| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun Erzurum’daki savcıların yetkilerini kaldıran kararı, Ankara’yı geri dönülmesi imkansız bir yol ayrımına getirdi. Çarşamba gecesi Başbakan Tayyip Erdoğan ve hukukçu kurmayları durumu değerlendirdi. Toplantının ardından beklenen açıklama Adalet Bakanı Sadullah Ergin’den geldi: ‘İdari bir kurul olan HSYK’nın bu denetimi yapmaya kalkışması çok açık bir yetki gaspıdır. Anayasa ve yasalara tamamen aykırı bir hukuksuzluktur.’ Bakan Ergin, Yargıtay Başkanlar Kurulu’ndan Danıştay’a, oradan da YARSAV’a kadar bu karara destek verenleri de aynı şekilde eleştirdi. *** Bugün Star’ın dile getirdiği gibi, tüm bunları yaşarken 27 Nisan 2007 gecesini hatırlamamak elde değil. Gecenin ilerleyen saatlerinde Genelkurmay’ın sitesinde ortaya çıkan metin, sonraki adıyla ‘e-muhtıra’, kelimenin tam anlamıyla bomba etkisi yaratmıştı. Öyle ki televizyon kanalları değerlendirme yapacak isim bulmakta güçlük çekiyordu. O güne kadar cesaret abidesi kesilen kimi isimlerin telefonları aniden kapanıvermişti! 28 Nisan Cumartesi. Sabahın erken saatlerinde Türkçe Olimpiyatlarını izlemek üzere Almanya’dayım. Fakat telefonlar susmak bilmiyor. Hele arayıp Frankfurt’ta olduğumu öğrenen dostlarımız ‘Demek darbeyi önceden haber alıp Almanya’ya kaçtın’ demekten kendini alamıyor. Saat 15:00’te hükümet adına Cemil Çiçek tarafından yapılan açıklama, Türkiye’de bir siyasi iktidarın yeri geldiğinde gayrı meşru arayışlara nasıl cevap veribileceğinin ifadesiydi. Bugün Türkiye’de siyaset yoluna devam ediyorsa, hükümetin 28 Nisan’da gösterdiği kararlı duruşa herhalde çok şey borçlu. *** Buraya kadar sorun yok. Nitekim Sadullah Ergin tarafından yapılan açıklama, gerçekten de 28 Nisan duruşunu hatırlatıyor. Ancak, bir kez daha vurgulayalım. 27 Nisan sonrasında yaşananları en doğru değerlendiren toplumun geniş kesimleri oldu. Muhtıraya, Anayasa Mahkemesi’nin akıl almaz 367 kararına ve Cumhuriyet mitingleri adıyla başlatılan psikolojik savaşa rağmen toplum, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde siyasi iktidarın önüne eşsiz bir değişim fırsatı koydu. Atılan pekçok önemli adım olsa da, toplumun bu mesajına hakkıyla karşılık verildiği söylenemez. Bugün kamuoyu, yaşanan tüm bilgi kirliliğine, açılım tartışmalarının ortaya çıkardığı gerginliğe rağmen, tıpkı 27 Nisan muhtırasında olduğu gibi son derece hassastır. AK Parti’yi iktidara taşıyan ve önemli ölçüde Türkiye’nin orta sınıfını oluşturan kesimlerin değişim talepleri hala canlılığını korumaktadır. Mesele bu taleplerin siyaseten temsil edilmesi, dile getirilmesi ve hayata geçirilmesidir. *** İşte bu yüzden yakın geleceğin şifreleri Bakan Ergin’n şu cümlesinde yer alıyor: ‘Yargı reformunun acilen hayata geçirilmesi gerekli.’ Hem de hiç zaman geçirmeden. Ankara’da bazı çevreler eliyle estirilen ‘kapatma davası’ tehditlerine aldırış etmeden. Elbette yeni bir anayasa yapılmasını merkeze alarak. Bu arada konu anayasaya gelmişken, şunu da unutmayalım. Bir süre önce yapılan anayasa çalışmasının neden başarısız olduğunu da doğru değerlendirelim. Anayasa hazırlığını toplumun farklı kesimlerinden siyasete götürecek mekanizmalar oluşturulmalı. Oysa bir öncekinde siyasetin doğrudan şekillendirdiği bir metin üzerinden topluma gidildi. Sonuç ortada. HSYK, Türkiye’nin nereye gitmesi gerektiğini, tersinden de olsa göstermiştir. Bundan sonra sözün değil, icraatın değeri vardır. StarBu makale 587 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |