Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
İhsan Dağı
İhsan Dağı
Kemalizm'in en büyük icadı
İhsan Dağı

Kemalizm'in en büyük icadı

Kemalizm'in en büyük icadı bu: 'iç düşmanlar'. İcat etmekle kalmadılar, yıllarca bir kontrol ve yönetim tekniği olarak mükemmeliyet derecesinde kullandılar da.

'Toplumsal'ı dışlamak, katılım ve paylaşım taleplerini bastırmak için 'iç düşmanlar' icat etmek kadar akıllıca bir iş olamazdı. Böylece 'iktidar tekeli' kurmak da topluma karşı top, tüfek kullanmak da meşru hale gelebiliyordu. Kemalizm'i hor görmeyin; sahipleri hakikaten çok maharetliymiş. Bu buluşları sayesinde Dersim'de katliam yapmak, darbelerle hükümet devirmek, meclisi kapatmak, başbakan asmak suç olmaktan çıkmış. Köylüye dışkı yedirmek de serbest, başörtüsü yasaklamak da, 'sözde vatandaş' deyip halkı bölmek de... Hepsi, iç düşmanlara karşı 'koruma kollama' görevinin bir parçası. Dolayısıyla, Balyoz planları yapıp cami bombalayacak askerî personelin künyesini çıkaranları suçlayamazsınız: 'İç düşmanlar' cuma vakti camide toplanıyorlarsa Balyozcular ne yapsın?

Halk 'iç düşman' olunca halkın yönetimi, yani demokrasi de olmazdı tabii. Demokrasi, yönetimi düşmana, yani halka kaptırmak anlamına geliyordu. Şimdilerde sivil vesayet dedikleri de bu: 'Aman halk egemenliği mi kuruluyor ne?' Maşallah ulusalcı Kemalistlerin o kadar çok iç düşmanı var ki! Gayrimüslimler, dindarlar, Kürtler, liberaller... Halkın yarısından fazlası düşman. 'Çoğunluk diktası'ndan korkuyorlar, çünkü halkın çoğunluğu 'iç düşman'!

Artık bir nefes alıp Kemalistlerin kurduğu bu 'iç düşman kafesi'nden çıkalım. Normal bir ülkede 'iç düşman' olmaz. Bu bir nefret söylemi; ayrımcılık, bölücülüktür. Düşmana karşı şiddet kullanırsınız. Toplumlar ise hukukla yönetilir. 'Düşman', askerî terminolojide bile 'sivil' değildir; düzenli veya düzensiz, ama silahlı birliklerdir. Savaş halinde bile 'düşman devletin halkı' masumdur, dokunamazsınız. Savaş hukuku silahsız 'sivil halk'a dokunmayı, yok etmeyi 'savaş suçu' sayar.

Bizim Kemalist-militarist düzen ise kendi vatandaşlarını 'iç düşman' ilan etmekten çekinmedi. Farklı etnik ve dinsel kökene sahip olmak, dinî hassasiyetler taşımak, hatta anti-Kemalist olmak yeterli görüldü 'iç düşman' olarak tasnif edilmek için. Düşmanlık bir savaş jargonudur. Demokratik bir hukuk devletinde iç düşman yoktur, eşit yurttaşlar vardır. Ha, bunlar arasında hukukun suç saydığı fiili işleyenler çıkabilir. Bunlar da düşman değil, suçludurlar. Mahkum olurlarsa cezalarını çekerler.

Halkın neredeyse yarısından fazlasını 'iç tehdit' ilan ederek ne barış kurabilirsiniz ne de güvenlik yaratabilirsiniz. Her ne kadar bu söz 'tehdit'leri ortadan kaldırmak için icat edilmiş gibi görünse de tam tersi bir sonuç verdiği ortada: Kendi halkıyla sürekli ve topyekun bir savaş halinde olan bir devlet 'güvenlik' üretebilir mi? Hayır. Ama bir şey üretiyor; o da otoriter, baskıcı, oligarşik bir rejim.

Sonuç da budur zaten, amaç da.

Herkesin herkesi düşman bildiği ortamdan 'devleti kurtarmak' adı altında ve 'düşman tarafları' bastırmak kamuflajıyla 'iktidar' üretecek tek odak, Kemalist-militarist yapıdır.

Türkiye'nin yakın tarihi toplumu iç düşman olarak görenlerin 'oyunları'yla doludur. Bu oyunları bozmanın yolu etrafımızda 'iç düşmanlar' değil, eşit vatandaşlar görmektir. İç düşman lafı bir yönetme tekniği, halkı yamultma stratejisidir.

Başbakan Erdoğan 'iç tehdit, düşman olmaz' demiş TRT'de Enine Boyuna programında. Doğru söylemiş. Halkı bölen, ötekileştiren ve hatta düşmanlaştıran bu kavram üzerine bina edilen 'Milli Güvenlik Siyaset Belgesi' de yenilenecekmiş. Geç olsa da iyi haber bu.

28 Şubat'tan 27 Nisan'a, Balyoz'dan Kafes'e bütün kirli eylemlerin ve planların gerisinde hep bu kavram yatıyor. Türkiye'nin normalleşmesi 'iç düşman' edebiyatını tedavülden kaldırmaktan geçiyor. Toplum da Kemalistlerden kendine bulaşan bu garabetten kurtulmalı. Ne Aleviler iç düşman, ne Kürtler, ne dindarlar, ne gayrimüslimler ve ne de Kemalistler...

Zaman

Bu makale 865 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Namazda bir Ermeni
» Devleti savunmak
» İntikamı demokraside arayan adam
» Tarihe saldırı
» Devletin eli
» Amerika ile 'sıfır problem'
» Anayasayı şike lobisi yapsın!
» Arapların en büyük keşfi
» Suriye politikamız: Ya hep ya hiç
» Suriye: Türkiye için zor karar
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı