Haber10 Arama
  SON HABERLER
Adnan Faruk
Adnan Faruk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Birileri Genelkurmay Başkanını Yanlış mı Yönlendiriyor?

2002 yılından bu yana; yaygınlaştığı anlaşılan darbe girişimlerine yönelik belgeler, planlar, hazırlıklar ve millet iradesini sınırlamaya yönelik faaliyetler konusunda bilgi sahibi oluyoruz.

Kamuoyuna yansıyan ve içerikleri analiz edildiğinde insanı dehşete düşüren bu belgeler konusunda, Genelkurmay Başkanlığının izlediği tutum dikkate alındığında, yanlış bir yönlendirmenin olduğu net bir biçimde gözleniyor.

Komuta kademesi; ya susuyor, ya “böyle bir şey yok ve bize güvenin” deyip geçiştirmeye çalışıyor, ya da “kim sızdırdı” veya “neden şimdi sızdırıldı” sorularının peşine düşüyor…

Bakın; belgelerin yanlışlığını veya doğruluğunu tartışmıyorum.

Tartışmak istediğim konu, sergilenen tutum

Genelkurmay Başkanı bugüne kadar kaç kez konuştu ise o konuşmalara ilişkin görüntüleri, konuşma metinlerini ve komutanın mimiklerini alt alta sıralayarak analiz edin. Ortaya çıkan sonuç, ciddiye alınması gereken bir güven sorunu ve yanlış yönlendirmenin olduğudur.

Şimdi 25 Ocak 2010 günü yapılan konuşmayı analiz edelim;

“Darbe olayları artık geride kaldı. Herkes bundan gerekli dersleri aldı. Demokratik yollardan gelen iktidarlar, demokratik yollarla gitmeli.” Bu ifadeler, herkesin altına imza atacağı ifadelerdir.

“Fakat bize karşı yürütülen faaliyetler var ve bu faaliyetlerle tek başımıza mücadele edemeyiz. Devletin de yapması gerekenler var. Bütün kurumlar TSK’ya sahip çıkmalı. Bu konudaki düşüncelerimizi de Sayın Cumhurbaşkanı'na ve Sayın Başbakan’a ilettik. Bunun da takipçisi olacağız.” Bu ifadeyi kabul etmek mümkün değil. TSK’ya yönelik bir yıpratma kampanyası varsa, bunu ne komutanlar, ne Cumhurbaşkanı, ne de Başbakan engelleyebilir. Yapılması gereken tek şey hukuki süreci işletmektir.

Peki, komutanlığın yanlış yönlendirildiği ve bunun da güven sorununa neden olduğu nereden çıkıyor?

“Ama burada en önemli olan bilgi sızdıranlarla ciddi şekilde mücadele içinde olmamız lazım. Bakın burada sizlere açıklıyorum. Bugüne kadar TSK içinde çeşitli şekillerde bilgi sızdırmasıyla ilgili, sağa sola, basına, medyaya, nereye derseniz deyin, kişilere bilgi sızdırması kapsamında açılan soruşturma adedi 61’dir. 61 adet bilgi sızdırması iddiasıyla şu anda açılan soruşturmamız vardır. Bunlardan 9 tanesi kovuşturma safhasına, yani yargı safhasına dönüşmüştür. Yani 9 konu mahkeme tarafından devam ediyor. Bir tanesi sonuçlandırıldı ve bu mahkemenin sonuçlandırdığı karara göre, bir kişi, bir subay evet onu da söylüyorum size, 3 yıl hapis aldı ve o Silahlı Kuvvetlerden ilişiği kesildi. Ve şu anda 10 kişi de bu kapsamda çeşitli rütbelerde tutukludur…”

İşte yanlış yönlendirme ve güven sorunu bu ifadelerde kendini deşifre ediyor…

Basit bir mantık yürütelim…

Bir belge ortaya çıktığında sorulması gereken ilk soru nedir?

“Bu belge doğru mu, yanlış mı” sorusu olmalıdır.

Belgenin yanlışlığını ortaya koymadan, “kim sızdırdı” ve “neden şimdi sızdırıldı” diye sorarsanız, onun doğruluğunu kabul ettiğiniz sonucu ortaya çıkar.

Şayet belgenin yanlış olduğuna inanılıyorsa yapılması gereken, belgenin yanlışlığını delillerle ortaya koymak ve bunu da kamuoyu ile paylaşmaktır.

Eğer belge doğru ise yapılması gereken, belgeyi hazırlayanları adaletin karşısına çıkarmaktır.

İşte olay bu kadar basit…

Ama siz çıkıp; “silahlı Kuvvetleri olarak benim öncelikle üzerinde durmam gereken konu, bizim bu bilgi sızdırması konusunda imkanlarımızı, tedbirlerimizi, yapılanmalarımızı arttırırken, bu konularda hata yapanları, çeşitli şekillerde olabilir hata yapanlar, bunları mutlaka bulup yargıya götürüp sonuçlandırmamız lazım” derseniz, yanlış yapmış olursunuz.

Belgenin doğruluğunu kabul etmiş olursunuz…

Günlerdir yapılan tartışmaları izlerken anlamakta zorlandığım konu bu…

Tekrarlamak istiyorum; belgenin içeriğini bir kenara bırakıp, sızdırılmasını gündeme getirirseniz, onun doğruluğunu kabul etmiş olursunuz. Doğruluğunu kabul ettiğiniz de ise yapmanız gereken tek şey, bunu hazırlayanları adaletin karşısına çıkardığınızı “bağrından çıktığını” söylediğiniz halka açıklamaktır…

Her şey bu kadar basit iken, neden yanlış yapılıyor ki?

Asıl yanlış yapanlar ve orduyu yıpratanlar, komutanı yanlış yönlendirenler olmasın?

farukadnan@gmail.com

Bu makale toplam 3703 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.5080, Satış 1.5180; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.9600, Satış 1.9750
kitapadresi.com
2004 - 2010 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: (212) 280 26 00 | Faks : (212) 280 89 09 | haber10@gmail.com