| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
Habersizlikten desem değil, dünya kaynıyor ama bizimkiler için dini magazin her zaman manşet olarak daha çekici olmuştur. Şimdilerde, cuma namazına gidip erkeklerle birlikte ve başı açık namaz kılan bir grup kadın bulmuşlar, o gazete senin, bu televizyon benim, bir sürü yerde baş haber oldu. Olayı daha da ilginç hale getiren, bu kadınlardan birinin Başbakan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu'nun eşi olmasıymış. Evet, bir yerde bunun haber değeri var, ama sonuçta, AKP tarikat değil, bir danışmanın eşinin itikadi meşrebi, bir siyasal partiyi ne ölçüde bağlayabilir ki? Onun ötesinde, ikide bir acayiplik icat eden birileri, hep medyayı işgal etmiştir, üstelik bu haberler, 'Bakın ne acayip insanlar' tonunda verilmez, illa kışkırtıcı bir havada verilir. Bu haberlerde, hep bir, 'İbadetse bunlarınki de ibadet, var mı bu tür şeylere yan bakan?' havası vardır. Ve nedense, bu tür yeni icatlar (bidat) peşinde olanlar, 'Benim içim temiz, bu Allah'la benim aramda' gibi demeçler vermeye bayılırlar. 'İçim temiz, gerisi Allah ile benim aramda' tezine sarılınacaksa (ki pekâlâ sarılınabilir) dine ve özellikle ibadete ne gerek var? Böyle düşünen de vardır, ama nedense bazı 'içi temizler' rahat duramazlar, illa dikkat çekici bir şey yapıp, içlerini dökmek ihtiyacı duyarlar. Daha önce de, kadınların cumaya gitmesi, erkeklerle yan yana ibadet etmesi tartışma konusu olmuştu. Ancak, takdir edersiniz ki, bu çok da özgür bir tartışma olamıyor. Sıkıysa imam, 'Hanımlar siz burada ve bu şekilde namaz kılamazsınız desin', hemen laiklik fırtınası eser, adamın başına gelmedik şey kalmaz. Kimse de kalkıp, 'Canım bu dini bir mesele, usulüne karışmak bize mi kaldı' demez. Ne de olsa burası, ateist düşünürlerin, ibadete ilişkin konularda bile, mesela, namazın Türkçe olmasının gerekliliği hakkında içtihat yaptığı bir memleket. İşin bu kısmı bir yana, olay kadınları ilgilendirdiği için, konunun bir de, 'İslam'a göre kadın-erkek eşit mi, değil mi?' istikametine kayma ve iyice çığrından çıkma riski var. Allah'a şükür, burası laik bir ülke, inanmak ve inanmamak özgürlüğü var. Gerisini zorlamanın âlemi yok. İnanan hanımlar, köle gibi yaşamaya razı olsunlar demiyorum, ama baştan kabul etmeleri gereken bir şey var; İslam'a göre, hatta hiçbir İbrahimi dine göre, kadın ve erkek eşit değil. Yaradılış hikmetlerine bağlı olarak farklılar. Aslında, bu farklılığın hakiki mahiyetini kavramamız da imkânsız, çünkü yaradılış sırrına vâkıf olmamız mmkün değil. Ancak, farklı yaratıldığımız söyleniyorsa, bunu böyle kabul etmek zorundayız. Namazı birlikte kılmak veya kılmamak, inancın en önemli meselesi olmayabilir, ilahiyat açısından hiç önemli olmayabilir, ama mevcut usullere meydan okumak suretiyle, kadın-erkek eşitliği vurgulamaya çalışanlar boşuna uğraşmasınlar. Kutsal kitabı tek bir şekilde ve lafzi olarak kavramak iddiasında olan fundamentalistler gibi düşünen biri değilim, ancak din demek dogmalara yani belli sabitelere inanmak demek. Bu sabitelerden biri de, kadın ve erkeğin neden ve nereye kadar olduğu konusu muğlak ve tartışmaya açık olsa da farklı yaratıldığı. Hem dini inanç ve ibadet meselelerine yorum getirebilmek, herkesin aklına estiği şekliyle yapacağı şey değil. Ama, bu 'içi temizler' nedense, binlerce yıldır, bu konularda kafa yoran bunca insanın içinden çıkamadığı meseleleri, çarçabuk hallettiklerini sanırlar. Sanki binlerce yıl insanların hiçbiri, 'Önemli olan kalp temizliği' gibi bir düşünceyi hiç akıllarına getirmemiş de, o nedenle din adına bu kadar tantana icat etmiş gibi düşünebilirler. Sadece, bir gazetenin ifadesiyle 'sosyete tarikatı' hanımları için söylemiyorum. Haber olarak veya yüz yüze karşılaştığım her defasında şaşırdığım bu yaklaşımı, garipsediğim için konuyu deşme ihtiyacı duydum. Dine aklınız yatmayabilir, ikna edici bulmayabilirsiniz ama nasıl olur da, binlerce yıldır, düşünce dünyasını meşgul eden meselelerin, sıradan bir akıl yanılması sonucu olduğuna veya öylesine kolayca sizin aklınıza gelen bir düşüncenin, ciddi bir yorum olabileceğine inanırsınız? İnanmak veya inanmamak, öte yandan inanmak ama illa kendi kafasının dikine inanmak adına, diz boyu saçmalığa bel bağlamasak, bir düşünce yolculuğuna gönül indirsek daha iyi bir yere varırız, sansasyon medyasına değil, kendimize bir şans verelim diyorum hepsi bu. RadikalBu makale 834 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |