| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Uzun zamandır devam eden; darbe, askeri vesayet ve sivil iradeyi kontrol altına alma tartışmaları arasında, “İrtica ile Mücadele Eylem Planının” yeri oldukça farklıydı. Çünkü ortada somut bir belge vardı. Belge, ıslak imzalı olması nedeniyle daha da önemli hale gelmişti. “İrtica ile Mücadele Eylem Planının” altında imzası bulunan Kurmay Albay Dursun Çiçek’in ismi, ‘Lahika-1’ başlığını taşıyan “Bilgi Destek Planı ve Faaliyet Çizelgesi” belgesi ve “AK Parti ve Gülen’i Bitirme Planı” başlığı ile yayınlanan “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” adlı belgelerde de karşımıza çıktı. Belge nedeniyle sorgulanan ve tutuklanan Albay Çiçek, kısa bir süre içinde serbest bırakıldı. Ordu içindeki darbeci geleneği deşifre etmek açısından, belgedeki imzanın Albay Çiçek’e ait olup olmadığının tespit edilmesi önemliydi. Belgeyi inceleyen Adli Tıp ve İstanbul Kriminal Polis laboratuarı, ilgili imzaya ilişkin olarak “Dursun Çiçek’in el ürünüdür” raporu verdi. TÜBİTAK ve Adli Tıp Genel Kurulu da, ıslak imzanın Çiçek’e ait olduğunu tescil etti. Ordu içindeki cuntacıların Türkiye’yi biçimlendirme çalışmasının somut belgesi olan İrtica ile Mücadele Eylem Planı’na ilişkin asıl somut gelişme, Genelkurmay Başkanlığına gönderilen belge hakkında Jandarma Kriminal’in verdiği rapor oldu. 23 Şubat 2010 da, Jandarma Kriminal tarafından Genelkurmaya gönderilen rapor, ilgili belgenin gerçek olduğunu açıklıyordu. Yani; Jandarma Kriminal’in raporu da, belgenin doğruluğunu ve belgedeki ıslak imzanın Dursun Çiçek’in el ürünü olduğu tescilledi. İşte tam da bu noktada, belgeye ilişkin tartışma sürecinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, imzanın gerçekliğinin Jandarma Kriminal tarafından da doğrulanması sonrasında ne diyecekleri ve ne yapacakları merak ediliyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal belge konusunda; “Şunları söyleme gereği duyuyorum, öyle anlaşılıyor ki AKP devlet düzeni içinde kendi derin devletini kurma çabası içindedir” demiş ve belgenin sahte olduğunu ifade ederek iktidarı suçlamıştı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ise belge için “kağıt parçası” benzetmesi yapmıştı. 26 Haziran 2009’da, Karargahta yaptığı basın toplantısında ses tonunu yükselten İlker Başbuğ, “Bu kağıt parçası kimler tarafından hazırlandı? Ne amaçla hazırlandı? Bunları bulun” diye haykırmıştı. Konuşmasının devamında; “Türkiye neredeyse iki haftadır Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın elinde bulunan, yürüttüğü hazırlık soruşturması neticesinde ulaşmış olduğu kararla ortaya çıkan bir kağıt parçası etrafında gereğinden fazla enerjisini tüketmiştir. Şu anda elimizde olan hukuki anlamda bir kağıt parçasıdır. Askeri Savcılık, kağıt parçası ile ilgili incelemesi gereken tüm hususları mevcut bilimsel ve teknik imkanları da kullanarak yaptı ve bir karara ulaştı. Bu karara karşı küçümseyici tavırlar içine giremezsiniz... Biz bu kağıt parçasının birileri tarafından TSK’yı yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığını değerlendiriyoruz. Bu kağıt parçasının kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkartılması görevinin ise devletin istihbarat organları ile ilgili yargı organlarına düştüğünü ifade ediyor ve bunun yerine getirilmesini istiyorum. Çünkü, bu ve buna benzer olayların devlet, millet ve ordu içinde fitne ve fesat çıkarma eylemleri olarak görüyoruz.” demişti. Bu açıklamadan ise, Genelkurmay Askeri Savcılığının İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde hazırlanmadığı sonucunu çıkardığı anlaşılmıştı. Bu açıklamalarından sonra İlker Başbuğ; “Demokrasi ilkelerine aykırı davrananları TSK’da barındırmayız. Bunu ben söylüyorum” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Belgenin altında imzası olan Albay Çiçek ise “Hepsi palavra, hepsi yalan. Benim için soruşturma bitmiştir” ifadesini kullanmıştı. Şimdi merak edilenler; 1. “Hepsi palavra, hepsi yalan” diyerek üstlerini ve kamuoyunu yanıltan Albay Çiçek, yalan söylediği ve halka karşı komplo kuran cunta ile birlikte hareket ettiği için özür dileyip, yargının karşısına çıkacak mı? 2. “Belgeyi inceledik ve karargahta böyle bir belge hazırlanmamıştır” diyerek, kamuoyunu ve Genelkurmay Başkanını yanıltan, Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu, kamuoyundan ve yanılttığı Başbuğ’dan özür dileyip istifa edecek mi? 3. Sinirli ses tonuyla “Bu belge bizim için kağıt parçasıdır” diyen Genelkurmay Başkanı, yanılttığı kamuoyundan özür dileyecek mi? Bunun yanı sıra; “Demokrasi ilkelerine aykırı davrananları TSK’da barındırmayız. Bunu ben söylüyorum” ifadesini anımsayıp, ilgilileri hukukun karşısına çıkartıp ordudan uzaklaştıracak mı? 4. Belgenin iktidar tarafından, kasıtlı olarak üretildiğini söyleyerek belgeyi yalanlayan ve kamuoyunu yanıltan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ne diyecek? “Belgenin doğru olduğu açıklandı ve bu nedenle yaptığım eski açıklamalarımı geri alıyorum ve halkımızdan özür diliyorum” diyecek mi? Onurlu bir siyasi tavır sergileyecek mi? Evet, bunlar merak ettiğimiz konular… Bekleyip göreceğiz… farukadnan@gmail.com Bu makale 3,472 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |