Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Adnan Boynukara
Adnan Boynukara
CHP ve Anayasa Mahkemesi
Adnan Boynukara

CHP ve Anayasa Mahkemesi

Türkiye, AK Parti iktidarıyla birlikte, bir yandan demokratik süreci kesintiye uğratmak isteyen kesimlerin darbe girişimlerine, öte yandan da iktidar tarafından çıkarılan yasal düzenlemelerin Anaya Mahkemesine taşınmasıyla tanıştı.

Yani iktidar, iki taraflı bir kıskaç ile tanıştı.

Demokratik süreci kesintiye uğratmayı amaçlayan darbe ve cunta girişimlerini tartıştık ve tartışmaya da devam ediyoruz. Çünkü her geçen gün yeni bir bilgi ortaya çıkıyor… Bu konuda daha neler duyacağımızı bilmiyoruz…

CHP’nin, iktidar partisi tarafından çıkarılan yasal düzenlemeleri Anayasa Mahkemesine taşıması konusunu ise sürekli olarak, mahkemenin verdiği kararlar, bu kararlar arkasındaki ideolojik tercih ve mahkemenin TBMM yerine geçme çabası üzerinden tartıştık.

Ancak CHP’yi harekete geçiren temel yaklaşım, bu çabaların arkasında yatan siyasal tutum ve ideolojik duruşu pek konuşmadık. Yaptığımız tek şey, CHP’ye kızmaktı… Bu doğru bir yaklaşım değil. Yapılması gereken, CHP’nin tutumunu ve halk karşısındaki siyasal duruşunu ortaya çıkarmak ve süreci bu açıdan analiz etmektir.

CHP’nin Anayasa Mahkemesine taşıdığı yasal düzenlemeleri, mahkemenin bu konular hakkında verdiği kararlar üzerinden tartışmak, daha anlamlı sonuçlar verebilir.

CHP; Cumhurbaşkanın seçilmesi için gerekli olan sayısal yeterlilik konusunu Anayasa Mahkemesine taşıdı. Mahkeme ise CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın karar öncesinde yapmış olduğu tehdidi dikkate alırcasına, CHP’nin isteğine uygun olarak, 367 kararını verdi.

Sivil ve askeri bürokrasinin kümelendiği CHP; TBMM’de, 411 oyla kabul edilen başörtüsü yasağını kaldıran kanunu da, Anayasa Mahkemesine taşıdı. TBMM’nin kabul ettiği bir kanunu şekil açısından incelemekle sorumlu olan mahkeme, kendini TBMM yerine koyan bir yorumla, bu kanunu da Anayasaya aykırı buldu ve reddetti.

Türkiye’nin demokratikleşmesi için önemli bir adım olan, askerlerin, askeri görevleri dışında işlemiş oldukları suçlarla ilgili olarak sivil mahkemelerde yargılanmasının önünü açan TBMM düzenlemesini de, CHP yüksek mahkemeye taşıdı. Anayasa Mahkemesi ise CHP’nin talebi doğrultusunda bir karar alarak, askerlerin sivil mahkemede yargılanmasının önünü açan düzenlemeyi kaldırdı. Mahkemenin bu kararı, yıllardır konuşulan darbe ve cunta girişimlerinin yargılanmasının engellenmesi sonucunu doğurdu.

Bakın, sadece üç örnek verdim. CHP’nin Anayasa Mahkemesine taşıdığı ve mahkemenin uygulamasını durdurduğu kanunların tümü incelendiğinde, bu yasal düzenlemelerin özünde; devlet içine çöreklenmiş olan bürokratik egemenliği ortadan kaldırma, demokratikleşmeye katkı sağlama, askeri vesayeti sınırlama, darbe ve cunta faaliyetlerini engelleme ve bireysel özgürlükleri genişletme özellikler taşıdığı görülecektir.

İşte bu özelliklerin tümü, çağdaş demokratik işleyişin ve modern devlet yapısının gereğidir.

Ortada olan bu gerçeğe rağmen CHP, TBMM’nin büyük katılımlarla kabul ettiği bu tür kanunların tümünü, karar alma süreçlerinde ideolojik davrandıkları konusunda geniş bir kanı bulunan, Anayasa Mahkemesi aracılığıyla iptal ettirdi.

Bu işlemlerin ortaya çıkardığı sonuç; halk tercihinin yok sayıldığı ve bürokratik elitin egemen olduğu bir devlettir…

CHP’nin bu tercihini; bilinçli ideolojik bir tercih, partinin sahip olduğu devlet anlayışını açığa çıkaran bir tutum, özgürlüklere ve demokratikleşmeye karşı olmanın göstergesi olarak yorumlamak yanlış olmaz.

Peki, CHP’nin Anayasa Mahkemesine götürmediği hiçbir yasal düzenleme yok mu?

Var…

Hangisi?

Kamu İhale Kanunu

Kamu İhale Kanunu ile siyasi partilerin ilişkisi nedir?

Kamu kaynaklarının siyasal mücadele için kullanılabilir olmasından başka bir şey değildir.

Özgürlükler ve demokratikleşme konusunda oldukça tutucu ve baskıcı bir tutum izleyen CHP, kamu kaynaklarının kullanılması konusunda iktidar ile aynı düşüncede olmakta sakınca görmedi.

İşte, Türkiye’nin ve halkın çektiği sorunların kaynağını oluşturan tutum…

farukadnan@gmail.com

Bu makale 3,745 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Terör Girdabından Kurtulmak için…
» Bölge İçin Çözüm; Üçüncü Ses
» KCK; Komünalizm ve Konfederalizm
» HDK’nın Farkı Ne?
» Dış politikayı yeniden biçimlendirmek
» Geç kalmış Kürt milliyetçiliği
» Sivil-Asker İlişkisindeki Değişimi Kalıcılaştırmak
» “Şımarık Çocuğun” Fonksiyonu Azalıyor mu?
» Sivil-asker ilişkisine fotoğraflar üstünden bakmak
» Çukurca’daki Patlamanın Anlamı
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı