| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Avrupa ile ABD arasındaki ekonomik gelişmelere yaklaşım farkı bu global krizde açık ve seçik bir şekilde ortaya çıkıyor. Krizi çıkartan ve dünyanın başını belaya sokan ABD çoktan ve herkesten önce resesyondan çıktı. Çünkü Lehman batışından sonra, henüz seçilmemiş Obama ile kaybedeceği kesin Bush, daha seçim gerçekleşmeden el ele verdiler ve tarihin en büyük bütçe açıkları ile parasal genişlemeleri gerçekleştirildi. Sonuçta bugün ABD'de tartışılan büyük çapta biten krizden çıkışta en çok hangi politika adımlarının etkili olduğu. Wall Street Journal tarafından sürekli yapılan gelecek tahminleri çerçevesindeki bir araştırmada, Allen Sinai ve Paul Edelstein adlı iktisatçılar 54 iktisatçı ve gelecek tahmincisi ile konuşup, maliye politikası mı para politikası mı etkili oldu konusunda bir rapor hazırladılar. Araştırmaya katılan 54 iktisatçının görüşlerinin özetine göre, krizden hızla çıkışta maliye politikası çerçevesinde 787 milyar dolarlık destek paketi önemli bir etken oldu. 2009 yılında destek paketi büyümeye yüzde 1 puan ekleme yapmış bulunuyor. 2010 yılında ise eğer destek paketi olmayacak olsa idi ekonomi yüzde 3 civarında pozitif büyüme yaşamak yerine sadece yüzde 2.2 büyüme gerçekleştirebilirdi. Gene aynı raporun tespitlerine göre zirvede yüzde 10.2 olan ve 2010 Şubat ayında yüzde 9.7 değerine inmiş olan işsizlik oranı destek paketi olmasa idi yüzde 10.4 olarak gerçekleşirdi. Ancak konuşulan 54 iktisatçının ortalama görüşüne göre Merkez Bankası'nın para politikası çerçevesinde yaptığı girişimler maliye politikasından daha fazla rol oynadı. ABD Merkez Bankası FED tarafından atılan para politikası adımları, araştırmacılara göre reel büyümeyi 2009 yılında yüzde 1.9 puan yükseltmiş ve 2010 yılında da büyümeye yüzde 3.3 puan katkı yapması bekleniyor. Merkez Bankası'nın en etkili adımları ne oldu diye sorulduğunda ise 25 kişi faiz hadlerinin çok düşük tutulmasının en etkili faktör olduğunu, 13 iktisatçı Merkez Bankası'nın hazine bonoları ve ipotek senetlerini hızla piyasadan satın alarak likiditeyi artırmasının en önemli adım olduğunu, 8 iktisatçı ise banka bilançoları üzerinde yapılan stres testleri sonucu banka sermayelerinin artırılması faktörünü, en önemli politika adımı olarak seçti. Konuşulan 54 iktisatçıdan 38 tanesi ABD faizlerinin yıl sonunda yükselmiş olacağını açıklarken, 2010 yılında işsizliğin etkili politikalara rağmen yüzde 9 değerinin üzerinde kalacağını vurguladılar. ABD böylece güçlü bir şekilde normalize olurken, bir türlü birleşemeyen ve çözüm üretemeyen, uzlaşamayan Avrupa'da Yunanistan maaş indirimi ve vergi artırımlarına karşı isyan grevi, İtalya da vergi indirimi talep eden yaygın grevlerle boğuşuyor, Portekiz ise ciddi büyüme sorunu yaşıyor. En ilginç gelişmeler Portekiz'de oldu. Lizbon'dan gelen gaberlere göre Portekiz dev bütçe açığını kontrol altına alabilmek için destek paketlerini kaldırmak ile uğraşırken, 2009 üçüncü çeyreğinde yüzde 0.7 büyüme ile krizden çıkacakmış gibi gözüken ülke ekonomisi, 2009 dördüncü çeyrek verilerinde sürpriz şekilde yüzde 0.2 daralma yaşadı. Böylece Portekiz sanki iki dipli resesyon yaşıyormuş görüntüsüne büründü. Bu arada Yunanistan'ın dördüncü çeyrekte yüzde 0.8 daraldığını, aynı çeyrekte İspanya'nın da yüzde 0.1 daralma yaşadığını ekleyelim. 2010 yılında 0.7 reel büyüme bekleyen hükümet, yüzde 9.3 civarındaki bütçe açığının yüzde 12 düzeyine yükselmemesi, hatta 2010 yılında yüzde 8.3 oranına inmesini sağlayabilmek için, kamu görevlilerinin maaşlarını dondurmuş, kamu yatırımlarını kesmiş ve destek paketlerini küçültme girişimi yapmış, bu nedenle de büyüme dalgalanmaya başlamış bulunuyor. Portekiz açısından esas sorun tabii ki ticaret ortaklarından gelen dış talebin çökmüş olması. İhracat 2009 üçüncü çeyreğinde yüzde 9.8 daralmış ama daralma dördüncü çeyrekte yüzde 1.4 düzeyine inmişti. Sanki toparlanma başlıyordu. İthalat ise 2009 üçüncü çeyreğinde yüzde 7 daralırken dördüncü çeyrekte ise yüzde 1.5 düşmüş bulunuyor. Ama bütçe ve borç sorunu nedeniyle destek paketlerinin düşürülmesi iç talebi önümüzdeki dönemde de düşürecek. Özetle Portekiz, İspanya, hatta İtalya dış destek olmadan, aynen Yunanistan gibi, kendi başlarına ayakta kalabilecek durumda değil, AB ise 'kararsız Kasım' rolünü oynuyor. Bu nedenle de, uzlaşamayan ve çözüm üretemeyen Avrupa, ABD'nin gerisine düşüyor. Bu da Avrupa ekonomilerine önemli ölçüde bağlı olan Türkiye için kötü bir gelişme. AkşamBu makale 144 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |