Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
8 Şubat 2012, Çarşamba
 DÖVİZ KURLARI : 
Ayşe Doğu
Ayşe Doğu
Arınç’tan akla ziyan açıklamalar..
Ayşe Doğu
Arınç, Eski Türkiye’yi dönüştürmek için yola çıkıp nefesi tükenen ve bireysel ikballer için statükoyla uzlaşma yolu arayan bencil sağcılığın sembolü olarak konuştu.

Arınç’tan akla ziyan açıklamalar..

Geçtiğimiz günlerde başbakan yardımcısı Bülent Arınç, CNN Türk’ten Şirin Payzın’ın konuğuydu.

Payzın’ın soruları –iktidara mikrofon uzatan pek çok meslektaşına göre- yerinde ve AKP hükümetinin zihniyetini çözme noktasında doğru sorulardı.

AKP hükümeti bir süredir ölümcül ve toplum vicdanında affedilmez hatalara imza atıyor. Buna tepe sarhoşluğu da diyebiliriz ama kuleden yere burun üstü çakılınca gerçek şamar gibi yüzlerine çarpacak. Çünkü AKP bir süredir milletin değişim iradesinin sonuçlarını kendinden menkul sanma zaafı içinde.

Hükümette kendilerinin de ikrar ettiği bir kendini oldum sanma durumu yaşanıyor ki bu olamamanın, yetersizliğin gerçek bir göstergesi..

Türkiye’de demokratik talepleri olan başörtülüler ve Kürtleri çıkarırsanız hangi kesim bu hükümete doğal bir taban olabilir.. Ama ne yazık ki her iki kesim de diğer demokratik taleplerin de güvencesi olacak bu taleplerinde oyalanma ve anlaşılmaz bir kibir duvarına çarpıyor.

Artık AKP’nin milletle kurduğu ya da kurduğunu sandığı gönül köprüsü yıkıldı ve teşbihte hata olmazsa; Uludere’de yediği ya da yedirildiği tokatla sahici dünyaya döndü- dönmek zorunda bırakıldı.

Hassaten Kürt halkı bu süreç zarfında kumpasa kurban gittiğini çok büyük kayıplar sonucu fark etti. Doğusuyla batısıyla millet olarak o kumpasın zararlarını sarmaya çalıştığımız şu yıllarda yine Uludere’de ölüm sessizliğine bürünen ve '99 depreminde ortadan kaybolan Ecevit misali başını kuma gömen ve acılı insanlarla ve onların acılarıyla alay eder gibi para teklif eden bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Bu millet bir defa daha ırkçı faşist batı kafalı sömürge valilerinin peşine takılmayacak ama kendini ırkçı bir zeminde konumlayan ister iktidar ister muhalefet olsun her siyaset kan kaybedecek.

Arınç’ın konuşması adeta eski devlet zihniyetiyle özdeşleşmiş ve resmi ideolojiye dokundurtmayan kibirli dile sahipti. ‘Uludere’de özre gerek yok, Kürtçe eğitim olmaz, çünkü Kürtçe medeniyet dili değil, vb. sözler etti.

Dün iktidarla genelkurmay başkanlarının millete karşı eşgüdüm mesajlarına maruz kalınca hissettiğimiz kırgınlığı ve buğzu, bugün kendilerini yok etme pahasına bazı AKP’lilerin sahiplendiklerine esefle şahit oluyoruz. Hele üzerine vazife olmayan konularda beyanat vererek faşist eski düzeni kuvvetlendiren genelkurmay başkanına karşı sivil bir duruş sergilemek yerine, bir parti başkanı hakkında fezleke hazırlanmasına sessiz kalmaları akla ziyan.

Demek ki akıl tutulması bulaşıcı bir hastalıkmış. Milletimizin derin ve düşündürücü tanımlamasıyla; ‘at sahibine göre kişner’miş. İktidarı bu zihniyette olan bir ülkede muhalefete kızmak yersizmiş.

Kürtçenin medeniyet dili olarak yetersiz olarak nitelenmesi haksızlıktan öte yanlış ve sorunlu bir tanımlamadır. Ona bakarsanız Türkçe de tek başına yeterli değildir.

Çünkü medeniyet dili olan Türkçe değil Osmanlıcadır ve Osmanlıca bugünün kavramlarıyla bakarsak faşist ve anti demokratik sembollere karşı, içinde Türkçe, Arapça, Farsça, Kürtçe, Rumca ve Ermenicenin harmanlandığı güzel bir terkiptir.

Bu nitelemenin altında rakip görünen bir partiyi aşağılama amacı vardır. Dün başörtülüye kara Fatma diyen zihniyet gibi. Arınç’ın iddiasının aksine, Türkiye’nin Kürtçenin de merkezi olmasının, İngiltere’nin İngilizce merkezi olmasından farkı yoktur. Zira Ortadoğu’da halklar arası köprüler kurmak geleceğimizin teminatıdır. Kürtçe, Arapça, Farsça, Ermenice, Rumca…Tüm bu diller ortak zenginliğimiz ve dünyayla konuşma aracımızdır. Hiç birinin diğerinden önceliği, üstünlüğü, geriliği söz konusu edilemez. Sadece işlevselliğini konuşulabilir ki, Türkçenin ortak dilimiz işlevinde olmasına da kimsenin itirazı yoktur. Bu basit ve kadim gerçeğe mümin gözüyle bakamayan insanların kemalizmin dar ufkunu dindar siyasetçi kılıfıyla bugüne taşımaya kalkmaları ayıptır ve günahtır.

Yine Arınç’ın dillendirdiği ana dilde eğitimin maliyetli olduğu beyanı, öğrencilerin ‘elektrikler kesikti’ mazeretinden farksız ve gülünçtür. Memuriyet hayatları boyunca hiç iş yapmama rekoru kıran ve en çok internette gezinen kesim olarak can sıkıntısından patlayan bir memurlar ordusuna sahibiz. Anlamlı projelerde hayatına anlam katmak için can atan.. Bu memurların bir kısmı istenirse Kürtçe eğitime sevk edilebilir. Yeter ki, meseleye doğru, kuşatıcı ve çözüm arayıcı bir niyetle bakılsın. Ama, Kemalist devletin refleksiyle hem Kürtleri düşman ve tehdit potansiyeli gibi bakıp hem de en sıradan, masum ve doğal talepleri bile yerine getirmemek için terör, maliyet, imkansızlık vb. mazaretler üretmek, en hafifinden kötü niyetin ve yeni Türkiye’yi, yeni süreci anlayamamanın itirafıdır. Arınç ve temsil ettiği yaşlı sağ-muhafazakâr siyasetçi sınıfı ile demek buraya kadarmış!

Kürt sorunu dediğimiz sorun, dünün Ermeni ve Rum sorunu gibi bir paylaşım yani emperyal düşler, paylaşım kavgaları sorunudur. Buna karşı en iyi cevap; kenetlenmekten, her türlü alışveriş kanallarını sonuna kadar açmaktan geçer. Artık siyasetçilerin siyasal ya da hukuk mezunu değil iyi satranç oynayan kimseler arasından seçilmesi lazım ki, iç ve dış politikada doğru hamleleri atabilsinler!

Ayrıca bu ortamda dindar nesil yetiştirme gündemi gayet sığ ve eskide kalmış kavgaların ifadesidir, yani ölü bir tartışmadır ve hükümeti bir yere taşıyamayacak kısırlıkta bir polemiktir. Açık bir kaçış jargonudur.

Hayalini kurduğumuz barış; devlet-millet barışmasının adıdır. Yoksa silahla ve silahlılarla barış değil. Batı dayatmasının adı değildir barış, çünkü batının çıkarları tehlikeye düşünce sorunlar yani çatışma kaldığı yerden başlatılır. Uludere bunun güzel bir örneğidir.

Arınç, Payzın'a Eski Türkiye’yi dönüştürmek için yola çıkıp nefesi tükenen ve bireysel ikballer için statükoyla uzlaşma yolu arayan bencil sağcılığın sembolü olarak konuştu. Demek ki, bu siyasetçi esnafının da miadı doluyor. Artık yeni, özgürlükçü, adil, mümin ve cesur bir neslin yola devam etmek için hazırlık yapmak gerekiyor. Çocuklarımızı Kemalist statükonun, sağcı veya solcu muhafazakarlığın, Türkçü veya Kürtçü ırkçılığın değil, gerçekten büyük Türkiye’ye inanan, her tür farklılığı hepimizin ortak zenginliğine dönüştürebilecek bir ufukla düşünen, özgürlükten korkmayan bir ruha -Osmanlı'da hayat bulmuş- teslim etmeliyiz.

Hükümetin, muhalefet partilerinin, devlet kurumlarının ve bürokrasisinin çarpık zihniyetine rağmen;

-Arapların deyimiyle- ‘Bir ruh, biddem neftike ya açılım’ diyoruz..

Bu makale 279 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Arınç’tan akla ziyan açıklamalar..
» İran, İsrailleşiyor
» Yalnızlık senfonisi
» Cemaat, Açılım ve 35 sivil can kaybı
» Nefes varsa umut tükenmez
» Erdoğan nereye koşuyor?
» Kritik eşik; Kürtleri anlamak
» Deprem 'hepimize' ilahi bir uyarıdır, çünkü..
» Üzgünüz ama..
» Kemalist-PKK’ya rağmen; barış ve değişime devam
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı