye'nin (Osmanlı) geçmişinde sömürgecilik yok." Ama sömürgeciliği önle(ye)meyerek, Berlin'de paylaşım pazarlığına tanıklık ederek, sömürgecilerin tuzağına düştü...

Sabah

Bu makale 218 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Bahar sarhoşluğu
» Bir suikastın anatomisi
» Kurşun sıkmak
» Sisler arasından
» Paris'ten bir mail
» Uzakdoğu'dan iki füze
» Sıradakiler
» Lanetliler
» Matruşka
» AİHM gözüyle
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı