Haber10 Arama
  SON HABERLER
Mehmet Kamış
Mehmet Kamış
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Ya devlet başa ya kuzgun leşe

Şu anda bazı generallerin yargılanması, bazı generaller hakkında da dava açılması kimi çevrelerde büyük bir şaşkınlıkla karşılanıyor.

Onlara göre, generaller darbe yapıp başarılı olurlarsa yapacak bir şey yok, darbe haklı ve ülkeyi kurtarmak için yapılmıştır. Eğer başarısız olurlarsa, yani şartları darbe için tam uygun hale getirememişlerse paşa paşa emekliliğini yaşarlar. Bu işin olması gerekeni budur! Darbe girişimleri başarılı olamamış bu generaller, bir yanda huzur içinde emekliliğini yaşarlarken, diğer yanda büyük holdinglerin yönetim kurulu üyeliklerinde ne olduğu pek de belli olmayan görevlerini icra ederler.

Şener Eruygur'un, Hurşit Tolon'un, Çetin Doğan'ın, İbrahim Fırtına ya da Ergin Saygun'un darbe girişimleri başarılı olamadı. O halde yapılacak bir şey vardır; o da emekli olup devlet korumasına girmektir. Gerçi bizim binlerce yıllık devlet geleneğimizde bu durum, "Ya devlet başa ya kuzgun leşe'' sözüyle ifade edilmiştir. Ama bu anlayış son kırk yıldır geçerliliğini yitirmişti. Söz, 'Ya devlet başa ya emekliliğini yaşa'ya dönüşmüştü. Bu nedenle savcıların olayların üzerine gitmesi, gayri nizami oluşumları eşelemesi ve altından dehşet gerçekleri ortaya çıkarması bir hayli şaşırtıcı bulunuyor.

Herhalde bunun içindir; Ergenekon terör örgütü suçlamasından önce tutuklanan daha sonra sağlık sebeplerinden tutuksuz yargılanan emekli Paşa Hurşit Tolon, Genelkurmay Başkanı'nın hemen arkasında fotoğraflara girmekte bir sakınca görmüyor. Hakkında büyük bir suçlama bulunan Hurşit Tolon'u, harbiyelilere yaptığı konuşmada hemen arkasına alan Genelkurmay Başkanı, bunun nasıl bir hukuk skandalı olduğunu bilmiyor mu acaba? Bu da yetmiyor, Hurşit Tolon'u bu kez de resepsiyonda Genelkurmay Başkanı'nın yanı başında görüyoruz.

Aynı şekilde 'Ergenekon terör örgütüne üyelik' gerekçesiyle hakkında dava açılan 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk'i arabasına alan Genelkurmay Başkanı, olayları kendisine soruyor. Berk de iddiaların doğru olmadığını söylüyor. Buna mutlak surette inanan Başbuğ, paşayı her yerde savunuyor. Ancak bu durum başka bir tezat doğuruyor. Aralarında Adli Tıp'ın, Emniyet Kriminal'in, TÜBİTAK'ın ve Jandarma Kriminal'in de bulunduğu pek çok kurum Dursun Çiçek'in imzasının gerçek olduğunu belgelemesine rağmen, bunlara inanmayan Başbuğ, Saldıray Berk'in iki dudağı arasından çıkan söze itibar ediyor. Üstelik o sözün aleyhine bunca olay, delil, tanık ve savcılık iddianamesi ortada dururken...

Türkiye, demokratikleşmenin sıkıntılarını yaşıyor. Devleti yönetenler yıllar içinde oluşturdukları gayri nizami usulleri terk etmek zorunda kalıyor. Her şeye rağmen demokratik teamüller ve hukukun üstünlüğü etkinliğini artırıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bunda Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un da hatırı sayılır katkıları var. Ancak diğer taraftan, hukukun yargıladığı, kanunun hesaba çektiği insanlara Başbuğ'un bu kadar kol kanat germesi hem TSK'yı yıpratıyor hem de kendisini. Kanun dışı temayülleri olanlara da cesaret veriyor.

Oysa kanuni olmayan yollarla devlet başına geçmek isteyen herkesin şu atasözünü hiç aklından çıkarmaması lazım: "Ya devlet başa ya da kuzgun leşe.'' Bugün kuzgun leşin yerini hukukun hesap sorması almıştır. Her darbe girişiminin bir hesap verme zamanı vardır. Hesap sorulmayan her girişim yeni bir girişimin önünü açar. Türkiye bu nedenle adını bile sayamadığımız kadar çok darbe girişimine maruz kalmıştır.

TSK'nın itibarını korumak istiyorsa İlker Paşa'nın yapacağı en önemli iş; hakkında dava açılan, darbe ya da herhangi bir suçtan dolayı yargılanan kişilerin en azından aklanıncaya kadar, arkasında fotoğraf çektirmelerine müsaade etmemesidir. Bunlarla ilgili konuşmak yerine kamuoyu önünde hiç değilse sükût etmesidir.

Zaman
Bu makale toplam 491 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.5080, Satış 1.5180; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.9600, Satış 1.9750
kitapadresi.com
2004 - 2010 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: (212) 280 26 00 | Faks : (212) 280 89 09 | haber10@gmail.com