| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Herkesin bildiği somut bir gerçeği itiraf edelim; darbecilerin silah zoruyla kabul ettirdiği 82 Anayasası, halk iradesini sınırlamak için kurdukları kurumlar ve bu kurumları emanet ettikleri darbe heveslisi bürokrasi varlığını sürdürdükçe, bu ülkenin insanına rahat yok… Bu gerçek… Ama dahası da var; Anayasal Kurum diye sunulan yapılara egemen olanlar; soğuk savaş dönemi tek parti zihniyetinin savunuculuğunu yaptıkça ve olup biteni ‘mezhepçi’ yaklaşımlarla değerlendirdikçe, halkın iradesi iktidar olmaz… Kendini ‘devletin sahibi’ gören, vehmeden, hatta bunu yüksek sesle dillendiren bürokratik yapı varlığını korudukça, Anadolu insanının vergisi üzerinden onun evlatlarına tokat atan ve atmaya heveslenen çok olur… Halkın verdiği desteğin kıymetini bilmeyen, değerini anlamayan ve bürokrasinin dümen suyuna gitmeyi iktidar olmak sanan seçilmişler var oldukça, bu ülkenin çocukları daha çok 27 Mayıslar, 12 Martlar, 12 Eylüller, 28 Şubatlar, 27 Nisanlar ve 17 Şubatlar görür… Devletin güvenlik konsepti iç düşman tanımına göre yapıldıkça, canı sıkılıp tank yürüten rütbelilerin önüne kimse geçemez… 25 yıldır devam eden ayrılıkçı terörün neden bitirilemediğini sormak, “vatan hainliği” olarak gösterildikçe ve bu görüş kabul gördükçe, terör ve terörden beslenen bürokrasinin egemenliği bitmez… Seçilip Ankara’ya geldiğinin üçüncü günü, yaptığı bir iki sekreter, şoför, hemşire ve öğretmen tayını üzerinden, kendisini her şeye hükmedebilen ve ‘önemli adam’ olarak gören taşra siyasetçisi anlayışı sürdükçe, halkın iradesi devlet yönetimine yansımaz… Ankara’nın kuzeyini mekan tutmuş, para ve iktidar nimetleri için çıktığı halk kesimine sırtını dönmüş ve seçilmiş her iktidara akıl verme yolu bulabilen ihtiraslı isimler ve onları dinlemeye hazır seçilmişler oldukça, halkın ensesine tokat atanlar çok olur… Bürokrasinin öngörüleri ve yönlendirmesiyle hareket etmeyi bakanlık görevini ifa etmek sanan Bakanlar Kurulu üyeleri yerlerini korudukça, halkın lehine bir değişim ve dönüşümü beklemek saflık olur… Bürokrasiyi yönetmek yerine, bürokrasi tarafından yönetilmeyi devleti yönetmek sanan siyasi anlayış var oldukça, canı sıkılan veya eşinden fırça yiyen her devlet memuru, bakan ‘azarlayarak’ rahatlamayı sürdürür… Hayatının hiçbir anında kendi emeğiyle iş yapmamış, para kazanmamış, alın teri dökmemiş, iş yeri işletmemiş, işçi çalıştırmamış ve devletten beslenmeye alışkanlık haline getirmiş sivil ve askeri bürokrasi devletten nemalanmayı sürdürdükçe, ekonomiyi sarsacak krizlere öncülük etmekte sakınca görmez… İşte bunların tümünün toplam ismi, Ankara’dır. Ankara, tek başına bir kent ismi değildir. Ankara, tek parti ve soğuk savaş dönemi siyaset anlayışının adıdır. Dolayısıyla, Ankara bu haliyle var oldukça, bu ülkenin insanına rahat yok… Ankara’ya bu gücü veren özellik ne biliyor musunuz? Ankara’ya bu gücü veren temel özellik; kim olursa olsun, nereden gelirse gelsin, hangi düşüncede olursa olsun gelen herkesi, ‘sunduğu nimetlerle’ dönüştürüp kendine benzetmesini ve bağlamasını bilmesidir. Bir kez dönüşen ve bağlanan de, bir daha iflah olmuyor. Merak edenler, bu ülkeyi yönettiğini sanan kadroların, önemli bir kısmının, yaşadığı dönüşümü izlesinler… Kısacası; Ankara bu haliyle var oldukça, bu ülkeye rahat yok… farukadnan@gmail.com Bu makale 3,459 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |