Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
10 Şubat 2012, Cuma
 DÖVİZ KURLARI : 
Fehmi Koru
Fehmi Koru
'Model ortaklık' sınanıyor...
Fehmi Koru

'Model ortaklık' sınanıyor...

Washington'da Kongre Dış İlişkiler Komisyonu'nda yapılan oylamanın '23-22' bitmesinin Türkiye-Ermenistan ilişkilerini çok aşan bir boyutu var: orada sınanan, aslında, ABD'nin dış politika öncelikleridir.

Türkiye-ABD ilişkileri son birkaç yıl içerisinde önceki hiçbir dönemle karşılaştırılamayacak bir yakınlığa kavuştu. Turgut Özal dış politikada etkili olduğu dönemde hep böyle bir yakınlık rüyası görmüştü; ancak şimdi tanık olduğumuza benzer bir sıcak ilişki tarzını gerçekleştirebildiği söylenemez. Ak Parti'nin sıkıntılı başlayan ve 1 Mart tezkeresi yüzünden krize giren ABD ile ilişkisi şimdilerde en zirve noktasında...

O yıl New York'ta yapılan 2002 Davos toplantısı çağrılısı olarak ABD'ye giden Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün de aralarında bulunduğu Ak Parti heyeti, Washington'da soğuk karşılanmıştı. Dışişleri Bakanlığı'nda üçüncü derece memurlara muhatap edilmişler, düşünce kuruluşlarından yalnızca CSIS ile MEI kendilerine kapılarını açmıştı.

ABD Ankara Büyükelçiliğinin 3 Kasım 2002 seçimi öncesinde Washington'a gönderdiği raporlarda, Ak Parti sandıktan birinci olarak çıksa bile, ülkenin bir süre 'CHP-MHP koalisyonu' ile yönetileceği öngörüsünde bulunduğu anlaşılıyor.

Bugünden geriye bakıldığında şu değerlendirme yapılabilir: Kimine göre 'stratejik ortaklık', kimine göre ise 'model ortaklık' olarak sunulan iki ülke arasındaki ilişkiler, Ak Parti hükümetinin dış politika önceliklerinin bir sonucu olarak oluşmuştur ve ABD'ye vaktiyle 'Çağdaş Roma İmparatorluğu' konumu biçmiş politik çevreler bu yeni gerçekliği hazımda zorlanmaktadır.

'Çağdaş Roma' haline dönüşemediyse ABD, o çevreler, bunu, Türkiye'nin 1 Mart tezkeresi'ne bağlamaktalar...

İsrail'e Davos'ta çekilen "One Minute" ince ayarı fiske gibi kalıyor surata şamar gibi inen 1 Mart tezkeresi yanında...

George W. Bush'un Afganistan ve Irak'a dönük politikaları planlandığı üzre gidebilseydi, ortaya çıkacak Amerika heyülası, İsrail'i Çağdaş Roma'nın uzak karakolu haline dönüştürecekti. Oysa ne oldu? 1 Mart tezkeresi sonrası cereyan eden olaylar İsrail'i denklemden dışarıya itti ve yerine Türkiye'yi geçirdi. Hem de kendiliğinden...

Özellikle ABD'nin 'süpergüç' olma özelliğini bir 'emperyal güce' dönüştürüp yeni dünya düzenini kuvvet bile kullanmak gerekmeden sonuç alınan yeni bir zemine oturtacaklarını planlayanlar açısından hazmı hiç de kolay olmayan bir durum bu...

Plancıların 'İsrail' için biçtikleri rolün doğal sahibi bugün Türkiye'dir ve bu öngörülememiş gelişme en fazla yeni düzen planlayıcılarının uykusunu kaçırıyor. İsrail'i bağrına basan bir Türkiye olsaydı neyse de, İsrail'i sistem-dışılığa iten bir Türkiye? Böyle bir Türkiye'nin Başkan Barack Obama'nın deyimiyle 'ABD ile model ortak' konumuna gelmesi Amerikan iç politika dengelerine tam uyumlu değil. Henüz değil...

Komisyon'un Musevi başkanının koridordan üye toplayarak Ermeni tasarısını kurtarma derdine düşmesi, Komisyon'un Musevi üyelerinin blok halinde 'Evet' oyu vermeleri, etkileri altındaki diğer üyeleri oylamaya katılmaya ve 'Evet' oyu vermeye zorlamaları bunu gösteriyor.

23-22 biçiminde sonuçlanan oylama, bir yıllık Barack Obama yönetiminin dış politika dengelerinin iç politika dengelerini etkilediğine, ancak belirleyici sonuç almada henüz zorlandığına işaret ediyor. Türkiye bütün gücüyle bastırsaydı şimdiye kadar hiç görülmemiş bir gelişme yaşanacak ve büyük ihtimalle Komisyon'da da püskürtülebilecekti tasarı...

Türkiye'nin o güce başka konularda ihtiyacı olacak. Ankara, durumu düzeltmeyi, iki ülke arasındaki ilişkiye 'model ortaklık' adını koyan Başkan Obama'dan beklemekle yetinmeli.

Yenişafak

Bu makale 396 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Ayıp oluyor ama...
» BDP değişirse Türkiye rahatlar
» Beni sev, ruhumu sar, kalbime yaslan
» ‘AKP ne yapmak istiyor?’ diye soranlara...
» Paşalara yakışan konuşmaktır
» Gerçekler mutlaka ortaya çıkar
» Başbuğ’un samimiyetine Büyükanıt tanıklık edebilir
» 'Kötü amaç’ mı, o da ne demek?
» Gül yeniden başbakanlığa ‘Evet’ mi dedi, ‘Hayır’ mı?
» Sezai Karakoç: Devletin önünde ceketini iliklediği düşünür...
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı