Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Sedat Ergin
Sedat Ergin
TSK’nın Çiçek olayından çıkarması gereken ders
Sedat Ergin

TSK’nın Çiçek olayından çıkarması gereken ders

TARAF Gazetesi, geçen haziran ayında Genelkurmay’da görevli Kurmay Albay Dursun Çiçek’in hükümeti hedef alan bir andıç hazırladığı iddiasını içeren haberini “AKP ve Gülen’i Bitirime Planı” başlığıyla verdiğinde Milliyet gazetesinde görevliydim.

Ertesi günü yayımlanmak üzere kaleme aldığım başyazıyı, plana ilişkin muhtelif olasılıkları değerlendirdikten sonra “Hangi şık geçerli olursa olsun hiçbir demokrasi böyle bir lekeyi taşıyamaz” diye noktalamıştım.

DEMOKRASİ AÇISINDAN YÜZ KIZARTICI BİR DURUM

* Karşımızda iktidar partisini parçalamak için bir dizi entrikaya başvurulmasını öngören, milliyetçi partilerin güçlenmesi için stratejiler çizen, benzer şekilde Gülen Cemaati’ni de zora sokmak için bazı silahlı tertipler tavsiye eden bir plan vardı.

Yalın mantıkla yaklaşıldığında iki olasılık söz konusuydu. Birincisi, planın doğru çıkmasıydı. Bu takdirde, akla ziyan bir durumdan söz etmek gerekirdi. Genelkurmay karargahında böyle bir çalışmanın yapılabilmiş olması, demokrasi açısından yüz kızartıcı bir durumdu. Yakın geçmişte yaşanan bazı örnekler, bu olasılığın tümüyle dışlanmasını önlüyordu.

* İkinci olasılık, planın hükümet ile TSK’nın arasını açmak için düzenlenmiş bir komplonun uzantısı olması ihtimaliydi. Belge bir Ergenekon şüphelisinin evinde ele geçirilmişti. Şüphelinin avukatı, belgenin polis tarafından konulduğunu ileri sürüyordu. Bu şıkkın doğru olmasının yaratacağı durum birincisinden daha az vahim değildi.

Geçen yaklaşık 9 aylık süre içinde bu belgenin gerçek mi sahte mi olduğu Türk kamuoyunun zihnini en çok meşgul erden konulardan birini oluşturdu. Bu konuda büyük çoğunluğu belgedeki imzanın Çiçek’e ait olduğu tezini işleyen sayısız resmi rapor hazırlandı. Çiçek ısrarla inkâr etti imzanın kendisine ait olduğunu.

KENDİNİ HUKUKUN ÜZERİNDE GÖREN ZİHNİYET

* Sonuçta Jandarma laboratuvarında yapılan incelemede de imzanın Çiçek’e ait olduğunun raporlanması ile bu konudaki tartışmalı durum önemli ölçüde geri kalmış bulunuyor. Her ne kadar mahkeme kararıyla kesinleşmemiş olsa da, artık birinci şıkkın geçerli olduğuna hükmedebiliriz.

Yani daha önceki görüşümüze dönersek, “akla ziyan” bir durumla karşı karşıyayız.

Öncelikle bu planın talimatla mı hazırlandığı hususu ciddi bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Albay Çiçek’in bu metni kendi başına hazırlamış olması ihtimali, durumun vahametini hafifletmiyor.

* Bu durumdan, geçmişten hiçbir ders almamakta inat eden, kendini başta hukuk olmak üzere her şeyin üzerinde görüp seçilmiş iktidarı devirmeyi görev alanı içinde değerlendiren, dahası bunun için entrikaya başvurma cüretini de kendinde gören bir zihniyetin TSK içinde hâlâ yaşam alanı bulabildiği sonucu çıkar.

Üst kademelerden aksi yönde ne kadar açıklama yapılırsa yapılsın, bu tür davranışları önleyecek kökten bir caydırıcılığın kurum içinde tam olarak tesis edilemediği ortada.

DEMOKRATİK TERBİYE GEREĞİ

* Sorunun önemli bir boyutunda demokrasi saygısının bazı kademelerde tam olarak yerleşmemiş olması yer alıyor. TSK mensuplarının iktidar partisini sevmek, bu partiye oy vermek gibi bir mecburiyetleri yok. Ancak sandıktan çıkan sonuca saygılı davranmak komutana selam çakmak gibi yerine getirilmemesi düşünülemeyecek bir yükümlülük.

Kuşkusuz, ortaya çıkan vahim durumu TSK mensuplarının tümüne atfetmek, bütün kurumu bundan sorumlu tutmak büyük haksızlık olur. Ancak yine de ortaya çıkan tablonun TSK’nın saygınlığına çok büyük bir zarar verdiği gerçeği inkar edilemez. İçten kaynaklanan bu gibi zarar verici davranışlar, dışarıdaki hasımlarının aslında TSK’ya fazla bir şey yapmalarına gerek olmadığını da gösteriyor.

* Konunun düşündürücü bir başka tarafı, TSK’nın bir kez daha Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yelkenlerine rüzgarı dolduruvermiş olmasıdır. İktidar partisinin ordunun haksız müdahalelerinin mağduru olduğu algısı yeniden canlanacak, siyasi zeminde bu partiye güç katacaktır, aynen 27 Nisan’dan sonra olduğu gibi...

* Öyle anlaşılıyor ki, TSK içinde bu zihniyetin temsilcileri var olduğu sürece, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne demokrasi içinde sivil düzlemde muhalefet etmek isteyenler kendilerini hep engelli bir durumda bulacaklardır.

Hürriyet

Bu makale 680 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Aleviler neye pedagojik cinayet diyor?
» Gül’den BM’ye ‘Kadının rolünü güçlendirelim’ mesajı
» Deniz Kuvvetleri’nde kafaları karıştıran bir terfi belgesi
» 2008 YAŞ’ının parlak isimleri nasıl Balyoz sanığı oldu
» Meriç’e taarruz derken darbe sanığı olmak
» Başbuğ’un imzası olan belge
» Bir seminerde gözlemci olmanın bedeli
» Balyoz: 9 - Darbe planı gerçekten görüşüldü mü?
» Kılıçdaroğlu’ndan türban ve Onur Öymen konusunda iki çıkış
» ABD, insan hakları ve madalyonun iki yüzü
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı