| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Irak savaşı nedeniyle yargılanmak üzere olan İngiliz eski başbakanı Blair, geçen hafta Irak'ta olduğu gibi İran'da da Batı için tehlikeli bir yönetimin işbaşında bulunduğunu söyleyerek bu ülkeye karşı savaş ilan edilmesi gerektiğini belirtti. İsrail ise İran konusunu tekrar tırmandırarak dünya kamuoyu ile ABD ve Batı'nın kendisine yönelik eleştiri ve baskılarını azaltmayı hedefliyor. Durum böyle olunca 'Değişim ve Barış' sloganı ile seçimi kazanan Obama, daha bir yılını doldurmadan savaş çığlıkları atmaya başladı. Afganistan ve Irak işgallerinde hiçbir zafer kazanmayan ve bu ülkeler ile bunlara komşu bölgeleri perişan eden ABD, şimdi de yeni bir tezgah hazırlıyor. Irak işgali sonrasında bu ülkeye karşı 'Sünni İttifak' oluşturmaya çalışan ve bunun için kendi yandaşları Arap iktidarları ile Türkiye'deki bildik köşe yazarlarını seferber eden Washington ve Batılı başkentler, Türkiye'yi bu kampın içine çekemeyince yeniden klasik oyununa döndü. 'İran sizin için büyük tehlike' diyerek kandırdığı Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yalnızca son iki yılda 25 milyar dolarlık silah satan ABD, şimdi bu iki ülkenin yanı sıra diğer Körfez ülkelerine (Katar, Bahreyn ve Kuveyt) milyarlarca dolarlık silah ve savaş malzemesi satmaya hazırlanıyor. Körfez bölgesinde yüze yakın savaş gemisi bulunduran ABD ve müttefiği Batılı ülkeler, şimdi de bu ülkelerde var olan askeri üslerininin yanı sıra yeni üsler inşa etmeyi ve bu üslerdeki asker sayısını artırmayı amaçlıyor. Peki Körfez ülkeleri bu kadar savaş malzemesini ne yapacak? Son 30-40 yıl içinde Batı'dan iki trilyon doları aşan silah alan ve bu silahların neredeyse tümünü hiç kullanmadan çürümeye terk eden hatta bazen de parasını ödedikleri silahları almayan bu ülkeler, sözde bu silahlarla kendilerini İran tehlikesine karşı koruyacakmış. İnanılacak gibi değil. Elbette İran'ın bölge ülkeleri ile bazı sorunları var. Elbette İran bu ülkelerde yaşamakta olan Şii azınlıklara ilgi duyuyor ve onlarla duygusal dayanışma içinde. İdeolojik ilkelerine bağlı olan İran, bugünün bölgesel koşullarında hiçbir şekilde bu ülkelere saldırmaz ve saldırmayacaktır. Ancak ABD ve müttefiği ülkeler nükleer programı bahane ederek bu ülkelerden kalkarak İran'a saldırırsa, doğal olarak Tahran da ABD ve diğer Batılı ülkelerin Körfez ülkelerindeki üslerini ve askeri varlıklarını hedef alarak bu ülkelerde yaşamakta olan Şii azınlıkları kullanacaktır. Elbette bu konu ile ilgili daha onlarca veri ve detay bulunmaktadır. İsrail'i mutlu edecek bir Amerikan ve Batı saldırısına uğramış bir İran, doğal olarak Irak'taki yüz binlerce kendi yandaşı Şiileri Amerikalılara karşı ayaklandıracaktır. Lübnan'daki Hizbullah ise her an harekete geçecek şekilde hazır tutulacak. Afganistan'daki Şiiler gerektiğinde Sünni Kaide ve Taliban ile işbirliği yaparak Amerikan işgal kuvvetlerine büyük zararlar verdirecektir. İran bununla da yetinmeyerek İsrail, ABD ve Batı'ya zarar verebileceği her yerde gereğini yapacaktır. Özetle İsrail, ABD ve Batı'nın İran'a yönelik bir macerası bölgesel olduğu kadar uluslararası alanda çok önemli sonuç ve yansımları olan bir dizi soruna neden olacaktır. Tabii Başkan Obama ve yandaşı Batılı liderler İran'a yönelik son söylemlerinde ciddi iseler. Belki de Washington ve müttefiği Batılı başkentler son 80 yılda olduğu gibi ihanet içindeki bölge liderlerini kandırarak (isterse kanmasınlar!) stoklarındaki silahları satmayı hedefliyor. Eğer durum böyle ise bu konuda bir sorun olmayacak ve bu ülkeler Amerikan ve Batı silahlarını tıpış tıpış alarak anti-demokratik iktidarlarını sürdüreceklerdir. Unutmamak gerekir ki; ABD'nin oyununa gelerek İran'a saldıran Saddam Hüseyin'e ve Afganistan'da Taliban ile Kaide'ye mutlak askeri ve mali destek veren Köfez ülkeleri, yine Batı'nın oyununa gelerek Kuveyt'e giren Saddam'ın gazabından kurtulamamıştı. İran-Irak, Saddam'ın Kuveyt'ten çıkartılması savaşları İran, Irak ve 6 Körfez ülkesine en az 2 trilyon dolara mal olmuş ve bir milyon insan 'Allah Allah' diyerek ölmüştü. Sonrasını hep birlikte hatılıyor ve yaşıyoruz. Taliban ABD ve Körfez ülkelerinin desteğiyle Kabil'de iktidar oldu, 11 Eylül yaşandı, Afganistan işgal edildi, Saddam'ın kitle imha silahları palavrası dillendirildi ve Irak ele geçirildi. Kaybeden ise hep bölge ülke ve halkları oldu. Kazanan ise ABD ve Batı'nın savaş demokrasisi. Oysa Washigton, Bağdat ve Kabil işgalleri ile bu ülkelere ve Büyük Ortadoğu'ya demokrasiyi getirecekti. Bush'a olduğu gibi Obama'ya da büyük umutlar bağlayanların dikkatine sunulur AkşamBu makale 457 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |