| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 10 Şubat 2012, Cuma | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
1991 erken genel seçimleri sonucunda hükümeti kurma görevi DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel’e verildi. Demirel, SHP ile koalisyon kurarak meclisten güvenoyu aldı. Adalet Bakanlığı SHP’ye bırakıldı ve koalisyonun ilk Adalet Bakanı da Seyfi Oktay oldu. Bu genel bilginin verilmesindeki amaç, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa Anayasanın göz göre göre, göstere göstere ihlal edilmesini hatırlatmaktır. Malum olduğu üzere müsteşarlar üçlü kararname ile atanmaktadır. Yani atama işleminin geçerlilik kazanabilmesi için yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı tarafından imzalanması gerekmektedir. DYP-SHP koalisyonu döneminde, Anavatan Hükümetince göreve getirilen Adalet Bakanlığı müsteşarı Arif Yüksel’i değiştirme girişiminde bulunulması, ancak bu teşebbüsün Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a takılması üzerine resmen ve alenen Anayasa hiçe sayılarak atamada Cumhurbaşkanını devre dışı bırakan 3825 sayılı yasa çıkarıldı. Takdir hakkını içermeyen, en ufak bir tartışmanın söz konusu olmadığı açık bir Anayasa hükmünü böyle umursamadan, kimseyi takmadan yapılan bu yasa değişikliğinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptali kesin olmakla birlikte hedeflenen amaç çok kurnazcaydı. Ne mi oldu? 1. Kamuoyunun ilgiyle takip ettiği Anayasaya aykırı bu yasa çıkarıldı. 2. Cumhurbaşkanının ‘by pass’ edilmesi, ‘devre dışı’ bırakılmasıyla Arif Yüksel görevden alındı ve yargıda tartışmanın en önemli mimarı olan Yusuf Kenan Doğan müsteşar olarak atandı. 3. Anayasaya aykırı bu yasa tabiatıyla Anayasa Mahkemesine götürüldü ancak atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti. Çünkü yasanın yürürlüğü durdurulmadı. 4. Yusuf Kenan Doğan müsteşar atandıktan ve birçok işleme imza attıktan sonra Anayasa Mahkemesi, Anayasaya açıkça aykırı bu yasayı iptal etti. 5. Arif Yüksel de ‘müktesabatına uygun’ bir görevle Danıştay üyeliğine atandı. 6. Bilahere ikili kararnameyle yapılan atamaların geçerli olduğuna dair geçici bir yasa çıkarıldı ve bu yasa Anayasa mahkemesi tarafından Anayasaya uygun bulundu. Yusuf Kenan Doğan’ın müsteşarlığı döneminde hâkimlik savcılık sınavları, bu sınavların mağdurları tarafından bir gün yazılacaktır kanaatindeyiz. Seyfi Oktay’dan sonra Adalet Bakanı olan Mehmet Moğultay’ın tarihe geçen itirafı herkesin hatırında olduğu için detayına lüzum görmüyoruz. SHP, 1995’te CHP’ye katıldığında Adalet Bakanı Mehmet Moğultay, Müsteşar ise Yusuf Kenan Doğan’dı. Yusuf Kenan Doğan, ancak 1996’da Mehmet Ağar’ın Adalet Bakanı olduğu ANAVATAN-DYP koalisyon hükümeti döneminde görevden alındı ve Yargıtay üyesi oldu. Adalet Bakanlığı ve müsteşarı acaba niçin SHP-CHP için bu kadar önemliydi? Bu sorunun kimseye haksızlık etmeden verilecek cevabı aslında yargı tartışmalarının da temelini oluşturmaktadır. Biz sadece şu kadarını hatırlatmakla yetinelim. Türkiye Cumhuriyeti’nin ismi en fazla gündemde kalmış Adalet Bakanlığı müsteşarı Yusuf Kenan Doğan acaba 2007 erken genel seçimlerinde hangi partinin Malatya 2. sıra milletvekili adayıydı. Siz bu cevabı bulana kadar CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın niçin konuşmalarının ağırlığını yargı tartışmalarına ayırdığına birkaç cümle ile müdahil olalım. Sayın Baykal’a göre ‘yandaş yargı’ oluşturulmaya çalışılıyor. Bu iddiaya ‘yandaş medya’ tartışmalarından aşinayız. Acaba ‘yandaş medya’nın mefhum-u muhalifi ‘tarafsız medya’mı dır, yoksa ‘karşıt medya’mı dır? Gelişmelerden takip edebildiğimiz kadarıyla ‘yandaş medya’nın mefhum-u muhalifi olarak çoğu kez ‘karşıt medya’ anlaşılmaktadır. Peki, Sayın Baykal da az-çok bunu böyle bildiğine göre niçin yargı söz konusu olunca bu tehlikeli oyuna müracaat ediyor. Acaba halkın kafasını karıştırarak ‘medya’ özelinden hatırlatma yapıp yargıyı da yapısına ve fonksiyonuna mugayir bir tartışmaya mı çekmek istiyor? Eğer böyleyse Sayın Baykal, ciddi ve ağır bir hata işliyor demektir. Sayın Baykal’a göre yargı önce bağımsız, sonra da tarafsız olmalıymış. Acaba bu konuda bir tecrübeleri mi var da böylesine hararetle bu konu üzerinde dolanıp duruyor. Refah Partisi ve Fazilet Partisi hakkında kapatma davası açan Vural Savaş, Adalet Bakanı’nın SHP’li olduğu bir dönemde siyasi baskı nedeniyle HSYK üyeliğinden istifa etmiş olmasın? Sorunun cevabını bildiniz? Evet, Yusuf Kenan Doğan CHP adayıydı. avkucukkilinc@hotmail.com Bu makale 2,340 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |