Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
8 Şubat 2012, Çarşamba
 DÖVİZ KURLARI : 
Hakan Albayrak
Hakan Albayrak
Yüksek makamlardan gelen telefonlar
Hakan Albayrak

Yüksek makamlardan gelen telefonlar

-Alo, iyi günler Hakan Bey. Falanca makamdan arıyorum. Filanca beyefendi sizinle görüşmek ister.

- Buyursunlar.

- Bağlıyorum efendim.

- Bekliyorum.

(Bir süre müzik)

- Kusura bakmayın Hakan Bey, bağlayamadım. Beyefendi şu anda başka telefonla görüşüyor. Sizi biraz bekleteceğim.

- Peki, bekliyorum.

(Bir süre müzik)

- Hakan Bey, tekrar özür dilerim, beyefendinin görüşmesi uzayacak gibi. Biz sizi daha sonra arayalım, olur mu?

Konuşmanın bu yerinde, elimdeki cep telefonunu fırlatıp atasım geliyor.

Sanki arayan benmişim, sanki görüşme talebi benden gelmiş, sanki onca işlerinin arasında kendilerini rahatsız etmişim gibi bir de "Biz sizi daha sonra arayalım" diyorlar!

Bu tabii ki istisnai bir durum.

Genellikle, "Beyefendi sizinle görüşmek ister"den bir süre sonra beyefendi benimle görüşür.

Ama ben bu duruma da sinirlenirim.

Beyefendi beni cep telefonumdan niye direkt aramaz ki?

Sekreterine aratıp makam mevki reklamı yaptırmadan "Alo" dediği takdirde 'devletlu' ihtişamına halel geleceğinden mi korkar?

Elimde cep telefonu, önümü ilikleyip esas duruşa geçmemi mi bekler?

Cumhurbaşkanı olsa, başbakan olsa, hiç değilse bakan olsa neyse de, herhangi bir 'devletlu' şahsiyet (milletvekili veya bürokrat) benimle bu şekilde iletişim kurmayı tercih ettiğinde asabım bozuluyor.

Bu tuhaflık sadece 'devletlu' kimselere mahsus değil; bir televizyon programcısı, bir yayın evi yöneticisi, bir sendika görevlisi, bir siyasi parti yetkilisi de sekreterine aratıp "Beyefendi sizinle görüşmek ister" dedirtebiliyor.

Her gün böyle telefonlar alıyorum.

Kendilerini ağırdan satan beyefendilerin ardı arkası kesilmiyor.

Telefonun başında dinlediğim 'bekleme müziği'nin haddi hesabı yok.

Bıktım artık.

Yapmayın bunu, beyefendiler!

Ben sizin memurunuz, elemanınız, astınız değilim.

Emir vermek, iş buyurmak için aramıyorsunuz beni.

Bir davet iletmek, bir şey istirham etmek, bir yazım hakkında konuşmak veya tanışmak için arıyorsunuz.

Arayacaksanız doğru dürüst arayın, doğru dürüst konuşalım.

Belki haddinden fazla meşgul adamlarsınız; bir yandan beni sekreterinize aratırken öbür yandan dosya filan inceliyorsunuz, böylece vakitten tasarruf ediyorsunuz...

İyi ama benim de bir meşguliyetim olamaz mı?

Mesela, yazımı baskıya yetiştirmek için kıvranıyor olamaz mıyım sizin beni arattığınız esnada?

Sekreterinizle ve 'bekleme müziği'nizle beni oyalama hakkını size kim veriyor?

Gazetede bizim de sekreterimiz var.

İlle de birini cep telefonundan aratmam gerektiğinde, "Çalmaya başlar başlamaz bağlayın, telefonu açtığında benim sesimi almalı, yoksa ayıp olur" diyorum.

Siz de bu nezaketi gösterebilirsiniz.

Niye göstermiyorsunuz ki?

Yenişafak

Bu makale 606 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Tahrir'e dönüş
» Berlin Metrosu ve Tekâsûr Sûresi
» Tunus'ta ne var ne yok?
» "Tam entegrasyon" bitmedi; asıl şimdi başlıyor
» Suriye Ulusal Geçiş Konseyi hemen tanınmalı
» Sultan Vahdeddin'in ABD Başkanı'na mektubu
» 'Devrim olmadı diyenler ahmaktır' dedim mi?
» Mısır Devrimi'nin ikinci raundu
» İran'la her zamankinden daha sıkı bir dayanışma sergilemeliyiz
» Özgürlük Bayramı
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı