| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 8 Şubat 2012, Çarşamba | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
12 Eylül öncesinde insanlara can korkusu yaşatan bir soru vardı. Öyle bir soruydu ki, insanlar o soruyla karşılaşmamak için sokağa bile çıkmak istemezdi. Soru şuydu: Sağcı mısın solcu musun? ‘İkisi de değilim’ bir cevap olarak kabul edilmezdi. Ya sağcı olacaktınız ya solcu. ‘Doğru’ cevabı veremezseniz işiniz Allah’a kalmış demekti. Dayak yemekten tutun da, oracıkta canınıza kıyılmasına kadar her şeyle karşılaşabilirdiniz. O ‘zehirli soru’ her an heryerde karşınıza çıkabilirdi. O günleri bugünlerle karşılaştırmak mümkün değil ama aradan 30 sene geçmiş olmasına rağmen bugün de insana hayatı dar eden buna benzer bir tablo var. Daha ‘düşük yoğunluklu’ seyretse de sıkıntının adı aynı: Kutuplaşma! Bugün de çarşıda pazarda, evde iş yerinde sadece iki noktada arasında savrulan tartışmalar yapılıyor. Ya iktidardan yanasın ya muhalefetten. Ya Ergenekoncu, darbecisin ya ‘Cemaat’tensin. Ya PKK’lı Kürtçüsün ya Türkçü, milliyetçi. Ya ‘Kartel Medyası’nı okursun ya ‘yandaş medya’yı. Siyaset dilinin toplumu zehirlediği bir dönemden geçiyoruz. Oysa hayat bu kadar ‘basit’ değil, hayat, bu keskin kutuplaşmaları doğrulayacak bir zeminde akmıyor. Hükümetin iyi tarafları da olabilir kötü tarafları da. Bazı icraatler başarılıdır bazıları başarısız. Türk subayları arasında her rütbeden darbeciler de var her türlü müdahaleye karşı olanlar da. Kürt sorununun çözümünü istemekle Kürtçü olmak farklıdır. Türkiye’nin hassasiyetlerine sahip çıkmakla Kürt karşıtı olmak aynı şeyler değildir. Ama hayır, bugünün siyaset dili öyle bakmayacaksın diyor. Nasıl bakacağız? Her şey ama her şey ya doğrudur ya yanlıştır. Ya bizdensin ya bize karşı! CHP’ye sempati duyuyorsunuz, Tayyip Erdoğan’ın her sözü her politikası yanlıştır! Ya da tam tersi! Hayatı çekilmez, yaşanmaz kılan bir durum bu. Siyah ile beyaz dışında binlerce renk var. Dahası siyahtan beyaza doğru da giderken arada binlerce ton var.. Hayat da bu demek değil mi zaten? ‘Nüans’ diye bir kelime var. ‘Esâsa mukaddem’ olan bir ‘usûl’ var. ‘Ağuyu bal eyleyen’ bir ‘söz’ var. Hoşgörü var, tesâmuh var. Hayatın içinde bunlar yokmuş gibi bizlere zehirli bir dille hitap eden, böyle düşünmemizi, böyle davranmamızı telkin eden bir siyaset dili, siyaset kültürü var bu memlekette... Yazıktır günahtır. Siyasette bir bilge adamı dinlemeyeli bin yıl geçmiş gibi hissediyor insan. Hayattan kopuk adamlar bunlar, bizleri siyah-beyaz, doğru-yanlış-haklı-haksız kapanına sıkıştırmaya çalışan mağara adamları bunlar. Sempati-antipati dışında algı, duygu ve düşünce dünyası olmayan, ruhları kararmış adamlar bunlar. Ya da hepimizi, bütün toplumu kör ya da cahil zanneden insanlar bunlar. İster siyasette olsunlar, ister medyada ister hayatın başka alanlarında, her şeyi bütünüyle iyi ya da bütünüyle kötü göstermeye çalışan, ‘herşey bizim işimize geldiği gibi görülsün’ diye çırpınan adamlardan daha tehlikeli ne olabilir? Allah cümlemizi bunların şerrinden korusun. StarBu makale 213 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |