 Beril Dedeoğlu
Yeni bir Mısır aranıyor!
Beril Dedeoğlu
10 Mart 2010 Çarşamba 08:17
|
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Mısır gezisi, son derece kritik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşti. Konu Ortadoğu olduğunda her dönemin kritik özellikler taşıdığı söylenebiliyor olsa da, bu seferki ziyaret bazı yeni gelişmelerin arifesi olma özelliği taşıyor.
Yeni gelişmelerden biri, Irak’taki seçimler sonrasında kurulacak olası koalisyonun istikrarı sağlama kapasitesiyle ilgili. ABD’nin çekilme tarihi yaklaştıkça, Kürt-Arap rekabeti ile Şii-Sünni ayrışmasının ne ölçüde dengelenebileceği ve bölgede İran etkisinin ya da Taliban faaliyetlerinin boşluklardan yararlanma ihtimali önemli bir arayış ortamı yaratıyor. Bu arayış, bölgenin bütününde oluşacak bir istikrarla ülkelerin iç dengelerinde yumuşak geçişlerin oluşturulmasını ifade ediyor. Bu çerçevede Mısır’ın bölge dengeleri bakımından ağırlığı da önem kazanıyor.
Bölge dengeleri açısından bakıldığında Mısır, öncelikle İsrail ile ilişkileri bakımından önem arz ediyor ve şu aralar FKÖ, İsrail ile dolaylı görüşmelerin yeniden başlamasına onay verdi, kısacası ABD tarafları kısmen ikna etti. Bu durumda Mısır’ın Filistinlilerin, özellikle de Gazze’dekilerin daha fazla güvenini yıkacak, daha fazla İsrail düşmanı hale gelecek işlere kalkışmaması gerekecek. Dolayısıyla Mısır’ın her koşulda İsrail’in işini kolaylaştıran ülke olması pek mümkün olamayacak. Hatta belki Mısır’ın Filistin devletinin kurulmasına destek verecek biçimde Suriye, Lübnan ve Irak ile ilişkilerini yeniden düzenlemesi gerekecek.
Mısır’ın bu tür işbirliği süreçlerine itilmesi, iç siyasal yapıda da değişim yaşamasını gerektirecek gibi gözüküyor. İslami eğilimlerin iktidara taşınmaması amacıyla kurgulanmış otoriter yapının çözülmesi söz konusu, tek adam iktidarının kahramanı da oldukça yaşlı. Dolayısıyla bölge istikrarına katkı sağlayacak Mısır’ın önce kendi istikrarını güvence altına alması gerekiyor.
Türkiye, hem Mısır’ın olası yeniden yapılanma sürecinde hem de bölgesel faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesi çerçevesinde ikili ilişkilerin geliştirilmesini öneriyor. Buna göre, belki bölgede bir serbest ticaret alanı yaratılması, güvenlik bölgesi oluşturulması söz konusu. Dolayısıyla Türkiye, Ortadoğu’da yeni bir bölgesel işbirliği ve örgütlenme biçimini masaya getiriyor ve hazır İsrail ile ilişkileri şimdilik iyi olduğundan bu ülkeyi de dışarıda bırakmayacak bir bölge rejiminin Mısır ile birlikte aranmasını istiyor.
Mısır’ın Türkiye ile ikili ilişkileri geliştirmeye bir itirazı yok hatta geliştirilmesini savunuyor. Ancak mesele bölgesel konularda işbirliği yapılması olduğunda, direnç gösteren bir Mısır yönetiminden söz etmek mümkün. Bölgesel işbirliği önerisinin Türkiye’nin Mısır’dan rol kapma gayreti olarak görüldüğü söylenebilir. Dolayısıyla Mısır, Türkiye’yi ciddi bir rakip olarak görüyor ve bu rekabetinin de İsrail çerçevesindeki bölgesel dengelerde hala işe yarayacağını umuyor. Öte yandan Mısır, bu rekabetten zararlı çıkacağını hesaplıyor olacak ki, bölgedeki etkisinin Türkiye tarafından ikame edilmeye çalışıldığını savunuyor.
Mısır’ın Arap dünyasındaki ağırlığı hala tartışılmaz olmakla birlikte, bu ağırlığın eskimiş Arap ulusçuluğu ve askeri güç politikalarıyla sürdürülmesi zor görünüyor. Bölgede kim istikrarlı bir ülke yönetimine sahipse, kim barış projelerini yaşama geçirebiliyorsa ve kim kalkınma öncelikli davranıyorsa, toplumların güveni ona kayıyor. Dolayısıyla Mısır değişmedikçe, Türkiye ile Mısır arasında bir güç mücadelesi olduğu kanısı değişemiyor ve bölgesel barış projeleri de yara alıyor.
Star