Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Sedat Ergin
Sedat Ergin
Türkiye’nin Arap dünyasındaki algısında büyük değişim
Sedat Ergin

Türkiye’nin Arap dünyasındaki algısında büyük değişim

YERLEŞİK kanı, Türkiye’nin önce Osmanlı geçmişi, ardından Cumhuriyet’in kuruluşu sonrasında laikliğe yönelip bölgeye sırtını dönmesi nedeniyle genelde Arap dünyasında olumsuz bir görüntüye sahip olduğudur.

* Konvansiyonel bakış, bu kanaate dayanarak, Türkiye’nin bölgede kabul görmeyeceği tezini işler. Ama TESEV’in 7 Arap ülkesinde yaptırdığı kamuoyu araştırmasının sonuçlarına bakarsanız durum hiç de öyle değil.

DAVOS VE TV DİZİLERİNİN ETKİSİ

* TESEV’in dış politika programı altında Prof. Mensur Akgün, Gökçe Perçinoğlu ve Sabiha Senyücel Gündoğan tarafından yürütülen bu çalışma, Türkiye’nin Arap dünyasındaki görüntüsünün köklü bir şekilde olumluya doğru değişmekte olduğunu çarpıcı verilerle ortaya koyuyor.

Çalışma, Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin, Suudi Arabistan, Suriye ve Irak’ta 24-29 Temmuz 2009 tarihleri arasında toplam 206 kişi ile görüşülerek gerçekleştirilmiş.

* Çalışmanın giriş bölümünde, Türkiye’nin özellikle 1990 sonrasında bölgede daha aktif bir politikaya yöneldiği, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin kurulmasından sonra bu alandaki değişim ve yakınlaşmanın hız ve hiç olmadığı kadar görünürlük kazandığı, Davos olayının da bu imajın güçlenmesine yardımcı olduğu vurgulanıyor.

Araştırmaya göre özellikle kültürel yakınlığın keşfiyle birlikte televizyon dizileri de Arapların Türkiye’ye yakınlık duymasında önemli bir rol oynuyor.

EN YÜKSEK DESTEK FİLİSTİN VE SURİYE’DE

* Raporun en çarpıcı sonucu şu: Bölgedeki en önemli gündem maddesi sanıldığı gibi Filistin sorunu değil. Araplar, hem ülkelerinin hem de Arap dünyasının en önemli sorunu olarak ekonomik meseleleri, yani geçim derdini görüyor.

* Araştırmada Türkiye’nin bölgede yüzde 75 gibi bir ağırlıkla olumlu bir görüntüye sahip olduğunun ortaya çıkması önemli bir gösterge. Suudi Arabistan (80) ve Mısır’ın (80) hemen gerisinde Türkiye, ama Irak (64), Ürdün (69), Lübnan (72) gibi ülkelerin de önünde yer alıyor.

* İlginç olan, Türkiye’nin görüntüsünün Arap dünyasında en çok olumlu çıktığı yerler yüzde 87 ile Filistin ve Suriye. Bir başka soruda, Filistinlilere haklarını en çok hangi ülkenin koruduğu sorulmuş. Bu yanıtlarda Türkiye, Mısır’la birlikte aynı oranı (yüzde 6) yakalamış. Anketteki Arap ülkelerinin tümü bu ikilinin gerisinde kalıyor. Belli ki Filistinliler Türkiye’nin desteğini Arapların çoğunun desteğinden daha samimi buluyor.

* Araştırma Türkiye’nin İsrail-Filistin sorununda arabuluculuk yapmasına (yüzde 79), Arap dünyasında rol oynamasına (yüzde 77) da kuvvetli bir desteğin verildiğini gösteriyor.

BÜTÜN YOLLAR AB’YE ÇIKIYOR

İlginç bir durum “Türkiye Arap dünyası için bir model olabilir mi?” sorusunda ortaya çıkıyor. Genel ortalamada yüzde 61 “Evet” yanıtı çıkıyor. Araştırmacılar, Türkiye’nin laik siyasi yapısına rağmen bu oranın çıkmasını önemli buluyor. Türkiye’nin İslam ve demokrasinin başarılı bir birleşimi olup olmadığı sorulduğunda da bu oran yüzde 63 ile çok yakın bir düzeyde seyrediyor.

* Keza Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği de yüzde 57 oranında genel bir destek alıyor Arap dünyasından. Daha ilginci, AB’ye tam üyelik sürecinin Türkiye’nin Arap dünyasındaki rolünü de kuvvetlendireceği (yüzde 64) düşünülüyor.

Sonuçta bütün kapılar yine AB’ye çıkıyor. Çalışmanın sonunda Türkiye’nin AB yolundan vazgeçmemesi gerektiği, AB’de sağlayacağı ilerlemenin bölgedeki rolünü de güçlendireceği sonucu vurgulanıyor. Özetle, Ortadoğu politikası ile AB’ye tam üyelik süreci birbirini destekliyor, tamamlıyor.

* Kanımızca, bütün AB liderlerinin Türkiye’nin AB sürecine bölgede verilen desteğin altını dikkatle çizmelerinde büyük yarar var. Türkiye’nin birliğe tam üye olmasının Arap dünyasında nasıl olumlu bir hava estireceğini, bunun Doğu ve Batı arasında nasıl bir yumuşamaya yol açacağını kestirmek hiç de güç değil bu sonuçlara baktığınızda.

* Batılı liderler demokrasiyi samimi olarak küresel bir değer olarak görüyorlarsa, dünyada evrensel demokrasi hedefine yapılacak en değerli yatırımın Türkiye’nin tam üyeliğini desteklemek olduğunu teslim etmeleri gerekmez mi?..

Bunu görebilecek yeteri kadar devlet adamı var mı Avrupa’da?

Hürriyet

Bu makale 889 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Aleviler neye pedagojik cinayet diyor?
» Gül’den BM’ye ‘Kadının rolünü güçlendirelim’ mesajı
» Deniz Kuvvetleri’nde kafaları karıştıran bir terfi belgesi
» 2008 YAŞ’ının parlak isimleri nasıl Balyoz sanığı oldu
» Meriç’e taarruz derken darbe sanığı olmak
» Başbuğ’un imzası olan belge
» Bir seminerde gözlemci olmanın bedeli
» Balyoz: 9 - Darbe planı gerçekten görüşüldü mü?
» Kılıçdaroğlu’ndan türban ve Onur Öymen konusunda iki çıkış
» ABD, insan hakları ve madalyonun iki yüzü
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı