| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 8 Şubat 2012, Çarşamba | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
DOHA Katar’ın başkenti, son dört ay içinde gittiğim üçüncü Körfez ülkesi başkenti...Kuveyt, Umman ve nihayet Katar...Daha da önemlisi, buraya gelmeden önce katıldığım, Medialog ‘un çok yerinde kararla İstanbul’da düzenlediği Türkiye-Suriye Medya Buluşması’ndan aldığım hava... Dev gibi bir Arap dünyası ve Türkiye... 21’inci yüzyılın ilk on yılına sığdırdığımız bu “yeniden buluşmayı” Arap televizyonlarında yayınlanan Türk dizileriyle izah etmeniz mümkün değil... Veya, Türkiye’nin istikrarlı ekonomisiyle, Arap petrol dolarlarının buluşmasıyla da... Bir adım daha atayım...Evet, Davos’taki “one minute” pek çok gelişmenin başlangıcı olabilir ama tek başına bugünkü durumu anlatmaya yetmez... İki dönemi birden kapatıyoruz... İstanbul’daki toplantıda da ele alındı...Ortaya çıkan tablo, Türkler ile Araplar’ın, 20’nci yüzyılın tamamına yayılmış iki farklı dönemi kapattıklarını gösteriyor. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda iki tarafın arasına koskoca bir duvar gibi “örülen” karşılıklı “güvensizlik duvarı...” İkinci Dünya Savaşı sonrasında doğan Soğuk Savaş cepheleşmesinde farklı kutuplarda bulunmanın siyasi faturası... Bu, müthiş bir belanın, olağanüstü incelikte manevralarla def edilmekte olduğunu gösteriyor... Açalım... Milliyetçiliğin tuzağı... Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu günlerden 1950’lere kadar uzanan bir süreçte, Türkler ile Araplar’ın ilişkilerinin neredeyse koptuğu görüşü (Atatürk’ün ünlü Bağdat Paktı girişimini saymazsak) doğrudur. Bunun nedenini, Suriyeli meslektaşlara da anlattım: Cumhuriyeti kuran kadro Birinci Dünya Savaşı’nın tüm anılarıyla yaşıyordu ve bu anıların İngiliz ajanı Lawrance ile şekillenmiş Ortadoğu cephesi hiç de güzel şeyler anlatmıyordu. Benzer durum, Araplar için de geçerliydi. Baas Partileri’ne dayalı (Irak, Suriye ve Mısır’da şekillenen) Arap milliyetçiliğinin hedefinde Osmanlı’nın inkarı ve Türkiye vardı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise Türkiye bir NATO üyesiydi. Müttefikleri ABD ile tüm Avrupalılar’ın İsrail ile kurmuş oldukları ilişkilerin gölgesi hakimdi. İsrail Batı’nın dolayısıyla Türkiye’nin içinde bulunduğu ittifakın desteğindeydi, Arap rejimleri ise Sovyetler Birliği’nin... İki büyük savaşın ertesinde yaşanılan bu durum, ilişkilere çok büyük “bela”lar taşıyabilirdi... Hatta, İran-Irak arasında yaşanılan sekiz yıllık kanlı savaşta olduğu gibi, “aynı dine mensubiyet” bu belaların savuşturulmasında yetersiz kalabilirdi... Olmadı ve Türkler ile Araplar, fazla kırıp dökmeden bugünlere gelmeyi başardılar. Yeni dönemin boyutları... Türk medyasının köşe başlarını tutmuş bir takım kıymeti kendinden menkul yazar takımı, Başbakan’ın Suudi Arabistan’dan almış olduğu ödülü rafa kaldırmanın telaşı içinde olabilirler...Ama hepimiz biliyoruz ki, o ödül, Türkiye’nin son yıllarda yaşamakta olduğu ve Türk dış politikasındaki “Soğuk Savaş esintilerini” temizlediği dönemin doğal sonucudur. Araplar, tabii ki, Türkiye’nin bu coğrafyaya “Osmanlı ruhu” ile dönmesini değil, büyük bir devlet olarak, bölgedeki ağırlığının artmasını istiyorlar. Bu güçlenme, Ortadoğu’da “ben yaptım oldu” mantığıyla hareket etmesiyle ünlü “aşırı kayırılmış” bir devleti, İsrail’i dengeleyebilecek tek gelişme olarak değerlendirilebilir. Medialog toplantısında konuşan Suriyeli meslektaş Halef El-Mufteh’in şu sözleri önemliydi: Arap aleminin Türkiye’ye olan güveni, 2003 yılında Türk meclisinin Irak tezkeresini reddetmesiyle yeniden doğdu...Devamında Arap-siyonist çatışmasında adil bir tutun içinde olması bu güvenin güçlenmesine yol açmıştır. Şimdi Araplar olarak korkumuz, bu durumdan memnun olmayanların Türkiye’nin başına büyük sorunlar çıkarmalarıdır...” Doha’dan da baktığınızda Türk-Arap ilişkileri böyle görünüyor. Sanki Araplar bizim istikrarımızı bizden daha çok düşünüyor gibiler... StarBu makale 784 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |