 Hüsnü Mahalli
İran haklı...
Hüsnü Mahalli
14 Şubat 2010 Pazar 02:09
|
Bu aralar bilen bilmeyen herkes İran'ı yazıp konuşuyor. Bazıları da ''İran yanlısı gözüken AK Parti hükümetinin Türkiye'ye zarar verdiğini' söyleyecek kadar şaşırmış. Bir zamanlar İran ve Humeyni hayranı olan bu kişiler her nedense şimdi 'nükleer güce sahip ama insan haklarına saygılı olmayan bir İran'ın Türkiye için sıkıntı ve belki de tehlike oluşturacağını' söylüyor.
Bu ve benzeri kişilerin İran ve bölge ile söyleyip doğru çıkan hiçbir tespit ve öngörüleri yok ve olmayacaktır. Olmayacaktır diyorum çünkü önyargılı ve birileri adına yazıyorlar. Dönelim işin özüne.
İran uluslararası hukukun verdiği haklar çerçevesinde nükleer güce sahip olmaya çalışan bir ülke. Nükleer silahları olan ve Şah zamanında Tahran'a nükleer reaktör ve malzeme satan ABD, İngiltere, Fransa ve onların peşine takılan Almanya şimdi buna karşı çıkıyor. Oysa esas ve gerçek anlamda karşı çıkan ülke İsrail'dir.
Tüm Müslüman ülke başkentlerini yerle bir edecek kadar nükleer, kimyasal, biyolojik, bakteriyel ve daha bilmediğimiz türden yüzlerece bombaya sahip İsrail klasik davranışları içinde İran'ın hiçbir şekilde nükleer güce sahip olmasını istemiyor. İran ise hiç kimseyi dinlemiyor ve dinlemeyecek çünkü haklıdır. İran'a 'nükleer programından vazgeç' ya da 'nükleer bomba yapma' diyen ülkeler önce kendi sahip oldukları nükleer ve benzeri kitle imha silahlarından vazgeçsinler. İsrail daha bir yıl önce Filistinliler üzerinde fosfor bombaları attı. Amerikalıların Irak ve Afganistan halkları üzerinde denemedikleri silah kalmadı. İsrail ve Batılı ülkeler İran ile ilgili söylemlerinde samimi iseler öncelikle Filistin, Irak ve Afganistan işgallerine son vermeli sonra da tüm bölgenin her türlü kitle imha silahlarından arındırılması için ciddi çaba harcamalıdırlar. Bu olmayacağına göre kendilerini dünyanın jandarması olarak gören bu ülkelerin İran'a söyleyecekleri tek bir kelime yok ve olamaz.Gelelim Türkiye konusuna...Türkiye doğru ve olması gereken yerdedir. Nükleer enerji peşinde olan bir Türkiye doğal olarak İran'ın barışçıl amaçlı nükleer çabasına destek verecektir. Aynı Türkiye, Batılı ülkelerin kendi komşusu İran'a yönelik baskı, şantaj ve tehdit politikalarına karşı koymakla aslında bölgesel ve uluslararası politikalarını ve dolaysıyla konum ve saygınlığını daha da güçlendirmektedir. 1 Mart Tezkeresi'nin reddedilmesinden bu yana hep böyle olmaktadır.
Türkiye, nükleer bir İran'ın kendi komşuları için bir tehlike olmayacağını çok iyi bilmektedir. İran komşusu Körfez ülkelerine saldıracaksa nükleer silaha gereksinimi yoktur ve olmaz.
Bir zamanlar 'Saddam'ın füzeleri, İstanbul ve Ankara'yı vurabilir' palavralarını manşetlere çekenler ve bu yalanları günlerce dilendirenler bu füzelerin akbabaları bile vuramadığını gördükler. Şimdi aynı kişiler nükleer İran'ın Türkiye için bir tehlike oluşturacağı yalanına sarılararak AK Parti hükümetini etkilemeye çalışıyor. Nükleer bir İran yalnızca İsrail için psikolojik bir korku kaynağıdır. Korku ile yaşamaya alışık olmayan İsrailliler yandaşı Batlılı ülkeleri kullanarak İran üzerinde baskı uygulamaya çalışıyor. Tıpkı Temmuz 2006'da Lübnan'a saldırıdığı sırada olduğu gibi. İsrail nükleer İran'ın desteklediği Hizbullah'ın elinde olduğu söylenen 20-30 bin füzenin neler yapabileceğini görmek istemişti. Çünkü Tel Aviv'e göre eğer İran'ın nükleer tesisleri bombalanırsa bunun intikamını Tahran değil ama İsrail'e sıfır noktada bulunan ve sırtında 30 bin füze taşıyan 40 bin Hizbullah militanı alacaktır. Gelelim İran'daki muhalefet ve insan hakları yaygarasına... Başta Türkiye, ABD, İngiltere olmak üzere dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde muhalefet vardır ve farklı düzey ve kriterlerde insan hakları ihlalleri olmaktadır.
Örneğin Amerikalıların sık sık askeri darbe yaptırdığı ya da bazı sivilleri işbaşına getirdiği Pakistan'da nükleer bombalar var ama insan haklarının esamesi yok. ABD ve müttefiği Batılı ülkeler ise Şii İran gibi Müslüman ülke olmasına rağmen Sünni Pakistan'ın atom bombalarından ve insan hakları ihlallerinden hiç de rahatsız değil. Amerika'nın tek derdi bu bombalar Kaide ya da Taliban'ın eline geçmesin. Başka bir ifadeyle Pakistan'ın komşusu Hindistan'ın nükleer bomba edinmesinde yardımcı olan Batılı ülkeler ve İsrail'in insan hakları ya da demokratik haklar umrunda bile değil. Amerikan yandaşı ve kuklası ülkelerin hiçbirinde demokarsi ve insan hakları yok ve olmamıştır.
Durum böyle olmasına rağmen Batı taklitçisi bizdeki 'liberal demokrat aydınlar' acaba neden kendi halkının özgür iradesi ile çözülmesi gereken İran'daki insan hakları konusuna merak sardı? Belki de bir zamanlar hayranı oldukları İran, İslam devriminin 31 yıl geçmesine rağmen bir türlü çok umut bağladıkları Ukranya'daki Turuncu Devrim gibi kısa bir süre içinde küflenmediğine şaşırıyorlar.
Şaşırmaları da normal çünkü İran'ın ve tüm bu coğrafyanın gerçek tarihini bilmiyorlar.
Akşam