| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
Ülkemizde iki yılda bir yapılan mühendislerin oda seçimlerinin yeni dönem (2010-2012) arifesinde bulunmaktayız. TMMOB oda genel kurulları önümüzdeki Şubat- Mart 2010 tarihlerinde yapılacak. İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin çeşitli illerinde ise, TMMOB oda seçimleri Ocak ayı itibariyle start almış olacak. İyice pasifize olan ve fonksiyonlarını yitiren mühendis odaları, birçok mühendisin haberi olmadan sessizce seçime gideceğe benziyor. Çünkü, Mühendislerin çoğunun haberdar veya üye olmadığı, buna rağmen binlerce üyesi (31.12.2008 tarihi itibariyle Oda sayısı 23'e, üye sayısı ise 342.996’e ulaşmıştır.) olan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) oda seçimlerine, geçmiş dönemlerde çok az bir katılım olduğu bilinmektedir. Umarım bu yeni dönem (2010-2012) TMMOB oda seçimlerine yüksek katılım sağlanır ve oda oy çoğunluğuyla hak ettiği başkanına kavuşur. Bu kısa ana girizgâhtan sonra dünyada ve ülkemizde mühendis odalarının tarihçesini hatırlatmakta fayda var. Adı konulmamış olsa da, insanlığın doğuşuyla birlikte yaşamın doğal bir parçası olan teknik ve mühendislik, zamanla sistematik bir hale gelerek gelişimini günümüze kadar sürdüre gelmiştir. Mühendisliğin ilk örgütlü yapılanması, Avrupa ve ABD’de 19. yüzyılda başlarken, Türkiye’de ise ancak II. Meşrutiyet ile birlikte başlamıştır. İngiliz İnşaat Mühendisleri Cemiyeti, 1818 yılında kurulan ilk toplumsal cemiyetlerden biridir. Amerikan İnşaat Mühendisleri Derneği ise 1852 yılında kurulmuştur. Ülkemizde 1908 yılında kurulan birçok sivil toplum örgütüyle birlikte “Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti” de kurulmuştur. Söz konusu cemiyet, 1920’li yıllara kadar varlığını devam ettirmiştir. Cumhuriyetten sonra ise(1926) Türk Mühendisler Birliği ve Türk Yüksek Mühendisler Birliği kurularak faaliyet yapmıştır.(1) Bu tarihten sonra 1954 yılına kadar ise mühendislik adı altında bir çok cemiyet, dernek birlik faaliyet yapmıştır. (Türk Mühendisler Birliği, Türk Yüksek Mühendisler Birliği, Türk Gemi Mühendisleri Cemiyeti, Türk Maden Mühendisleri Birliği, Türk Yüksek Maden Mühendisleri Birliği, Karabük Ağır Sanayi Mühendisleri Derneği, Türkiye Jeoloji Kurumu, Türkiye Harita ve Kadastrocular Cemiyeti, Türk Yüksek Mimarlar Birliği, Orman Mühendisleri Cemiyeti, Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliği...) 7303 sayılı yasa, 66 ve 85 kanun hükmünde kararnamelerle değişik 6235 sayılı yasayla, 1954 yılında kurulan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) “Türkiye sınırları içinde meslek ve sanatlarını icraya kanunen yetkili olup mesleki faaliyette bulunan Yüksek Mühendis, Yüksek Mimar, Mühendis ve Mimarları teşkilatı içinde toplayan tüzel kişiliğe sahiptir.”(2) Kanunun 2. maddesi birliğin kuruluş amacı ve yapamayacağı faaliyetlerden bahseder.(3) Aslında yürürlükteki oda faaliyetlerine bakıp da kanunu okumaya çalışırsanız, birtakım zıtlıklarla karşı karşıya kalırsınız. Bakınız kısa bir alıntı; “... kendilerine kanunla verilen görevlerin yerine getirilmesiyle ilgili olmayan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyemezler; siyasetle uğraşamazlar, siyasi partiler, sendikalar ve derneklerle ortak hareket edemezler..” Mevcut odalar öyle mi? Oysa ki bütün mühendisler çok iyi bilirler ki; neredeyse kuruluşundan bu yana Türkiye’deki odalar, ideolojik kamplaşmaların odağı konumunda olagelmişlerdir. Mesleki icraatlar konusunda zayıf kalan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) bu nedenle de istenen başarıyı sağlayamamışlardır. Odalar, sadece oda yönetimindekilere bırakılmamalıdır. Çünkü odalar, aslında kuruluş kanunu gereği bütün mühendisleri kapsar ve bütün mühendisler faaliyet yapmak için odaya kayıtlı olmak mecburiyetindedirler. (Madde 33) Ancak günümüzde odalar, tamamen bu faaliyetin dışında, marjinal bir yapıya bürünmüşlerdir. Bu durum da, hem odaların faaliyet alanını daraltmakta, hem de oda dışındaki mimar ve mühendislerin odaya olan ilgilerini azaltmaktadır. Bu nedenledir ki, uzun bir süredir odalara yeni üye kaydı yok denecek kadar az düzeydedir. Odalara kayıt olanların büyük bir çoğunluğu ise; ya seçimlerden doğru dürüst haber alamıyorlar, ya da haberdar olsalar bile seçimlere katılım sağlamıyorlar. Bu nedenledir ki mühendis odaları, marjinal grupların kısır döngüsünden kurtulamamıştır. Çünkü bu durumun da en büyük nedenleri arasında mühendislerin, hem serbest piyasada, hem de bir kamu kuruluşunda çalışırken mühendis odalarına herhangi bir ihtiyaç hissetmemelerinden veya odaya bağımlı herhangi bir faaliyet zorunluluğu istenilmemesinden kaynaklanmaktadır. Oysa ki odaya kayıt; hem mesleki faaliyetlerinin devamı, hem de mühendislerin sosyal haklarının korunması için şarttır. Belki de mevcut odalar, bu hakka sahip ancak icraya yeterli değillerdir. En azından yaşanan süreç, bu durumu ispatlamıştır. 1990’lı yıllardan bu yana oda seçimlerini ilgiyle takip etmeye çalışıyorum. Durum şunu gösteriyor: İki yılda bir yapılan oda seçimlerinde, kemikleşmiş marjinal bir grup her seçimde yönetimi ellerinden düşürmemeye çalışıyor ve bunu başarıyor da. Bu durumun en önemli sebebi de oda seçimlerine katılan mühendislerin büyük bir çoğunluğu, belli bir yaş grubu veya kuşağa ait olduğundan, haliyle yönetim de o kuşağın isteği doğrultusunda seçilmektedir. Özellikle 2000’li yıllarda mezun olan genç mühendislerin seçime pek katılmadığı gözlemlenmektedir. Bunun en önemli nedeni de; yukarıda izah etmeye çalıştığım seçime katılım ihtiyacı hissetmemelerinden veya odaya üye henüz olmamasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla alternatif hiçbir gruba, yönetime gelme şansı verilmemektedir. Öncelikle yapılması gereken; ilgili meslek odasının, bütün mühendislerin ortak merkezi olabilmesi için, kayıtlı olmayan her mühendisin odaya kayıt yapması ve seçime tam katılım sağlanması gerekiyor. Odalara kayıt olabilmelerini sağlamak için ise, mühendislere iş hayatlarındaki faaliyetleri için ilgili meslek odasına kayıt zorunluluğu getirilmelidir. Bu noktada da en büyük vazife; ilgili Belediyelere ve Bayındırlık Bakanlık ve Müdürlerine düşmektedir. Burada küçük bir parantez açıp, 1990’dan sonra belediye yönetimi üzerinde hakimiyeti sağlayan sağ eğilimlerin, farkında olmadan düştüğü hataya dikkat çekmekte fayda vardır: 1990’da yönetimi ellerine geçiren sağ eğilimler, meslek odaların çoğu sol eğilimli yönetimlerde olduğu için, proje onayları, görüş bildirme, kamu faydasına proje üretme gibi aslında odaları da ilgilendiren birçok hususta fırsat tanımamakla büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir. Çünkü 1990’dan sonra üniversitelerde mezun olan mühendislerin çoğunluğu, muhafazakar olup, sağ eğilimli yönetimleri tasvip ediyorlardı. Yukarıda bahsedilen zorunluluklar olmadığı için, 1990’lardan sonra mezun olan mühendislerin büyük bir çoğunluğu odalara kaydolmamış ve dolayısıyla oda seçimleri üzerinde etkili ve belirleyici olamamışlardır. Böylece meslek odalarının büyük bir çoğunluğu, marjinal grupların elinden bütün çabalara ve sağlanan imkanlara rağmen seçim yöntemiyle alınamamıştır. Aslında, uzun vadeli düşünüldüğünde ve odaların gerçek anlamda işlevsel olması istendiğinde, bu hatanın telafi edilmesi mümkündür. Bu ince ayrıntının sadece seçimlere kısa bir süre kalındığında değil, seçim bitiminde unutulmaması ve hatırlanması gerekmektedir. Bu yeni seçim arifesinde az da olsa gazete, radyo ve TV.’lere bazı kesimler birlik, grup... v.s. adına demeçler vermeye başlayacaklardır. Yine o bildik ideolojik kamplaşmalar yani... Belki de bundan dolayı birçok mühendis yine seçimlere katılmayacak ve yine azınlık gruplar, çoğunluk üzerine hesaplaşmaya gidecek. Dolayısıyla yine verimsiz ve kısır bir seçim neticesi elde edilecektir. (Umarız böyle olmaz!) Oysa, artık herkes biliyor ki, 1960’ların o ideolojik çıkmaz sokağı yok. Öteden beri birçok ideolojik grubu ayakta tutan dinamikler de... Dünya, 20. asrın ikinci yarısından itibaren, yeniden kabuk değiştirmeye başladı. Buna rağmen bazı kesimler inatla başlarını deve kuşları gibi kuma gömmüş vaziyetteler. Bu nedenle de birçok alanda olduğu gibi, bu yeni seçim döneminde de bütün mühendislerin seçimlere katılarak, odaların bu kötü kaderini değiştirmeleri gerekiyor. Daha katılımcı, fonksiyonel, mühendislerin ve dolayısıyla toplumun sorunlarıyla ilgili bir yönetim elzem oldu artık. Çünkü mühendisler odasının ve dolayısıyla da mühendislerin, teknolojik gelişmelerin arkasında değil, en önünde yer alması gerekiyor. Mühendislik mesleğinin doğası da bunu gerektiriyor. Bu öncül rolü üstlenmeye layık sivil kurum da Mühendis odalarıdır şüphesiz. Bunun için de öncelikle yapılması gereken; dinamik, tecrübeli, Türkiye ve dünya gündem ve gerçeğine vakıf, teknolojik gelişmelere açık, fikirler ve ideolojiler üstü bir yönetimin mühendis odalarına el koymasıdır. Lokomotif sağlam olmalı ki, güvenli ve rahat bir şekilde yol alınabilsin. Yani, hangi meşrep ve mezhepten olursa olsun, öncelikle mühendisliği ortak payda olarak kabul edip, programını bunun üzerine bina eden bağımsız, adil, namus sahibi çalışkan, dinamik bir ekibe ihtiyaç hissedilmektedir. Geçmiş dönemlerde olduğu gibi, seçime iki blok halinde (eskilerin tabiriyle sağ-sol...) girilmemelidir. İki kesimin de, durdukları zemin itibariyle söz konusu mühendislerin sivil toplum hareketine ivme kazandıracağı şüphelidir. Sol gruplar uzun süredir bu tezi ispat etmiş vaziyetteler. Sağ eğilimlerin ise, geçmiş dönemlerde yaşamış oldukları küçük tecrübeler ve handikaplar dikkate alındığında, benzer hataları tekrar edecekleri ihtimal dahilindedir. Bu nedenle de, deyim yerindeyse, “mühendis gibi bir mühendis” grubunun seçime katılması, ve mühendis oda seçimini kazanması arzusundayım. Temennim, 2010-2012, yeni dönem mühendis oda seçimlerinin, tüm mühendis meslektaşlarıma yepyeni ve temiz bir sayfa açması... Yeni dönem oda seçimlerinin hayırlı olması dilekleriyle... Not: 24 Ocak 2010 Pazar, saat: 09.00-17.00 şişli Karagözyan İlkokul) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İMO (İnşaat Mühendisleri Odası) seçimleri yapılacaktır. DİPNOT: (1) http://www.tmmob.org.tr/ (2) Kanunlar Ve Yönetmelikler, İnş. Müh .Oda İzmir Şubesi Yay., S:13 (3) Kanunlar Ve Yönetmelikler, İnş. Müh. Oda İzmir Şubesi Yay., S:13 Bu makale 854 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |