Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Hüsnü Mahalli
Hüsnü Mahalli
Hep aynı oyun
Hüsnü Mahalli

Hep aynı oyun

İstanbul ve Londra'da saatlerce konuşup Taliban ile barışmanın yollarını arama kararı alan ABD ve müttefiği NATO'cu ülkeler ve onların kuklası Karzai daha bir ay geçmeden sivilleri de hedef alan büyük bir saldırı başlattı. Afganistan'da bunlar yaşanırken ABD ve müttefiği Batılılar bizimle alay edercesine İran'ı da ihmal etmiyor.

Hep aynı oyun...

Kocasını hasta yatağında bırakarak pazar günü Katar'ın başkenti Doha'ya giden ABD Dışişleri Bakanı Bayan Clinton, Başbakan Erdoğan ve Katar Emiri ile görüştükten sonra dün Cidde'de Suudi Kral Abdullah ile bir araya gelerek İran'a yönelik Amerikan planlarına destek istedi. Amerikan Genelkurmay Başkanı Mullen ise İsrail'deydi. Mullen ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Pertraeus bu hafta boyunca Körfez ülkelerini ve Mısır'ı ziyaret ederek ABD'nin İran'a yönelik olası askeri operasyonlarını anlatacak ve bu ülke liderlerine milyarlarca dolarlık Amerikan silahı almalarını isteyecek ya da emredecekler. İsrail Başbakanı Netanyahu ise Moskova'da Ruslardan BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a verdikleri destekten vazgeçmelerini istedi. Clinton ise Suudi Kral'dan petrol ihtiyacını büyük ölçüde İran'dan karşılayan Çin'e petrol vermesini istediği söyleniyor. Böylece Pekin nisanda BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a yönelik yeni ambargo kararlarını veto etmeyecek.

Hep aynı hikaye...

8 yıllık Bush iktidarı döneminde İran'a yönelik benzer hikayeler duymuştuk. Daha sonra kendilerinin bile yalan olduğunu itiraf ettikleri iddialarla Irak'ı işgal eden Bush ve Blair yönetimindeki ABD ve İngiltere anlaşılan benzer yalanlarla şimdi de İran'a yönelik yeni bir tezgah peşindeler. Oysa cumartesi günü anlatmaya çalıştığım gibi bu tezgahın esas oyuncusu İsrail'dir. Hep yok edilme korkusuyla yaşayan İsrail bölgede kendisinden başka bir ülkenin nükleer silaha sahip olmasını istemiyor ve kendince buna asla izin vermeyeceğini söylüyor. İsrailliler kendi devletlerini kurmadan hatta Amerikalılar Hiroşima ve Nagazaki halkı üzerine atom bombalarını atmadan önce bile bölgede en vurucu güce sahip olmaları gerektiğini söylemişlerdi. İsrail'in kurucusu ve stratejik müttefiği ABD ise tüm bölgesel politikalarında hep bu yönde davranmış, Tel Aviv'in nükleer güç olması için elinden geleni yapmış ve bölgede başka ülkelerin benzer güce sahip olmasını engellemeye çalışmıştır.

Örneğin İsrail'e de ilk nükleer reaktörü satan Fransa'dan ilk nükleer reaktör almayı başaran Baba Butto Amerikan destekli bir askeri darbe ile 1976'da iktidardan uzaklaştırılmış ve sonra da idam edilmişti.

Yani Butto bir Müslüman ülke lideri olarak Pakistan'ın nükleer güce sahip olma çabasının bedelini çok ağır ödedi. ABD ve İsrail bununla da yetinmeyerek her ikisini dinlemeyen ve Butto'nun yolunda devam ederek ilk nükleer bomba denemesini 1996'da yaptıran Başbakan Nevaz Şerif'i de askeri darbe ile iktidardan uzaklaştırmş ve geleneksel düşman Hindistan'ın nükleer ülke olması için gereken her türlü desteği vermiştir.

Peki durum bu denli açık ve net olmasına karşın nasıl oluyor da bazıları hala bu tür Amerikan ve Batı oyunlarına inanıyor. Ya da nasıl oluyor da ABD ve müttefiği Batılı ülkeler bazı bölge ülke liderlerini kendi tezgahlarında rol almaya ikna edebiliyor?

Her şey ortada...

ABD ve müttefiği Batılı ülkeler, Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi 'Fok balıklarının avlanması karşısında ayağa kalkıyor ama İsrail'in fosfor bombaları ile öldürülen Filistinli çocuklar karşısında vicdanı rahat, sesini çıkarmıyor.'

ABD ve müttefiği Avrupalı ülkelerin İran konusundaki ikiyüzlülüğünü cumartesi günü anlatmıştım. Batılılar sorunların çözümünde samimi olsaydı 17 yıldır Ermeni işgali altındaki Karabağ ve Azeri topraklarının geri verilmesi için bir adım atabilirlerdi.

Yok eğer bu çok zor bir sorun diyorlarsa o zaman çok daha kolay bir konu olan Kıbrıs'a el atabilir ve Rumlara 'Yeter artık gelin Türklerle birlikte ve eşit bir şekilde yaşayın' diyebilirdi. Ama bunu yapmadıkları gibi önce Amerikalılar BM Güvenlik Konseyi'nde KKTC'yi tanımayı yasaklayarak ambargo kararı aldırdı peşinden Avrupalılar yalnızca Rumları AB'ye alarak Türkiye ile Müslümanlarını 'çok sevdiklerini' kanıtladılar!

Filistin dramını unutsak bile Bosna'da Sırp katliamlarına destek veren, Irak ve Afganistan'ın işgalini birlikte tezgahlayan Batılılar şimdi aynı oyunu İran'a karşı oynamaya hazırlanıyor. Hem de yanlarına sözde Müslüman ülkelerin liderlerini alarak!

Türkiye'ye düşen görev şimdiye kadar olduğu gibi bu oyunu bozmaktır. Davutoğlu'nun bugün Tahran'da konuşacağı İranlı liderlerin sorumluluğu ise Ankara ile hareket etmek ve

ona yalnızca nükleer program değil,

tüm bölgesel konularda yardımcı olmaktır.

Akşam

Bu makale 560 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Tezgah
» Bahreyn'e ne oldu?
» Demokrasi bahane!..
» Sykes-Picot
» Rastlantı
» Suriye senaryoları ve Türkiye
» Demokrasi mücadelesi
» Vicdan
» Kazanan İsrail
» Osmanlı Kaddafi
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı