Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
10 Şubat 2012, Cuma
 DÖVİZ KURLARI : 
Adnan Boynukara
Adnan Boynukara
MHP; Yeni Misyon ve ‘Had Bildirme
Adnan Boynukara

MHP; Yeni Misyon ve ‘Had Bildirme<B>’

MHP milletvekili Osman Durmuş’ın TBMM’de yaptığı konuşma sonrasında sergilenen tutum ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yapmış olduğu açıklama, “MHP, yeni bir misyon mu üstleniyor” türü soruları gündeme taşıdı.

Aslında MHP’deki misyon kaymasının, 2009 seçimlerinden sonra hızlandığı, zaten tartışılıyordu. Bu tartışmanın en somut göstergesi ise Kasım 2009’da yenilenen parti programına, ‘TSK’nin saygınlığının korunacağı’ ilkesinin eklenmesiydi. TSK’nin saygınlığını koruma ve TSK’ya yapılan saldırılar ile mücadele etmenin, siyasal bir partinin programına alınmasını anlamak ve demokratik işleyişle izah edebilmek oldukça güç.

Eğer, kurumlara yönelik saldırı ve yıpratmalardan bahsediliyorsa, yapılması gereken tek şey, ilgili kurumların, hukuki süreçleri işletmesidir! Yani olayı yargıya taşımaktır…

Tartışılın misyon kaymasına ilişkin diğer göstergesi ise 13 Aralık 2009’da, demokratik açılım projesine karşı düzenlenen, Tandoğan mitingidir. Bu mitingde, 28 Şubat sürecini ve Cumhuriyet mitinglerini hatırlatır türden, slogan ve marşlar kullanıldı. Aslında bu görüntü, MHP’yi yakından izleyen ve tanıyan herkes için alışılmışın dışında anlamlar taşıyordu! Çünkü slogan ve marşlar, mitingi düzenleyenlerce belirlenmişti. Dolayısıyla, ortaya çıkan durumu, partinin toplumsal zemininin değişim talebi olarak tanımlamak, yanlış olacaktır.

2 Şubat 2010 da TBMM’de yaşanan kavga ve sonrasında sergilenen üslup ve tutumlar ise misyon değişimine işaret etmenin yanı sıra, kimi eski yöntemleri yenileme olasılığını da içermektedir.

Öncelikle, kavga hazırlığının planlandığına ilişkin önemli göstergeler söz konusudur. Osman Durmuş’un konuşmasını yazılı metin üzerinden yapması ve Devlet Bahçeli’nin olup bitenlerin tümünü yerinden izleyerek müdahale etmemesi, kavga çıkarma talebinin açık göstergeleri olarak algılandı.

MHP’deki misyon ve anlayış değişikliğinin diğer bir göstergesi ise dini değerler ve insanların kendi inançlarına göre yaşama taleplerinin, alaycı bir üslupla siyasal malzeme haline getirilmesidir. TBMM’de Osman Durmuş’un yaptığı konuşmayı, konuşma sürecindeki ses tonunu ve mimikleri hepimiz izledik. O görüntüleri, başka bir biçimde yorumlamak oldukça güç. Kavga sonrasında yapılan kimi açıklamalar da, kamuoyundaki bu algıyı gidermekten öte güçlendirdi.

Altı çizilmesi gereken şey; birilerinin, insanların inançları üzerinden, yanlış ve kabul edilemez bir benzetme yapması, hiç kimseye o yanlıştan hareketle konuyu tiye ve alaya alma hakkı vermez!

MHP’deki tutum ve yaklaşım değişikliğine işaret eden diğer bir gösterge ise siyasal mücadelenin, başkasının eşi veya çocukları üzerinden yürütülemeye çalışılmasıdır. Hepimiz biliyoruz ki siyasal mücadele; kendi görüşlerini ve çözüm önerilerini halka aktararak oy talep etmektir. MHP yönetimi, genel ahlak ilkelerini hiçe sayarak, siyasal rakibinin eşini ve eşinin yaşam biçimini alaya alma yanlışlığında bulunmuştur.

Aslında bu konuda MHP’ye verilmesi gereken en güzel cevabı Deniz Baykal verdi. Deniz Baykal’ın “Hiçbir siyasetçi karşısındaki siyasetçiyi de ailesiyle doğrudan siyasi bir durum yoksa özel yaşamına, mahremine girmeye, aile sorunlarını, sıkıntılarını istismar etmeye hakkı yoktur. Bundan özenle kaçınmamız lazım” ifadesi, takdire şayan bir ifadedir.

TBMM’deki kavga, MHP’nin geçmişteki kimi alışkanlıklarından kurtulamadığını da ortaya koydu. Mesela, kavgadan sonra Devlet Bahçeli’nin yapmış olduğu açıklamadaki ‘had bildirme’ tehdidi, bunun somut göstergesidir.

‘Haddini bilme’ veya ‘had bildirme’ ifadesi ve talebi, kavgacı ve hukuk dışı heveslerin göstergesidir. Hukuk devletinde hiç bir güç, başkasına haddini bildirme veya haddini bilmeye davet etme hakkına sahip değildir. Çünkü var olan sorunların veya uyuşmazlıkların çözüleceği yegane yer, yargıdır. Kim yaparsa yapsın, bu gerçek değişmez…

Siyasal mücadele başkalarını, ‘hadlerini bilmeye davet’ veya ‘had bildirme’ yeri değildir.

Bu dil, sokağın ve kavganın dilidir.

Bunları, MHP’yi yakından taniyan, ülkücü geleneğin diline aşina ve bu dilin taban tarafından nasıl algılanacağını bilen birisi olarak söylüyorum…

farukadnan@gmail.com

Bu makale 4,177 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Terör Girdabından Kurtulmak için…
» Bölge İçin Çözüm; Üçüncü Ses
» KCK; Komünalizm ve Konfederalizm
» HDK’nın Farkı Ne?
» Dış politikayı yeniden biçimlendirmek
» Geç kalmış Kürt milliyetçiliği
» Sivil-Asker İlişkisindeki Değişimi Kalıcılaştırmak
» “Şımarık Çocuğun” Fonksiyonu Azalıyor mu?
» Sivil-asker ilişkisine fotoğraflar üstünden bakmak
» Çukurca’daki Patlamanın Anlamı
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı