 Mehmet Kamış
Başbuğ'un söyledikleri
Mehmet Kamış
6 Şubat 2010 Cumartesi 08:19
|
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dün Hürriyet Gazetesi'nde yer alan sözlerini gerçekten kayda geçirmek lazım. Belki de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir Genelkurmay Başkanı kamuoyu önünde özeleştiri yapıyor.
Bu açıdan çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dünkü Enis Berberoğlu ve Metehan Demir imzasıyla yayınlanan röportajda bence en önemli sözler TSK'nın bu kadar gündemde olmasından dolayı duyduğu rahatsızlıkla ilgiliydi. Başbuğ, 'sürekli gündemde olmalarının hep haksız nedenlere dayanmadığını' söylüyor ve şöyle diyor: "Evet, sürekli gündemdeyiz. Ama haklı, ama haksız. Ben hiçbir zaman TSK'nın sürekli gündemde olması hep haksız nedenlere dayanıyor diyecek değilim. Tabii ki biz gerçekten Silahlı Kuvvetlerin sürekli Türkiye'nin gündeminde olmasından gündemin hep tepe noktasında olmasından rahatsızız... Bir kere önce şunu soracağım; Silahlı Kuvvetler olarak benim hatam var mı? O halde bize düşen TSK'nde hata yapılmasını asgariye indirmek.''
Bence Genelkurmay Başkanı çok önemli bir noktada! Bu nokta bugüne kadar yapılan yanlışların düzeltilmesi için önemli bir başlangıç olabilir. Umut ediyorum ki, ordunun neden bu kadar gündemde olduğu TSK'nın kurmay kadrosu tarafından vicdan muhasebesi yapılarak enine boyuna tartışılır.
Kurmayların her şeyden önce Türkiye'de ordunun durduğu yeri ele almalarında büyük yarar var. Son yaşanan GATA olayında da görüldüğü gibi askeriyede bu ülkenin temel değer yargılarına karşı asla yumuşamayan bir anlayış hakim. İlker Başbuğ bile Emine Erdoğan olayını değerlendirirken, "Bu özel durum. İnsani boyuttan bakarsak bu olayı bugün savunmamız mümkün değil.'' diyor.
Bir kurmay başkanının 'yapılanın aslında özel bir durum olmadığını, Türkiye'nin her yerindeki askeri mekanlarda başını örtenlere karşı böyle muamele edildiğini ve bunun da toplumu çok derinden yaraladığını' anlaması lazım. Manisa'da 20 yıl emek verip gözünün nuru oğlunu askere gönderen kadın başını örttüğü için yemin töreninde içeri alınmıyor. Orduevine girmesine izin verilmeyen yetmişlik nineleri ve buna benzer yüzlerce olayı saymıyorum. Bu ülkede başını örtenler sadece çocukları şehit olduklarında tören alanından çıkartılmıyor. Toplumun büyük bir bölümü iç tehdit kapsamında bulunduğu sürece ordu gündemde olmaya ve yıpranmaya devam edecek maalesef. Bu anlayış sürdüğü müddetçe Emine Erdoğan'ın başına gelenler herkesin başına sürekli olarak gelmeye devam edecek ve kamu vicdanında yıpranma kaçınılmaz olacak.
TSK'nın gündemden düşmesi ve yıpranmasının önüne geçilebilmesi için Milli Siyaset Belgesi'nin yeniden ele alınması ve katı ideolojik saplantılardan ayıklanması gerekiyor. Asker içindeki çeteleşmelerin kökünün kazınmasından, cuntacılara asla göz açtırılmaması gerektiğinden hiç bahsetmiyorum bile. Tahmin ediyorum kurmay kadro içinde de bu konuyla ilgili bir mutabakat oluşmuştur artık. Yanlış yapanı cezalandırmak, çeteleri ayıklamak orduyu yıpratmaz. Bilakis kamuoyu nezdinde itibarını arttırır.
Bütün bunların ötesinde TSK'nın kendi yanlışlarını kabul etmesi ve bunun üzerine kafa yormaya başlaması çok önemli bir gelişme. Umarım bu gelişme 'toplumun değer yargılarıyla barışma' sonucunu doğurur. Kendi ellerimizle oluşturduğumuz duvarların ülkeyi ne kadar yorduğunun artık farkına varılır.
Zaman