Haber10 Arama
  SON HABERLER
Hilmi Yavuz
Hilmi Yavuz
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Kadro ve Yön: Ergenekon'un teorik temelleri

YÖN Dergisi, 1961 yılının Aralık ayında yayımlanmaya başladı.

İlk sayıda, bir bildiri ile 'yeni Devletçilik' programını açıklayan YÖN, bu bildiride, 'Batı memleketlerinin kalkınmaları sırasında, çok elverişli şartlara ve sömürgeciliğe rağmen, gelişme[nin] yavaş, israflı ve sıkıntılı ol[duğunu], liberal fakat gücünü genel oydan almayan idareler altında gerçekleştiril[diğini]' öne sürüyor, 20. yüzyılda ise, üretim düzeyinin yükselmesiyle birlikte Batı ülkelerindeki 'iktisadi sistem[in] az çok tatmin edici şekilde işleyebilecek bir hale gel[diğini] ifade ediyordu. Batı ülkelerinde iktisadi sistem 'az çok tatmin edici bir şekilde işleyebilecek bir hale gel[miş] olmasına rağmen YÖN'cüler, batılı sosyalistlerin, hatta liberallerin 'kendi ülkelerindeki iktisadi sistemin israflı olduğunu, zaruri ihtiyaçları ihmal ettiğini, hızlı bir gelişmeyi ve sosyal adaleti sağlamak bakımından yetersiz kaldığını' delilleriyle ortaya koydukları düşüncesindedirler.

YÖN'ün 'Yeni Devletçilik' formülü, 'hızlı bir gelişmeyi ve sosyal adaleti sağlayacak, israfı önleyecek ve zorunlu ihtiyaçları ihmal etmeyen bir sistem'i öngörüyordu. İlk bakışta, bu formüle itiraz etmek sözkonusu değildi elbet...

Ama daha derin bir okumayla, satır arasında söylenmek istenen şuydu: Batı'da 'liberal fakat gücünü genel oydan almayan' iktidarların başlattığı, ama 20. yüzyılda bu defa liberal ve gücünü genel oydan alan iktidarların devam ettirdiği kalkınma 'yavaş, israflı ve sıkıntılı' bir kalkınma olmuştur. Demek ki, gücünü genel oydan almayan, liberal siyasal iktidarların gerçekleştirdiği sistem, az çok da olsa 'tatmin edici bir şekilde işleyebilecek bir hale' gelmiş olmasına rağmen, gücünü genel oydan alan iktidarlar bu durumu devam ettirememişlerdir. Örtük bir biçimde söylenmek istenen, 'Yeni Devletçilik'in liberal demokrasi ile gerçekleşmesine imkân olmadığıdır.

Aslında, bu sonucu, tevile kalkışanlar da olmuştur. Mümtaz Soysal, 'Demokrasi Anlayışımız' başlıklı yazısında (YÖN, sayı: 30), 'Halk tarafından yönetilen bir devlette yapılan işler de elbet halk için olacaktır' gibi bir öncülden yolaçıkarak, sosyalizmle 'gerçek anlamda' demokrasinin 'aynı şey' olduğunu öne sürmektedir. Bu elbette, liberal değil, sosyalist bir demokrasidir.

Pek iyi de, sosyalist bir demokrasi nasıl inşa edilecektir? O yıllarda Mehmet Ali Aybar tarafından kurulan Türkiye İşçi Partisi (TİP) de tastamam bu amaçla, 'halk tarafından yönetilen' bir sosyalist demokrasi' sistemini gerçekleştirmek amacını öngörmektedir. Öyleyse YÖN'cülerle, Türkiye İşçi Partisi arasında bir yaklaşım tarzı farklılığı olmaması gerekir. Oysa,YÖN'cüler, daha sonra, ağız değiştirmişler, halk tarafından (ya da 'işçi sınıfı' tarafından) yönetilen bir devlet'ten çok, 'ara tabakalar'dan, 'zinde güçler'den ya da 'zinde kuvvetler'den güç alan bir devletten söz etmeye başlamışlardır. Nihayet Mümtaz Soysal, baklayı ağzından çıkaracak ve YÖN hareketi üzerine çok değerli bir çalışma yapmış olan Prof. Dr. Hikmet Özdemir'den alıntılayarak söylersem şöyle bir tavır sergileyecektir: 'YÖN Başyazarlarından Soysal'a göre, Türkiye'de parlamento dışındaki kaynaklardan kuvvet alacak bir önder, milleti arkasında hissedeceği için, karşısındaki muhafazakarlık yuvalarına hakim olabilecek, seçimlerde mutlak çoğunluk sağlamasa bile başına geçeceği koalisyonların dizginlerini elinde bulundurabilecektir.'

Şimdi sormak gerekiyor: Parlamento dışındaki kaynaklardan ('Zinde kuvvetler': sivil ve asker bürokrasi') kuvvet alacak bir önder, milleti nasıl arkasında hissedebilecektir? Halk tarafından seçilip parlamentoya giren partiler, parlamento dışındaki kaynaklardan kuvvet alacak siyasal bir partiyle nasıl koalisyon yapabilecektir? Yön başyazarı Anayasa Profesörü Mümtaz Soysal bu sorulara elbette cevap vermiyor. Verebilmesi de, galiba, mümkün görünmüyor.Ayrıca, YÖN'ün demokratik bir sosyalizmi savunan Türkiye İşçi Partisi yerine, Mihri Belli'nin Milli Demokratik Devrimi'nden yana tavır koyması da, 'Yeni Devletçilik'in, gerçek anlamda bir sosyalist demokrasi olmadığının apaçık kanıtıdır.

Sözü şuraya getirmek istiyorum: Bugünün Ergenekon darbeciliğinin teorik temelleri, 'Kadro' dergisinde Şevket Süreyya Aydemir'in 'Ordu-Millet' formülasyonundan YÖN Dergisi'nin 'zinde kuvvetler'ine eklemlenen bir süreçle atılmıştır ve 'Ergenekon', 9 Mart Cuntası ile teoriden pratiğe dönüşecekken akim kalan bu sürecin bir devamından başka bir şey değildir. 'Kadro'nun Kemalist Devrimin, 'YÖN'ün 27 Mayıs 1960 'Devrimi'nin 'ideolojisini' inşa etme misyonları, aslında Kemalizm'e atfedilmesi sözkonusu olmayan bir ideolojinin inşası misyonudur. Bu anlamda 'Yön' dergisi, 'Kadro'nun bir devamıdır. Korkut Boratav'ın, 'Türkiye'de Devletçilik'te Yön'ü 'Yeni Kadrocu' bir küçük burjuva radikalizmi olarak yorumlaması; Haldun Gülalp'in, 'Yön' hareketinin öncüsü Doğan Avcıoğlu'nun çalışmalarıyla 'Kadrocu tezlerin 1960'larda yeniden canlandırılması[n]'dan sözediyor olması boşuna değildir.

Görülüyor: 'Kadro'dan 'Yön'e eklemlenen bu misyon, 1930'lardan bu yana, halkın iktidarına karşı sivil ve asker bürokrasinin, hakimiyetin millete değil, kayıtsız koşulsuz kendilerine ait olduğu konusundaki zihinsel eğitimlerinde ve bu yaklaşımlarının meşrulaştırılmasında belirleyici bir rol üstlenmiş olmalıdır.

Zaman
Bu makale toplam 319 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.5080, Satış 1.5180; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.9600, Satış 1.9750
kitapadresi.com
2004 - 2010 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: (212) 280 26 00 | Faks : (212) 280 89 09 | haber10@gmail.com