Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Mümtaz'er Türköne
Mümtaz'er Türköne
Yargının tarafsızlığı
Mümtaz'er Türköne

Yargının tarafsızlığı

"Kimse kendi davasının yargıcı olamaz" prensibi, devletin en önemli varlık sebebidir. Başka insanlarla aranızda bir ihtilaf olduğu zaman, kimin haklı olduğuna siz karar veremezsiniz. İhtilafın kendisi duyguyu aklın önüne geçirir.

Kendi lehinize olanı büyütür, aleyhinize olanları görmezden gelirsiniz. Bu yüzden başka bir göze, tarafsız değerlendirme yapacak ve hüküm verecek bir göze ihtiyaç vardır. Devlet dediğimiz egemen gücü var eden ilk ihtiyaç, insanların anlaşmazlıkları çözecek tarafsız bir otoriteye ihtiyaç duymalarıdır. Sonra devamı gelir. Sizin hakkınızda tarafsız biçimde hüküm tesis edecek otoritenin, otoritesini tesis edecek bir yaptırım gücüne sahip olması gerekir. İşte bu tarafsız otorite, hükmünü yürütecek ve itiraz edenleri hizaya getirecek meşrû şiddet araçlarıyla donatıldığı ve kurumsal bir yapı içinde süreklilik kazandığı zaman ortaya devlet dediğimiz varlık çıkmış olmaktadır.

Demokrasi, iktidarı teslim ettiğimiz kişileri denetleme imkânı veren yegâne yönetim biçimidir. Bu denetimi, yönetme ve yasa koyma yetkisini devrettiğimiz kişileri, seçim zamanı değiştirme hakkımızı saklı tutarak yapıyoruz. İktidarı belirlerken, geleceğin potansiyel iktidarı olan muhalefeti de belirlemiş oluyoruz. Denetimimiz altına aldığımız iktidarı, muhalefetle denetliyoruz. Ama ortaya bir anlaşmazlık çıktığı zaman "kimse kendi davasının yargıcı olamaz" prensibine göre ne yapacağız?

İktidar-muhalefet denklemini, yönetimin sorumluluğunu hakkıyla yerine getirmesini geniş bir tartışma zemininde denetlerken her zaman tarafsız bir otoriteye ihtiyacımız var. İşte bu otoritenin kendisi anlaşmazlıkları, belirli prensiplere göre çözmek üzere kurallar getirmiş olan hukukun kendisidir. Yargı, bu hukuku tarafsız bir şekilde uygulayan erk olduğu için çok önemli, çok hayatîdir. Dikkat edelim, yargı değil hukukun kendisi. Zira yargıyı tarafsız bir gücün hakimiyetine dönüştüren de hukukun koyduğu kurallardır.

Türkiye'nin şiddetle yargı reformuna ihtiyacı var. Bu reformun mutlaka sağlaması gereken en temel prensip yargının tarafsızlığı olmalı. Yargımız bağımsız. Bu konuda kimsenin endişesi olmamalı. Yargının bağımsızlığı, yargıyı dokunulmaz kılmak için değil, tarafsızlığını sağlamak içindir. Ama yargımız tarafsız değil. Yargı reformuyla ilgili gündeme gelen tartışmaların tamamı, yargının tarafsızlığına giden yolun taşlarını, merdivenlerini dikkatle döşemeli.

Demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesini engelleyen kural dışı müdahaleler var. Bu kural dışılık bugüne kadar askerler tarafından dolduruluyordu. Bugün yargı kendisini, iktidarı denetleyen ve dengeleyen bir erk olarak değil, doğrudan icra ve yasama gücünü paylaşan bir iktidar ortağı olarak görüyor. Yargı, iktidarın yetki alanındaki konularda taraf oluyor. İktidar ise elindeki tek aracı, yani hukuku kullanarak yargıyı tarafsızlığa zorluyor ve bu amaçla bir yargı reformu tasarlıyor.

HSYK'nın atama krizinde ve Erzincan Başsavcısı soruşturmasındaki tasarrufları doğrudan tarafsız yargıya müdahale idi. Hükümetin müdahaleleri yargının tarafsızlığını sağlamak için yapıldı. Yüksek yargıdan sürmekte olan davalara dair gelen açıklamalar, yargının kronik bir tarafsızlık sorunu olduğunu gösteriyor. Yüksek yargı temsilcileri, sürmekte olan davalara müdahale edecek kadar bağımsızlar, ama tarafsız değiller.

Türkiye, alt-üst olan devlet içi güç ilişkileri ile farklı bir dengeye doğru ilerliyor. Doğru olan, iktidarın bu denklemde muhalefet tarafından denetlenmesi. Yargının ise tarafsız bir güç olarak anlaşmazlıklara adil çözümler bulması. Bir iktidar alternatifi olarak öne çıkan yargı, büyük riskler barındırıyor. Taraf olan bir yargı, Türkiye'nin önündeki en ciddi istikrarsızlık kaynağına dönüşebilir.

Yargı bağımsızlığının yargının tarafsızlığı için var olduğunu hatırlayarak, yargıyı köklü bir reformdan geçirmemiz şart. Yüksek yargı bürokrasisi ve bütün diğer tarafları buluşturacak ortak payda mutlaka tarafsızlık olmalı. Problemimiz iktidarın amacı dışına çıkması veya muhalefetin çıkartacağı engeller değil. Bize pusula olacak ve tereddüde düştüğümüzde başvuracağımız tarafsız bir otoriteye ihtiyacımız var. Toplumsal barışı tesis etmek için çözmemiz gereken en temel sorun tarafsız bir yargıya sahip olmak.

Zaman

Bu makale 446 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi
» Dindarlık, sadece dindarlıktan ibaret değil
» Her Atatürkçüye bir diktatör
» Karşı devrim
» Andımızdaki Türk kim?
» Adıyaman'ın anayasası
» Milliyetçilerin 12 Eylül imtihanı
» Muhalefet için biraz şefkat
» Askerliğin namusu
» 'Terör örgütü' lafı, görev suçu ve askerin şerefi
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı