Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
8 Şubat 2012, Çarşamba
 DÖVİZ KURLARI : 
Mehmet Ali Birand
Mehmet Ali Birand
Org.Başbuğ’un hakkını yememeliyiz
Mehmet Ali Birand

Org.Başbuğ’un hakkını yememeliyiz

Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetlerini en fırtınalı havada yönetmesini bildi. Hem içerden, hem de dışardan gelen baskılara göğüs germesini bildiği gibi, yargıya meydan okumadı, iktidara baş kaldırma anlamına gelecek adımlar atmadı. Uluslararası değişen koşulları, Washington ve Avrupa’da esen rüzgarları iyi okudu. İlerde daha da iyi değerlendirilecektir, ancak bugün için de, TSK’yı yavaş yavaş durgun sulara doğru götürüyor.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu ülkedeki konumu, 2006 yılından bu yana dramatik bir değişimden geçiyor. Özellikle son iki yıldır bu süreç giderek daha da hızlandı. Artık, geçmiş yıllardaki TSK yok. Artık TSK’nın iç politikaları şekillendirmesi, TSK’nın dış politikadaki ağırlığı kalmadı.

Bu noktaya gelinmesi hiç kolay olmadı.

Üstelik henüz yolun da sonuna gelinmedi.

Değişimin hızlandığı son iki yılda, bu büyük kurumun dümeninde Org. Başbuğ vardı. Bence, iyi ki de o vardı. Zira bu ülkenin istikrarını bozabilecek birçok yol kazalarının, Başbuğ’un tutumu sayesinde önlenebildiğine inanıyorum.

Fırtına, Silahlı Kuvvetlerin içinde bulunduğu gemiyi oradan oraya savururken, içerisi birbirine giriyordu. Alışılmamış bir şeyler yaşanıyor, emekli komutanlar gözaltına alınıyor, sivil savcılar muvazzafları dahi alıp götürebiliyor ve Genelkurmay seyirci kalıyordu. Askerin içini biraz bilenler, kışlalardan ve karargahlardan çıkan sert tepkileri tahmin edebilirler.

Sadece o kadar mı ?

Emekli Asker lobisinden çıkan “Neredesin Komutan, silah arkadaşlarımıza neden sahip çıkmıyorsun? Kurumumuzu neden bu adamlara hırpalatıyorsun?” çığlıklarını bizler dahi duyabiliyorduk. Kimbilir Genelkurmay koridorları nasıl çınlamıştır.

Org. Başbuğ bütün bunlara göğüs germesini bildi.

İçerde olası bir yol kazasın, bir sürtüşmeyi önleyebildi.

Kimi zaman dışarıya sert tepki verdi, kimi zaman yumruğunu vurdu, ancak hiçbir zaman yargının önünü kesmedi. Kimi savcıları abartılı yaklaşımları, hatta sert tutumlarına rağmen, yargı ile işbirliği yaptı. Kamuoyuna “yargıya meydan okuyan asker “ görüntüsü vermedi.

İktidar ile ilişkilerinde de çok dikkatli davrandı.

Saygısını bozmadı. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a meydan okuyan bir vücut dili sergilemedi.

Bence daha da önemlisi, uluslararası konjonktürü, ABD ve Avrupa’nın yeni yaklaşımlarının ne olduğunu çok iyi okudu. Ülkedeki havayı çok iyi kokladı, nabzı iyi tuttu. Bundan dolayı da tepkilerini abartmadı.

Belki bütün bunlar hepimize çok kolay gelebilir. Oysa, Türk Silahlı Kuvvetlerinin alışılmış yapısı, genel alışkanlıkları ve yılların getirdiği algılamalar dikkate alınırsa, Org. Başbuğ’un gemisini , bu çetin fırtınadan, nasıl en az hasarla yürüttüğü daha iyi değerlendirilebilir.

Başbuğ, beş ay sonra emekli olacak.

Yerine gelecek olan Org. Koşaner’in görev süresi 4 yıl.

Asıl “yeni ayar süreci” onun döneminde yaşanacak.

Org.Başbuğ’un kazasız limana sokacağı geminin tamiratı ve yeniden servise çıkarılması Koşaner paşaya düşecek.

İşte bütün bu verileri dikkate alırsak, Org. Başbuğ’un hakkını yemememiz gerekir.

* * *

BU SÖYLEŞİ, BAZI KARANLIK NOKTALARI NETLEŞTİRDİ...

Fikret Bila’nın Genelkurmay’da yaptığı ve dün ilk bölümü yayınlanan, bugün de ikinci bölümünü okuyacağınız söyleşi, birçok açıdan çok önemli.

Herşeyden önce, sadece Genelkurmay başkanı ile söyleşi yapılmış olmanın ötesinde, adeta bir bilanço, hatta TSK’nın bir kendini anlatma veya hesap verme çabası gibi olmuş. Doğrusu yapmışlar, zira kamuoyunun böyle bir netleşmeye büyük ihtiyacı vardı.

Kafalar karışıktı. Tarihler birbirine karıştırılıyordu.

Genelkurmay ekibinin yaptığı açıklamalar beni tatmin etti.

Bundan sonra yargının vereceği kararı bekleyeceğim.

Yargının vereceği karar ne olursa olsun, Genelkurmay karargahının olayların üstünü örtmek, silah arkadaşlarını veya kurumu korumak adına, yargıya karartma yapmadığı izlenimim arttı.

Ayrıca, Genelkurmay Başkanı’nın emin olmadan, elinde net bilgiler bulunmadan hala ıslak imza konusundaki itirazını aynen sürdürmesi de dikkatleri çekiyor. Hafif bir kuşkusu olsa böyle davranır mı?

Yarın yargının vereceği ters bir karardan çekinmez mi ?

Buna rağmen, sözlerinin arkasında duruyor.

Örneğin üçlü Çankaya Zirvesi konusundaki sözlerini de inandırıcı buldum. Zaten başından beri, ne Dolmabahçe ne de Çankaya görüşmelerinde bir gizli pazarlık yapılmış olabileceğine inanmamıştım.

Bu söyleşinin inandırıcılık dozu, diğerlerine oranla çok daha yüksekti.

Fikret Bila da özlediğimiz cinsten bir gazetecilik yaptı.

Bu makale 379 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Sorun Erdoğan değil, başkaları...
» AKP'de sessizce tüzük değişikliği konuşuluyor...
» Türkiye ilk defa soğukkanlı davranıyor
» "KANSER DEĞİLİM..."
» Hrant Dink tekrar öldürüldü...
» Aklın varsa, mahkemeye düşme...
» MİT, artık istihbaratın sivil patronu oluyor...
» Fransa'ya kızarken, kendimize de bakalım...
» Şimdi de Ermeniler bizi tehçir ediyor...
» Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı