|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
|||||||||||
![]() Taha Akyol
Azınlıkları denize dökmek!
KAFES iddianamesini gazeteler çarşaf çarşaf yayımlıyor. Burada özetlemeye imkân da yok, gerek de... “Laik cumhuriyeti kurtarmak” için darbe ve şiddet planları hazırlayanların gayrimüslim vatandaşlarımıza karşı duydukları kine dikkat çekmek istiyorum sadece... Kafa totaliter olunca laiklik algısı da vatanseverlik algısı da sakat oluyor. Laikliği din karşılığı şeklinde algıladıkları için dindar vatandaş kitlelerine “iç düşman” diye bakıyorlar! Bu paranoyanın nelere sebep olduğu öteden beri ortada. Vatanseverliği ırkçılık gibi algıladıkları için de gayrimüslim vatandaşlarımıza “iç düşman” diye bakıyorlar; bu paranoyanın da nelere sebep olduğu öteden beri ortada... Silahlı bağnazlık 28 Şubat kadrosunun eseri olan “Balyoz Planı”nda, sadece yabancı sermayeye değil, “azınlıklara ait şirketlerin banka hesaplarına el konulması” öngörülüyordu! Davası açılan “Kafes Planı”ndaki korkunç tertiplerden de birkaç örnek vermek istiyorum: - Gayrimüslim nüfusun isim ve adresleri belirlenecek! - Adalar’da vapur seferlerine karşı bombalı eylemler düzenlenecek! - Tanınmış gayrimüslim işadamı ve sanatçılardan birkaçı kaçırılacak! - Nerelerde ayin ve dini tören yaptıkları belirlenecek! - Azınlık haklarını hararetle savunan kişi/kişilere suikast düzenlenecek! - Duvarlara ‘tekrar denize dökeceğiz’ gibi sloganlar yazılacak! “Kafes”te, bazı Alevi derneklerinin bombalanması, Ermeni Patriği Mutafyan’a, Org. Büyükanıt’a, Yargıtay üyelerine suikast planları da var! Bunlar ‘kâğıt üstünde çılgın senaryolar’dan ibaret değil, Poyrazköy kazılarında çıkan silah ve mühimmat ortada... Benzer planları, cinayetleri, eylemleri, ele geçirilen silah ve mühimmatı topluca bir düşünün bakalım... Yargı suçsuzu suçludan ayıracak elbette... Ama belgelenmiş planlar, bulunmuş silah ve mühimmat gözler önünde... Hepsinde ortak nokta, “darbe ortamı hazırlamak” ve “silah” kullanmak! Hastalıklı kafa Bütün bunların gerisindeki “kafa”nın nasıl yetiştiği çok önemli bir sorundur. Lise kitaplarına kadar giren ve “iç tehlikeler; irtica, azınlıklar...” diye uzayıp giden listenin ideolojisi, bir de savaş ruhuyla beslenip paranoyaya dönüştüğü zaman, çözümü silahta, darbede arayan bu kafalar, bu planlar ortaya çıkıyor. Azınlık düşmanlığı, bu kafa hastalığının tipik bir örneğidir... Elbette Türkiye 1821 Yunan İsyanı’ndan Lozan’a kadar yüzyıl süreyle ciddi ve kanlı ‘azınlık’ sorunları yaşadı; herkes çok acı çekti, karşılıklı duygular oluştu... Fakat Lozan’da bu sorun çözüldü. Lozan’dan sonra Atatürk’ün, İnönü’nün, Karabekir’in, Rauf Bey’in azınlık vatandaşlarımızdan yakınan tek cümleleri olmamıştır. Bugün, ideolojik bağnazlık yüzünden, içinde yaşadığı toplumu ve çağı anlayamamak, eski korkularla düşünmek gibi ciddi bir kafa sorunu var. “İrtica paranoyası”nın da sebebi aynıdır. Yaşamakta olduğumuz çağa ve topluma zihin açıklığıyla bakmak yerine, hâlâ “31 Mart... Pontus... Menemen” gözlüğüyle bakıyorlar... Böyle çarpık bakınca da akıllarına ilk gelen silah oluyor, darbe oluyor... Türkiye’ye de, halka da, orduya da zarar veriyorlar. Bu kafa değişmeli, halka ve çağa açılmalı artık. MilliyetBu makale toplam 329 defa okunmuştur.
|
||||||||||||
|
||||