| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
NATO üyesi 52 ülkenin savunma bakanları ya da yardımcıları dün İstanbul'da bir araya geldi. Tüm baskılara rağmen Müslümanlardan özür dilemeyen ve buna rağmen geçen yıl Genel Sekreter seçilen Danimarka eski başbakanı Rasmussen NATO 'nun İslam alemindeki imajının düzeltilmesi için özel bir plan hazırladıklarını söyledi. Mayısta açıklanması beklenen plana göre Müslüman ülkelerin gazetecilerine, akademisyenlerine ve farklı alanlarda görev yapan sivil toplum önderlerine büyük miktarda paralar dağıtılacak ve onlara ve onların aracılığıyla Müslüman ülke vatandaşlarına NATO'nun 'insani' bir örgüt olduğu propagandası yapılacak. Kırk yıllık Yani olacak Kani... Tıpkı General Odierno gibi.. 4 Temmuz 2003'te Süleymaniye'de 11 Türk askerinin kafasına çuval geçiren Odierno, perşembe günü Ankara'da Genelkurmay ve İçişleri Bakanlığı yetkilileriyle bir araya gelerek Kuzey Irak'taki PKK konusunu görüştü. Ancak Odierno bu görüşmelerden önce yaptığı açıklamada ''Terörle mücadele konusunda geniş kapsamlı çözümler konuşmayı umut ediyorum'' demiş. Anlayana aşkolsun... Yani Bağdat -Washington-Ankara-Erbil dörtgeninde eylemsel işbirliğinin detayları üzerinde anlaşmak üzere Ankara'ya gelmiş olması gereken 'Cesur' Odierno meğer yalnızca konuşmayı 'umut etmek için' gelmiş. Zaten ondan da başka bir şey beklenemez. Unutkan hafızalar her zaman tehlikelidir! 11 askerin kafasına çuval geçiren Odierno nasıl olacak da şimdi PKK'ya karşı Türkiye ile birlikte hareket edecek? Kaldık ki; hareket edecek olsaydı şimdiye kadar eder ve PKK konusunda gerekli etkin adımları atardı. Başbakan Erdoğan Kasım 2007'de Washington'a giderek PKK'ya karşı 'anında istihbarat' konusunu konuşalı 30 ay geçti. Anlaşılan bu konuda da ciddi bir adım atılmadı ki Türkiye Kuzey Irak ve Güneydoğu'yu havadan denetlemek için İsrail'den casus uçakları almakta ısrarlı. Bu uçakları İran, Suriye ya da başka komşularına karşı kullanması beklenmeyen Ankara, anlaşılan PKK konusunda Amerika'dan beklediği desteği tam anlamı ile alamıyor ya da Amerika bu konuda Ankara'ya verdiği sözü yerine getirmiyor. Bu da Amerika'nın klasik karakteridir. Eylül 2006'da General Edip Başer terörle mücadele koordinatörü olarak atanmıştı. Kısa bir süre önce de Amerikalılar PKK konusunda Türkiye ile konuşmak için General Joseph Ralston'u görevlendimişti. Bu köşede yazdıklarım ile Sky-Türk'teki programlarımda Amerikalıların Türkiye'yi oyalamaya çalıştıklarını, bu konuda ikili oynadıklarını ve Ankara'ya yalan söylediklerini ısrarla söylemiştim. Söylediklerim yaklaşık bir yıl sonra doğru çıktı ve Ralston ile Başer görevlerini bıraktı. Bakalım Karzai ne zaman aynı şeyi yapacak? ABD ve Batı'nın yolsuzluklarla suçladıkları ama buna rağmen sahiplendikleri Karzai, perşembe günü Suudi Arabistan'daydı. Afganistan ile ilgili İstanbul ve Londra toplantısından sonra Taliban ile barışma planları yapan Karzai bu konuda kendisine yardım edebilecek yegane ülkenin Suudi Arabistan olduğunu bildiği için hemen Kral'ın huzuruna çıktı. 1992'den sonra Taliban'ın kurulmasında, Nisan 1996'de Kabil'de iktidara getirilmesinde ve 2000 yılına kadar iktidarda kalmasında başrol oynayan Suudiler bu amaçla en az 25 milyar dolar harcadıkları söylenmektedir. Anlaşılan işleri güçleri dünyanın dört bir yanındaki Amerika'nın pis işlerini finanse etmek olan Suudi yöneticilere şimdi de kendi yarattıkları canavarı yani Taliban ve onun bir zamanlar patronu ama şimdiki düşmanı ABD arasında orta yolu bulma görevi verilmiştir. Karzai gibilerine ise figüranlık rolü düşmektedir. Çünkü o ve benzerleri hiçbir zaman Rasmussen ve Odierno gibi olmuyor ve olamaz. Çünkü onlar kendi bildikleri yolda inat ve ısrarla yürümeye alışmış ya da alıştırılmışlar. Karzai, Zardari, Mübarek, Kral Abdullah ve benzerleri ise hep talimat ile işbaşına getiriler ve benzer talimatlarla rezil edilerek işine son verilir. Yalnız yakın tarihe bakanlar bunlardan bazılarını görebilir. Mısır'da Sedat, İran'da Şah, Filipinler'de Markos, İsrail'de Şaron ve diğerleri. Kendi halklarının vicdanında yargılanarak tarihin çöp sepetine atılanların örneğin Bush, Blair ve benzerlerinin hakkını da yememek gerekir. AkşamBu makale 421 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |