| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
SON günlerde askerin yetkilerini konu alan tartışmaların Türk kamuoyunun gündemine getirdiği önemli bir kavram var: EMASYA... Neredeyse her gazete sayfasında, televizyondaki her açık oturumda karşımıza EMASYA çıkıyor. * Örneğin, dönemin Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğan, 2003 yılı mart ayında karargahındaki senaryo çalışmasını açarken konuşmasına EMASYA’dan söz ederek başlıyor, “İç tehdit söz konusu olduğu zaman biz doğrudan doğruya EMASYA planlarına el atıyoruz” diyor. Türk kamuoyu, EMASYA gerçeği ile aslında Orgeneral Doğan’dan çok önce, Hürriyet’in Yazı İşleri Müdürü Necdet Açan’ın 10 Mart 2004 tarihinde bu gazetenin manşetinde yer alan “Sosyetik Fişleme” haberi ile tanışmıştı. AB’Cİ VE ABD’CİLERİ TESPİT EDİN * Açan’a o yıl birden çok gazetecilik ödülü getiren bu haberde, Birinci Ordu Komutanlığı’na bağlı İkinci Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın komutası altındaki birliklere ve ayrıca Kadıköy, Maltepe, Kartal ve Sultanbeyli kaymakamlıklarına bir yazı göndererek, bölgelerindeki “bölücü ve yıkıcı faaliyette bulunanlar” hakkında bilgi istediği anlatılıyordu. * Bu istihbarat yönergesinde, bölücü ve yıkıcı tehdidin kapsamına da açıklık getirilmişti. Örneğin bilgi toplanacak hedef kitleye “Kendini ulusal değerlerin dışında ve üstünde gören AB ve ABD yanlısı kişiler” ve “kendini azınlık olarak görme eğilimde olan Boşnak, Arnavutlar ve Çerkezler” de dahil edilmişti. Ama haberin kamuoyunda en çok iz bırakan bölümü, bilgi toplanacak bölücü/yıkıcı tehdit kümeleri arasında “yüksek sosyete grupları”, “ruh çağıranlar” ve “Klux Klan” gruplarının da sayılmasıydı. * Hayal gücünün sınırlarını zorlayan bu istihbarat yönergesine pek çok insan başlangıçta inanmak istemedi, ancak Genelkurmay Başkanlığı “Söz konusu haber doğrudur” açıklamasını yapıp yönergeyi teyit edince işin rengi değişti. KOLLUK YETERSİZ KALIRSA VALİ ASKERİ ÇAĞIRIR * Genelkurmay’ın açıklaması, bilgi toplama faaliyetinin yasal, meşru bir zeminde yürütüldüğünü anlatıyordu: “5442 sayılı İl İdaresi Kanunu çerçevesinde, mülki idare amirleri; çıkabilecek ve çıkan olayların önlenmesi maksadıyla, gerekli gördükleri hallerde, en yakın kara, deniz ve hava birlik komutanlıklarından kuvvet talebinde bulunabilirler. Çıkabilecek olaylara karşı etkin tedbirlerin alınabilmesi için, önceden planlama yapılması bir ihtiyaçtır. Söz konusu haberde konu edilen faaliyetin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir.” Özetle, Genelkurmay’a göre bu yasal, meşru bir faaliyetti. Açıklamada atıf yapılan 5442 sayılı yasa, EMASYA protokolünün zeminini oluşturuyor. * EMASYA, Emniyet, Asayiş ve Yardımlaşma sözcüklerinin kısaltılmışı. EMASYA protokolü, askerin asayişi sağlamak üzere görev üstlenmesi halinde yapılacak işbirliğinin esaslarını düzenliyor. Sonuncusu 1997 yılında Orgeneral Doğan’ın Genelkurmay Harekat Başkanı olduğu dönemde güncelleştirilmiş Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında. Bu protokole göre, EMASYA Komutanlıkları, ancak Vali’nin daveti üzerine devreye giriyor. Protokolde bu konudaki hükümler çok açık. Bununla birlikte, dokuzuncu maddede yer alan “EMASYA komutanlıkları gecikmenin yaratacağı mahsurları ortadan kaldırmak için olaylara müdahale eder” şeklindeki hükmün askerlerin doğrudan yetki kullanmasına kapıyı araladığı yolunda yorumlara da rastlanıyor. PROTOKOLDE DEĞİŞİKLİK GÜNDEMDE * EMASYA’da en çok tartışma yaratan başlık, protokolün askerin sivil kesim üzerinde istihbarat yapabilmesini mümkün kılan bir çerçeve yaratıyor olması. Askerler, günün birinde bir karışıklık çıktığında ve duruma müdahale etmeleri istendiğinde gerekli istihbarata önceden sahip olmaları gerektiğini düşünüyorlar. Bir diğer tartışmalı konu, EMASYA hazırlıklarını ilgilendiren iç tehdidi kimin tanımlayacağı, buna ilişkin senaryoları kimin öngöreceği sorusu. Mevcut uygulamada asker iç tehdide dönük senaryoları kendi başına hazırlayabiliyor. Hükümet çevrelerinde ise bu hazırlıklarda sivil otoritenin çizdiği tehdit sınırları içinde hareket edilmesi eğiliminin ağır bastığı anlaşılıyor. * EMASYA protokolü, yeni dönemde asker-sivil ilişkilerinin en kritik konularından birini oluşturacağı benziyor. Önümüzdeki günlerde yapılacak olan çalışmalarda mevcut protokolün askere tanıdığı yetkilerin daraltılması, ayrıca EMASYA çerçevesindeki işbirliğinin protokoller yerine doğrudan yasa yoluyla ile daha kesin bir düzenlemeye bağlanması şaşırtıcı olmamalıdır HürriyetBu makale 386 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |