Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
10 Şubat 2012, Cuma
 DÖVİZ KURLARI : 
Adnan Boynukara
Adnan Boynukara
Darbeler Döneminin Kapandığını Söylemek İçin
Adnan Boynukara

Darbeler Döneminin Kapandığını Söylemek İçin

Türkiye’nin övündüğü güç kaynağının, yani ordunun, ikide bir darbe girişimleri ile anılması ve gündeme gelmesi elbette hoş değil. Ancak, ortaya çıkan iddialar ve kimi belgeler, darbe yapma eğiliminin ordudaki kimi unsurların kafasını ve gündemlerini meşgul eden önemli bir konu olduğunu ortaya koymaktadır.

Son dönemlerde ortaya çıkmış bazı olaylar üzerinden konuyu tartışmak istersek;

Özden Örnek tarafından tutulan günlükler, ilk başta yalanlanmasına rağmen doğru olduklarının yargı tarafından kabul edilmesi, bunları kamuoyuna aktaran Nokta Dergisine karşı yürütülen baskı kampanyası ve derginin kapatılmaya zorlanması…

Dönemin Kuvvet Komutanlarının, kimi siyasetçilerin (Onur Öymen, Ömer İzgü vb.), bir kısım bürokratların ve bazı ‘sivil toplum’ kuruluşu yöneticilerinin birlikte organize ettiği ama hayata geçiremedikleri Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven darbe girişimlerine ilişkin belgeler…

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine müdahale amacıyla, dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın “ben yayınlattırdım” dediği, 27 Nisan e-muhtırası

Islak imzalı, İrtica ile Mücadele Eylem Planı Bu planın hazırlanması için 1. Ordu Komutanı ve İlker Başbuğ döneminin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız’ın talimat verdiğine ilişkin belgeler ve tartışmalar...

Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın hazırlattığı söylenen, ‘Bilgi Destek Planı’ ve Lahika’nın devamı mahiyetindeki, İrtica ile Mücadele Eylem Planı… Bu eylem planının içinde olduğu söylenen ve Fethullah Gülen cemaati ile AK Parti iktidarına karşı yürütülecek çalışmalara ilişkin bilgiler ve senaryolar… Cemaat evlerine suç delilleri yerleştirme ve AK Parti içindeki ‘ajanlar’ harekete geçirme planları…

Adalar bölgesindeki bazı mahallelere bomba atılmasını, azınlık hakları savunucularına suikastlar düzenlenmesini ve gayrimüslimlerin öldürülmesini de içeren, Deniz Kuvvetleri içinde yer edinmiş kimi isimlerin hazırladığı söylenen, Kafes Eylem Planı... …

Ve tartışması devam eden Balyoz darbe planı

Bunların, kamuoyuna yansıdığı için haberdar olduğumuz gerçeği de unutulmamalı!

İşte bu iddialar tartışılırken yapılan karşı çıkışlar ise iki noktaya oturtuluyor.

Birincisi; “efendim artık darbeler dönemi kapandı, Türkiye’de darbe olmaz, zaten dış konjonktür de uygun değil…” türü temennilerden oluşmaktadır.

İkincisi ise Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tarafından yapılan, “geçmişte bazı olaylar yaşandı ama artık geride kaldı” yaklaşımıdır.

Dikkat edilirse bu iki yaklaşım da, sadece ‘iyi niyet’ içermektedir. Hukuki bir değerlendirme veya sınırlama önermemektedir. Halbuki devletler ve kurumlar, iyi niyetlerle değil, hukuk ve yasal düzenlemelerle yönetilir. Çünkü kalıcı ve geçerli olan hukuki ve yasal metinlerdir.

Peki, ne yapmak gerekiyor?

Aslında, iyi niyet temennilerini dile getirenler ve “bu işler geride kaldı” diyenlerin tümü, yapılması gerekenin ne olduğunu da iyi biliyor.

Buna rağmen yapılması gerekenleri yenilemek gerekirse;

1. Yapılacak ilk iş, ordunun ve ordu içindeki kimi unsurların darbe gerekçesi olarak kullandıkları metinlerin ve düzenlemelerin ortadan kaldırılmasıdır. “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”, 28 Şubatta döneminin urunu olan EMASYA protokolü ve TSK’nin “İç Hizmetler Talimatnamesi” gibi metinlerin ortadan kaldırılması veya içeriklerinin darbe gerekçesi oluşturan unsurlardan arındırılması önemli bir çalışma olacaktır. Bu arada bahsettiğimiz metinlerin, halk iradesinin yansıdığı mekan olan TBMM tarafından hazırlanmadığı, onanmadığı ve bunun aksine, TBMM’nin bilgisi dışında tutulduğu da unutulmamalıdır. Yani, darbeler döneminin kapandığını söyleyebilmek için darbecilerin gerekçe olarak kullandıkları metinlerin ayıklanması, darbe hazırlıklarına ve girişimlerine ceza öngören yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

2. Vatandaşlarını tehdit unsuru olarak gören anlayış, açık veya gizli her türlü belgeden çıkartılmalıdır. Çünkü hiçbir devlet kendi vatandaşlarını tehdit unsuru olarak göremez ve ordu, içinden çıktığını söylediği halka güvenmesini öğrenmelidir…

3. Ordunun yönetici kadrolarını yetiştiren okullara ait eğitim müfredatının yenilenmesi de, darbeci ve cuntacı eğilimlerin ordu içinde zemin bulmasını sınırlayabilecektir. Bu kapsamda; eğitim içeriğinin çağdaş anlayışlara göre yenilenmesi, yönetim biçimi olarak demokratik süreçlerin gerekliliğinin vurgulanması, toplumsal farklılıkları doğal bir sonuç olarak değerlendirme yaklaşımının aktarılması, insan haklarına saygılı olmaya ilişkin vurgu ve vatandaşları tehdit unsuru olarak görmenin yanlışlığı gibi konuların sıklıkla işlenmesi önerilebilir. Hiç kimse; “efendim ordudaki eğitim müfredatında bunlar var” demesin. Çünkü ortaya çıkan sonuç değerlendirildiğinde iki şey söylenebilir; ya müfredat bu tür konulardan yoksun, ya da bu tür konular müfredat içinde ve eğitim sürecinde geçiştiriliyor!

Aslında, daha somut bir öneriyi tartışmaya açmak iyi olabilir.

Genelkurmay Başkanlığı; “darbeler döneminin kapandığını söylemek için siz ne düşünüyorsunuz” türü, basit bir soru ile halkın önerilerini toplamaya yönelik bir araştırma yapsa, çıkan sonuçları da akademisyenler ve uzmanlar ile tartışarak somut politik öneriler ortaya çıkarsa ve bunları da siyasal partiler ile paylaşarak uygulamaya geçirse harika olmaz mı? Bu yaklaşım, orduya yönelik güvensizlik erozyonunu durdurmaz mı?

Peki, iyi niyet temennilileri dışında, darbeler döneminin kapandığı söyleyebilmek için sizin aklınıza ne geliyor?

farukadnan@gmail.com

Bu makale 3,309 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Terör Girdabından Kurtulmak için…
» Bölge İçin Çözüm; Üçüncü Ses
» KCK; Komünalizm ve Konfederalizm
» HDK’nın Farkı Ne?
» Dış politikayı yeniden biçimlendirmek
» Geç kalmış Kürt milliyetçiliği
» Sivil-Asker İlişkisindeki Değişimi Kalıcılaştırmak
» “Şımarık Çocuğun” Fonksiyonu Azalıyor mu?
» Sivil-asker ilişkisine fotoğraflar üstünden bakmak
» Çukurca’daki Patlamanın Anlamı
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı