Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
8 Şubat 2012, Çarşamba
 DÖVİZ KURLARI : 
Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
Yargı ile hükümet arasında
Deniz Ülke Arıboğan

Yargı ile hükümet arasında

Malumunuz başbakanımız yüksek yargıdan bayağı şikayetçi; aynı biçimde yargı da başbakanımızdan. Bir tarafta yargının yürütme tarafından kuşatılmışlığı söylemi ön planda, diğer taraftan da yasama ve yürütmenin yargı tarafından etkisiz kılındığı. Kısaca her iki tarafta da 'bir söyle bin ah işit' durumu söz konusu. Garip olan her iki argümanın da kendi içerisinde geçerli ve tutarlı olması. Biz de bu konuda iki satır kalem oynatalım bakalım...

1- Yüksek yargının siyasi konularda aldığı bazı önemli iptal kararları, siyaset, medya ve akademi dünyasında ciddi tartışmalar yarattı. Örneğin cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda alınan 367 kararı bunlardan bir tanesiydi. Birçok analistin son genel seçimin sonuçlarını etkilediği inancını taşıdığı bu karar, hukuk tarihi bakımından da büyük önem taşıyordu. Aynı biçimde askere sivil yargı yolunu açan CMK kanununun iptal edilmesi de hukuken önemliydi ve bu iptal kararı son dönemde yaşanan darbe, eylem planı gibi konuların araştırılması açısından etki yaratabilecek nitelikteydi. Bunların dışında katsayı ve başörtüsü gibi konularda alınan kararlar da toplumsal etkileri bakımından incelemeye değerdi. Peki, neydi tüm bunlar? Hükümetin hukukçuları mı hukuk anlayışından yoksundu, yüksek yargı mensupları mı? Bu hukuk muydu, yoksa siyaset mi? Bu sorular önemli, zira tüm yukarıda adı geçen kararlar saf hukuk konuları olmanın ötesinde, siyaseten fazlasıyla araçsal hale gelmiş ve toplumdaki kutuplaşmaya hizmet eden hususlar. Alınan her karar siyasi bir sonucun oluşmasına hizmet ediyor. Alırken de iptal ederken de aynı durum söz konusu. Lakin burada her iki tarafın da duruşları açısından şunu söylemek doğrudur; iktidarın siyasi tutum takınması normal, yargının siyasi tutum takınması ise sakıncalıdır. İktidar siyaset, yargı ise hukuk ve adalet üretir.

2- Hukuk ve iktidar arasındaki ilişki çok tartışılan bir konudur. Bu noktada, yüzyılın filozofu olarak tanınan Foucault'nun, Ortaçağ'dan bu yana 'hukuk kuramının temel işlevinin, iktidarın meşruiyetini tahkim etmek olduğu iddiası' önem taşıyor. Ona göre Batılı toplumlarda hukukun temel sorunu hükümdarın egemenliği sorunudur ve temel amaç da egemenliği iktidarın potasında eritmektir. Bu nedenle Batı hukuk sistemi 'iktidarın haklarını' ve buna 'boyun eğilmesi' zorunluluğunu öne çıkarır ki, bu yüzden sistem 'kral, yani iktidar merkezlidir'. Bu anlayış, Türkiye'de iktidarın kim olduğunun tespit edilememiş olamamasından ötürü ayrı bir çelişkiyi de içerisinde barındırır. 'Seçilmiş iktidar' ile 'geleneksel kurucu iktidar' arasındaki uzlaşmaz durum, hukuk sisteminin de ne yapacağını bilemez hale gelmesine yol açmıştır. Demokrasi konusu Türkiye'de her zaman tali bir konudur ve asıl olan her zaman sistemin sürdürülebilirliği olmuştur. Yargı bu anlamda sistemin bekçisidir ve fakat iktidarın da temelde demokratikleşme gibi bir arzusu olmadığını ve bu söylemi siyaseten bir araç olarak kullandığı söylenebilir. Zira iktidarlar için temel amaç kendi sisteminin bekçisi olabilecek bir hukuk düzeninin kurgulanmasıdır.

3- Esas mesele geleneksel kurucu iktidar ile seçilmiş iktidar arasındaki çatışmadır. Muktedir olabilmenin yolunun, hiçbir muhalif unsur kalmaması olduğuna inanan iki gücün çarpışması Türkiye için maalesef çok ciddi bir sorundur. Yargının muhalefet rolünü üstlenmesi ne kadar sorunluysa, muhalefeti yok etmek adına yargıyı hedefe oturtmak da o kadar sorunludur. Bir ülkede muhalefetin gerçek işlevini görememesinin bedeli, devletin asli kurumlarının muhalefet rolüne soyunması ve iktidarın da muhalefetle dövüşmek adına bu kurumları yıpratmasıdır. Türkiye'nin durumu maalesef budur. Her şeye rağmen son sözüm şu 'yargının hükümeti iş yapamaz hale getirmesi çok kötü bir şeydir' ancak 'hükümetin yargıyı kontrol etme arayışına girmesi çok daha kötü ve hiç kabul edilemez bir şeydir'.

Akşam

Bu makale 406 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Polonya ve komplo iddiası
» Kırgızistan ve Rusya'nın eli
» Yargı ile hükümet arasında
» Bu ülkenin boğazında duran sert düğümün adıdır kadın...
» 'Güvenlik devleti' mi, 'Güvenli devlet' mi?
» Sınırın ötesi berisi
» Siyasi cinayetler ve denklemler
» Hukuk devleti ve polis
» Dış politikamızda sonbahar
» ABD ile ilişkilerde zor dönem
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Tek çıkaryol Osmanlıvari bir çözüm
Günümüzün en popüler felsefecilerinden biri kabul edilen Slavoj Zizek bir dizi konferans için Türkiye'ye geldi.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı