Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
İsmail Küçükkılınç
İsmail Küçükkılınç
Darbeler ve müzik
İsmail Küçükkılınç

Darbeler ve müzik

Tarihimizde modern ordunun kurulmasıyla birlikte karşılaştığımız darbe olgusu, günümüzdeki tartışmaların da mihenk taşını oluşturmaktadır.

Birçok konuyla ilgili olan darbelerin müzikle ilişkisi hakkında kayda değer hiçbir çalışmanın yapılmadığını iddia etmek abartılı olmasa gerek.

Ordunun ilk darbe teşebbüsü olan Kuleli Vak’ası ve gerçekleştirdiği ilk darbe olan Sultan Aziz’in hal’inin müzikle herhangi bir şekilde ilişkisine en azından biz rastlamadık. Darbelerin müziğe olan ilgisinin 1908 İhtilali ile başladığını söyleyebiliriz.

Müzik, darbelerde anlamını bulan hissiyatın yaygınlaşması için müracaat edilen bir enstrüman niteliğindedir. Askerlikle müzik-özellikle marşlar- arasındaki ilişki bilinen ve oldukça eskiye dayanan bir ilişkidir. Osmanlı ordularının günümüze ulaşamamış mehter marşlarıyla harbe başlamaları müziğin teşci edici özelliğine dayanmaktadır.

1908 İhtilali ve Müzik

Bilindiği üzere göre 1908 İhtilali, Makedonya’nın reform planlarıyla elden çıkması korkusuyla 3. Ordunun genç zabitleri tarafından başlatılan hareketle gerçekleştirilmiştir. 9–10 Haziran 1908’te vuku bulan Reval Mülakatı’nın -her ne kadar gerçek böyle olmasa da- Makedonya’ya Hıristiyan bir vali atanacağı şayiasına yol açması ve daha önceki tecrübelerden yola çıkılarak Hıristiyan vali atanan her bölgenin ya özerklik ya da bağımsızlığa kavuştuğunun dikkate alınmasıyla olaylar birden bire hızlanmış; 10 Temmuz 1908 (23 Temmuz 1324)’te Meşrutiyetin ilanı kabul edilmiş ve bu irade 11 Temmuz tarihinde yayınlanmıştır.

1908 İhtilali ile ilgili herhangi bir türkü yakılmış mıdır bilgimiz dâhilinde değildir. Ancak çok sayıda marş, birkaç da şarkı ve türkü formunda eser bestelenmiştir. Eserlerde özellikle Cemiyet, Midhat Paşa, Enver ve Niyazi Beylerin isimleri sıkça yer almaktadır. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz.

1. Güftesi Samih Bey’e, bestesi Zati Bey’e ait Meclis-i Mebusan Marşı. Marşın ilk dörtlüğünde;

Osmanlılar bugün oldu muzaffer

Fethetti yeniden vatanı asker

Açtı mebuslara yolu süngüler

Yaşasın Niyazi yaşasın Enver

son dörtlüğünde de;

Uyan Midhat uyan geldi zamanın

Tutsun dünyaları şöhret ve şanın

Sen bulun önünde şu mebusanın

Artık yaşa evlâdınla beraber” mısraları yer almaktadır.

2.Kanun-i Esasî Marşı. İkdam Gazetesinin 3 Ağustos 1908 tarihli haberine göre marşın bestecisi Mösyö Karikopulo’dur. İlk önce Beyoğlu’ndaki Belediye Bahçesi’nde seslendirilmiş ve meşrutiyetin müessisi Abdülhamid’e ithaf edilmiştir.

3.Kahraman-ı Hürriyet Enver ve Niyazi Beylere Hediyeten Yapılan Marş. Güftesi Avni Fuad(Serasker Hüseyin Avni Paşa’nın oğlu veya akrabası), bestesi Augusto Selvelli’ye ait olan bu marşın ilk dörtlüğü

O şanlı, pür-azamet on biriyle temmuzun

Tanîn-i pâk-i vatan, hep Niyazi Enver’dir

Tecelliyâtı ile hep o ruz-i firuzun

Kulûb-i millet-i Osmaniyan, münevverdir” şeklindedir.

4. Enver ve Niyazi Bey’den bahseden Millî Şarkı. Güftesi Fehime Nüzhet Hanıma, bestesi Leyla Hanım’a ait bu eserin nakarat kısmı şöyledir :

Enver’le Niyazi unutulmaz bu isimler

Savn-ı samedaniye emanet o cisimler”.

5. İttihad ve Terakki Cemiyeti’ne ithaf edilen bestekârı Fâtıma Nebile olan isimsiz bir marşın bir beşliği

Meğer gelmiş ki artık milletin âlâmına gâye

Açıldı râyet-i ahrâr-ı ümmet arş-ı a’lâya

Üçüncü ordu koşdu evvela ol zill-i vâlâya

O cünd-i akdes oldun muvaffak feyz-i ihdâya

Yaşa ey şanlı cemiyet, yaşa ey zevk-i hürriyet” şeklindedir.

6.Kardeşlik Türküsü. Daha geç tarihte bestelenen bu eserin bestekârı Kaptanzade Ali Rıza Efendi, güftesi ise Musahipzade Celal’e aittir. Eserde

Kur’an bize emr eder

İncil dahi öyle der

Tevrat da Zebur ile

Veriniz der el ele

Bak Hasan’la Vartan’a

Asker oldu vatana

Bak Nesim’le Petro’ya

Asker oldu orduya” şeklinde dizeler vardır. Nakarat kısmı ise

El ele hep verelim

Kardeşçe birleşelim” şeklindedir.

Bunlardan başka çok sayıda beste bulunmaktadır. Resne için bile marş yapılmıştır. Son olarak bestesi Rauf Yekta Bey’e, güftesi Nuri Bey’e ait olan Hürriyet(Vatan) Marşı, nam-ı diğer Devr-i İstibdatta Bir Feryad-ı Ahrarane ile bu bahsi kapatalım:

Doğru özlü erleriz meydandır ef’alimiz

Fikri istibdadı mahve münhasır ahvalimiz

Ye’se düçar olmayız elbet gelir ikbalimiz

Avdet-i şan-ı vatandır akdem-i âmalimiz”.

27 Mayıs ve Müzik

27 Mayıs 1960 İhtilali ile söylenebilecek en önemli şey, devlet ciddiyetinin ne derecede olduğuna işaret etmiş bulunması olmalıdır. Topu topu 40-50 kişi ihtilale karar veriyor, hazırlık yapıyor, fakat köklü bir devlet teşkilatı ve idare geleneği üzerine kurulan bir devlet bundan haber alamıyor veya önleyemiyor. 1876 darbesinden daha güçsüz, daha zayıf bir cunta tarafından kotarılan bu darbe ne yazık ki, basit bir şirket yönetim kurulu darbesinden daha kolaylıkla gerçekleştirilmiş; 250 civarında general ve 5000 civarında subay emekliye sevk edilmiş, inanılmaz bir tevekkülle kaderine razı olmuştur. Başbakan Adnan Menderes’in çeşitli defalar ikaz edilmesine rağmen darbe ihbarını ciddiye almaması, umursamaması darbenin de en önemli nedeni gibidir.

27 Mayısla ilgili olarak tespit edebildiğimiz 4 eser bulunmaktadır. Bunları sıralarsak

1. Darbe öncesi de kullanılan Plevne Marşı. Bu marştaki sözler değiştirilerek dönemin hükümetine uyarlanmıştır.

Olur mu böyle olur mu

Kardeş kardeşi vurur mu

Kahrolası diktatörler

Bu vatan size kalır mı?”

2. AKİS’in ihtilalden sonra söylendiğini yazdığı ancak bestesini bizim tespit edemediğimiz büyük ihtimalle uyarlama olan bir dörtlük.

Adnan Adnan güzelim

Kütahya’da gezelim

Sen evliya imişsin

Haydi, uçta görelim”.

3. Büyük Türk büyüğü Hikmet Şimşek tarafından bestelenen 27 Mayıs Marşı. Bu Marş(!) şöyledir.

Selam selam orduya

Selam bütün millete

Selam aziz vatana

Hürriyete bin selam

Selam kurşun yiyene

Selam cop yarasına

Güller açmış göğsünde

Düşenlere bin selam

Selam selam gençliğe

Selam bütün halkıma

Selam güzel yurduma

Kardeşliğe bin selam”. Bu marş(!) Fransa’ya festival için davet edilen Türk Milli Talebe Federasyonu tarafından icra edilmiş ve birinci olmuş.

4. Nuri Sesigüzel tarafından seslendirilen beste formunda türkü. Çeşitli defalar karşılaştığım Nuri Sesigüzel’e belki hatırlamak istemez diyerek soramadığım bu nevzuhur beste-türkünün hikayesi daha ziyade ticarî amaca istinat etmektedir. Nuri Sesigüzel’in güzel sesi bile bu berbat beste-türküye renk verememiştir. Bestesi oldukça zayıf olduğu gibi sözleri de traji-komiktir. Bu eser şöyledir.

Türk Ordusu geçti başa

Yaşa şanlı ordu yaşa

Hürriyeti verdin bize

Türk ordusu binler yaşa.

Türk ordusu hazır oldu

Gece saat üçü vurdu

27 Mayıs günü

İçimiz sevinçle doldu.

Türk milleti Türk milleti

Kim istemez hürriyeti

Hürdür daim hür kalacak

Bu şan vermiş Türk milleti.” Nakarat kısmı

Yaşa yaşa yaşa yaşa

Türk ordusu binler yaşa

Türk milleti sen çok yaşa” şeklindedir. Bu beste-türkünün besteci ‘Durma güzel durma doldur testini’, ‘Atımı bağladım iğde dalına’ gibi birçok beste türküye imza atan Abdullah Nail Bayşu’dur( Yanlış hatırlamıyorsam Arif Sağ’ın kayınpederidir). Nuri Sesigüzel’in bu beste-türküyü okumasında kendi ifadesine göre bir dönem sosyal demokrat olmasından ziyade yukarıda belirttiğimiz üzere ticari kaygılar belirleyici olmuştur. Nuri Sesigüzel, yaklaşık 25 yıl önce bir gazetede yer alan beyanata göre, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü’nün Ankara’da ziyaret ettiği gecekonduda zengin kahvaltıya sinirlenmiş, artık sağcı bir partiye oy vereceğini ifade etmiştir.

12 Eylül ve Hasan Mutlucan

12 Eylül darbesi hakkında söylenmedik şey kalmadığı için biz sadece Hasan Mutlucan ve darbenin türküsü haline gelen güzelim Rumeli-Serhat türküsü “Gine de şahlanıyor Kolbaşının Kır Atı”ndan bahsedeceğiz. Bu türkü Muzaffer Sarısözen’in Kemal Altınkaya’dan derlediği bir kahramanlık türküsüdür. Cenk ve seferden bahseden bu türkü maalesef yakılış amacına aykırı olarak 12 Eylül’de sıkça kullanılmıştır. Türküyü radyo ve televizyonda tok ve gür sesiyle okuyan Hasan Mutlucan, kendisiyle bir gazetede yapılan söyleşide aslında ‘sosyalist’ olduğunu ve bu türküyü ihtilalde pek de gönüllü söylemediğini ifade etmişti. Röportajda ayrıca 1991 seçimlerinde propaganda faaliyetinde kullanılmak üzere DYP adına bu türkünün de yer aldığı bir kaset doldurduğunu, parasını alamadığını, parayı her talep edişinde ‘baba’dan çek geleceğinin söylendiğini belirtmişti. Hasan Mutlucan’ın nasıl bir ‘sosyalist’ olduğuna dair herhangi bir bilgiye tesadüf edemediysek de temennimiz ‘baba’dan geleceği söylenen çekin gönderilmiş olmasıdır.

28 Şubat Post-modern Darbesi ve Pop-marş

Bila-istisna tüm darbelerin millete karşı olduğunu kabul etmekle birlikte, milleti doğrudan hedef alan, onun inançları ve değerlerine yöneltilmiş ilk darbenin 28 Şubat olduğunu düşünmekteyiz. 28 Şubat’a kadar hiçbir darbe hangi saik ve sebeple olursa olsun ister samimi, ister gayri samimi olsun doğrudan doğruya millete cephe almamış, millet adına bu işe giriştiğini söylemiştir. Sonuçta yine millet rencide edilmekle birlikte en azından söylem düzeyinde belli bir ölçünün tutturulduğunu ifade edebiliriz. Ancak 28 Şubat, bu açıdan hiçbir endişe taşımadan pervasızca başta söylem olmak üzere bütün cephelerden milleti, onun değer ve inançlarını hedef tahtası haline getirmiştir.

Bu sürecin müziği ise poplaştırılmış bir marş olan Onuncu Yıl Marşı’dır. İşin ilginç bir yanı bu marşın yazarlarından biri olan Faruk Nafiz Çamlıbel Yassıada’da birçok kötülüğe maruz kalmış bir Demokrat Parti milletvekiliydi. Bu poplaştırılmış marşla başta generalleri, bu darbenin teşvikçisi ve taraftarlarını coşturan Kenan Doğulu, bir gazetede yer alan beyanında ‘askerlik yapmaktan korktuğunu’ ifade etmişti. Yine gazete bilgilerine göre Kenan Doğulu, bedelli askerlikten yararlanmak için galiba Amerika’da kendine bir iş de ayarlamıştı.

KAYNAKLAR

1- Etem Üngör, Türk Marşları, Ankara, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1966.

2- Hürriyet Yolunda, Haz. Ali İsmet Gencer, Ankara, MTTB, 1960.

3- İkinci Meşrutiyet’in İlanının 100ncü Yılı, İstanbul, Sadberk Hanım Müzesi, 2008.

4- Yadigâr-ı Hürriyet, Editör: Osman Köker, İstanbul, Birzamanlar Yayıncılık, 2008.

5- II. Meşrutiyet’in İlk Yılı, İstanbul, YKY, 2008.

6- Zekeriya Kurşun, İttihatçılık ve “Kardeş Türküsü” Üzerine, 100. Yılında II. Meşrutiyet Uluslar arası Sempozyumu, İstanbul, 2009.

7- Özel Arşivimiz.

avkucukkilinc@hotmail.com

Bu makale 1,778 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Numan kurtulmuş hareketi ve Demokratik Parti tecrübesi
» Hatıratlarla din eğitimi hakkında birkaç söz
» Türkülerle referandum sonuçlarının analizi
» Göçmenlik, Milliyetçilik ve Çağdaş Yaşam Algısının Seçimlere Etkisi
» YAŞ ve Referandum
» Tarihî bir sırrı ifşa ediyorum: 27 mayıs darbesi de Ordu- Demokrat Parti operasyonuydu!
» Uğur Mumcu’yu da mı İttihatçılar katletti?
» Habur, Nevesin değildir
» Hüsamettin Cindoruk ve farklı bir Demokrat Parti geleneği
» Dört İttihatçı imparatorluğu mu dağıttı?
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı