Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Mehmet Altan
Mehmet Altan
Darbe lafı neden bitmiyor?
Mehmet Altan

Darbe lafı neden bitmiyor?

1- “Silahlı Kuvvetler, resmi ve gayri resmi mekanizmalar yoluyla, uygun olmayan şekilde siyasi nüfuz kullanmaya devam etmiştir.

Silahlı Kuvvetlerin kıdemli mensupları, çeşitli vesilelerle Kıbrıs, etnik köken, Güneydoğu meselesi, laiklik, siyasi partiler ve diğer askeri olmayan konular dâhil olmak üzere yetki alanları dışında kalan iç ve dış politika konularında görüşlerini açıklamışlardır.

Genelkurmay, siyasi partilere ve medyada çıkan haberlere kamuoyu önünde defalarca tepki göstermiştir.

Nisan ayındaki bir basın açıklaması sırasında Genelkurmay Başkanı, Ergenekon davası ve iddianamesi hakkında yorumda bulunmuş, dolayısıyla yargıyı baskı altında bırakmıştır.

Silahlı Kuvvetlerin bazı kıdemli mensupları, yargılanmakta olan askeri personeli desteklemişlerdir.”

2- “Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda ya da Milli Güvenlik Kurulu Kanununda hiçbir değişiklik yapılmamıştır.

Bu Kanunlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görev ve yetkilerini belirlemekte ve milli güvenlik kavramını geniş biçimde tanımlayarak Silahlı Kuvvetlere büyük bir hareket alanı vermektedir.

Emniyet, asayiş ve destek birimleriyle ilgili olarak imzalanan 1997 EMASYA gizli protokolü hâlâ yürürlüktedir.”

3- “Yasamanın, Silahlı Kuvvetler bütçesi ve harcamaları üzerindeki denetiminin güçlendirilmesiyle ilgili olarak hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir.

Aynı şekilde, ihale projelerinin çoğunun finansmanını sağlayan Savunma Sanayii Destekleme Fonu (SSDF), hâlâ TBMM’nin kontrolünün dışında olan bütçe dışı bir fondur.

Geçen sene, Sayıştay, SSDF’yi denetleme yetkisine sahip olduğu yönünde bir karar almıştır. Ancak uygulama henüz başlamamıştır.

İç denetimle ilgili olarak, güvenlik kurumlarının iç denetime tabi olmasını öngören 2003 tarihli Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu henüz uygulanmamıştır.”

4- “TBMM’nin, güvenlik ve savunma politikaları oluşturma yetkisi bulunmamaktadır.”

5- “Askeri harcamaların denetimi konusunda, harcama sonrası dış denetim, Anayasaya göre, Sayıştay tarafından yapılabilmektedir.

Ancak, bu denetim, muhasebe kayıtlarına dayanmaktadır ve masa başı incelemeleri şeklindedir. Denetçilerin, yerinde inceleme yapmasına izin verilmemektedir.

Ayrıca, Sayıştay Kanunu Tasarısı kabul edilene kadar, Sayıştay, Silahlı Kuvvetlere ait taşınır malların denetimini yapamayacaktır.”

6- “Protokol, sivil makamların talebi olmaksızın, iç güvenlik sebebiyle askeri operasyonların yapılmasını mümkün kılmaktadır.”

7- “Sonuç olarak, özellikle askeri mahkemelerin yargı yetkisinin sınırlanması konusunda bazı ilerlemeler kaydedilmiştir.

Ancak, Silahlı Kuvvetlerin bazı kıdemli mensupları yetki alanları dışında kalan konularda açıklamalar yapmışlardır ve savunma harcamaları üzerinde TBMM’nin tam denetiminin temin edilmesi gerekmektedir.

Askeri personelin, Ergenekon soruşturmasıyla ortaya çıkan Hükümet karşıtı eylemlere katılmış olduğu iddiası ciddi kaygı uyandırmaktadır.”

***

Bunlar ne?

AB’nin “İlerleme 2009 Raporu”nda, Türkiye’nin sivilleşme yolunda atması gereken adımların, değiştirmesi gereken yasaların ufak bir listesi...

Kısacası herhangi bir AB üyesine oranla içinde bulunduğumuz “askeri vesayet” rejiminin resmi.

Üstelik bu vesikalık bir resim, boy resmi de değil...

Boy resmi olabilmesi için, eşi menendi yeryüzünün hiçbir yerinde olmayan “askeri yargı”yı, tek parti zihniyetini ve onu yeniden cilalayarak parlatan yürürlükteki 12 Eylül rejimini ilave etmek gerek.

***

Demokrasi kavramı ve halk iradesi uygulamasıyla bağdaşmayan böyle bir fiili durum olunca da, bunu yeniden tanzim etmeden, askerin konumunu korumak için sürekli darbe arayışı içinde olduğu inancı da hiç bitmiyor... Tabii sürekli suçluları koruması da buna tuz biber ekmekte...

Bitmesini istiyor iseniz, AB standartlarında bir demokratik rejimin savunma gücü olmayı içinize sindirin ve o noktaya geri dönün... Kısacası “İlerleme Raporu”nu hayata geçirmeyi TSK olarak bizzat siz talep edin ki, kamuoyu “beyanlarınıza” inansın...

Yoksa AB süreci ciddileştikçe, mevcut durumu bırakmamak için, sürekli darbe arayışı içinde olduğunuz bir kanaatten ziyade bir inanç olarak sürer, hem de pekişmeye devam eder...

Star

Bu makale 710 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Sonuçları sebep zannederek krizlere çözüm üretilemez...
» Amerikan ordusunun bağ dokusu
» Otuz yıl oldu, toplumca utanmalıyız...
» ‘AKP’ye nefretim var, 12 Eylülcüyüm’
» Ne işi? ‘Özel Harp’ işi
» U2 ve Bono da “evet” diyor...
» ‘Evet’ çünkü rejim muhalifiyim
» Kuşkulu savaş
» Davutoğlu’yla iftar
» Terfi edemeyecek generaller listesi
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı