| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Medya kaç gündür bayram ediyor. Ergenekon haberlerinin bıkkınlık vermeye başladığı, kaçıncı iddianamenin kaçıncı duruşmasının yapıldığını bile unuttuğumuz bu demlerde; ayışığıyla, yakamozuyla, kafesiyle, ıslak yahut kurusuyla her şeyin sıradanlaştığı, geçen yıl kamuoyunu sarsan gözaltı, tutuklama ve haberlerin artık vakayı adliyeden olduğu, hatta davanın kara kutusu diye adlandırılan ve şimdilerde eti bakteri tarafından yendiği söylenen bir zanlıya suikast iddialarının, hatta ve hatta sayısı epey kabarık emekli şahsiyetin intihar edişinin bile kimsenin ilgisini çekmediği sularda, medya taze kan buldu. Bir kozmiklik yaygarasıdır gidiyor. Bu taze kan haber damarlarında epeyce dolaşacak gibi duruyor. Artık devletin bir, hatta bir değil iki -belki de daha çok- kozmik kasasının olduğunu, içeri ancak yüz ve parmak izi tanımlamasıyla girildiğini biliyoruz. Hatta şifrelerin kaç rakamdan oluştuğunu bile öğrendik; açmak için on yedi rakamı tuşlamak gerekiyormuş. Böylece merakımızın bir kısmı giderildi. Zaten durup durup merak ediyorduk; devletin en gizli kasası nerededir ve nasıl girilir diye, en sonunda nerede olduğunu öğrendik… Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu’nda imiş. Şimdi sıra geldi içinde neler olduğunu bilmeye! Öyle ya, bir oda varsa içi de dolu olmalı. Öğrenmemiz bir bakıma iyi oldu. Demek ki devletin öyle bir odası varmış ki, orası gitti mi her şey gidecek; ama kuşkuya mahal yok, çok iyi korunuyor. Hem de on yedi rakamlı şifreyle… Ne odalar varmış bu memlekette! Böyle odalarımız oldukça bize karada ölüm yok demektir. Sakin ve rahat uyuyalım. *** Bu medyacılar birtakım esrarengiz tanımlamalara ne kadar meraklı! Şimdi de askerlerin lügatindeki bir isme takılıp kaldılar: Kozmik oda… Bıraksan içerde ne var ne yok sayacaklar. Belli ki medya vatandaşı her alanda ihtisaslaştıracak, buna kararlı; şimdilerde ihtisas konumuz kozmiklik. Nerede bulunur, nasıl işler, nasıl girilip çıkılır, içinde neler saklıdır vs. vs. Artık günlerce kozmiklikle yatıp kalkacağız. Herkesi kozmik merak sardı zaten. O odada/odalarda neler var diye çatlayacağız! Bu kadarına pes doğrusu… Uydurma haberin bu kadarı da fazla. Madem her şey kozmik, o kozmik kozmik olarak kaldıkça nasıl oluyor da olup bitene ilişkin bir yığın haber yapılıyor? Böylece kozmik, kozmik olmaktan çıkmıyor mu? Aslına bakılırsa bu çerçevedeki haberlerin toplamı üç-beş cümlede özetlenebilir ve gerisi laf kalabalığından başka bir şey değil. *** Devlet işleyişine azıcık aklı eren biri bile, devletin gizli bilgi ve belgelerinin bir yerlerde saklandığını bilir. Ortalık yerde, herkesin eli altında olacak değil ya! Gizli, adı üstünde gizlenmiş ve örtülmüş, saklanmış; yani gözlerden uzak ve sadece bazılarına yakın olan demek değil mi? Devlet denilen devasa organizasyonun böyle gizli mekânlarının olmasından daha doğal ne olabilir? Haberleri adeta “hımmmm, böyle odalar varmış” şeklinde düşündürecek tarzda vermenin ne anlamı var? Bu medya tumturaklı tanımlamalara ne kadar meraklı? *** Gizli belge, ya üzerine “gizli” damgası vurulmuş yahut içerdiği bilgi hakikaten başkalarınca bilinmesi sakıncalı olan belgedir. Gerçi unutmayalım, bizim kamu işlerinde gizli ibareli belgeden daha bol bir şey yoktur. Güvenlikle ilgili olmayan bir kurumda bile bir yığın gizli damgalı belge bulabilirsiniz. “Gizli” damgası en sık kullanılan bir damgadır kamu kurumlarında. Hem bu damgayı yiyen belge, hemen ulaşılmaz olur. Herhalde o belgeyi eline alan kendini başka hissediyor olmalı, en az damgayı basanlar kadar! “Kozmik” adı ilk kez 12 eylül darbecilerinin uygulamalarıyla gündeme geldi. Emekli albaylar merkez kurumların başına üşüştüler ve hemen kozmik bürolar oluşturdular. Ama ne kozmik! Dairenin en geçimsiz memurlarını da orada görevlendirdiler, onlar da kimseyi oraya yanaştırmadı. Bu kozmik yerlerde yıllarca güvenlik soruşturması yapıp gelen evrakları incelemekten başka ne yaptılar bilmiyoruz. Ama gözlenen şu oldu ki, bu kurumlar ne daha iyi çalıştı, ne de işler daha güzel gitti! Hatta oralarda görevli emeklilere ulaşabilenler, onların kozmik mekânda bulunmaktan doğan kozmik güçlerinden yararlanarak işlerini onlara yaptırdılar. Böylece o yıllarda, darbe etkisinin sürdüğü zamanlara kadar, torpilin kozmik olanına tanık olduk. *** Kozmik işler kozmiklik gerektiren alanlarda işe yarar. Şayet “toplumsal işler” kozmikliğe dayanarak yürütülebilseydi, Türkiye 12 eylül darbesine sürüklenmezdi. Yakın dönemi düşünelim… Şayet kozmiklerin güçleri, her işi düzene koymaya yetseydi, PKK terörünün tükettiği bu kadar vatan evladı geride gözü yaşlı, yüreği yanık binlerce ana-baba bırakmazdı. İşler ne kozmik uygulamalarla düzelir ne de kozmiklerle! İşler herkesin işini içten ve dürüstçe yapmasıyla düzelir. Bu yüzden diyorum ki, kozmikliklere fazla kafa yormamak lazım. Diğer yandan, 12 eylülün darbe çukurunu açanlar kozmik işlerle uğraşanlar ise, o zaman kozmiklik, kendi alanının dışına, yani vatan savunması dışına çıkınca zararlı oluyor demektir. Kozmiklerin kozmik işlerini kozmikliğin asli işleri dışına taşımaları suçtur ve şimdi de soruşturulan budur. Zira bir suç zannı ancak soruşturmayla isnada dönüşüp yargılamayla sonuçlanır. Şimdilerde olan da bu… *** Birkaç sene önce “neler olacak neler; ortalığa neler dökülüp saçılacak… hadi bakalım seyredelim..” dedikten bu yana, en heyecanlı siyasal-polisiye gerilimleri bizzat yaşayarak gördük… Gizli belge mi? Hiçbir cazibesi kalmadı. Onlar bile ayağa düştü. Ergenekon sanıklarının dosyalarında yığınla varmış. Artık gizlilik kavramının gizemliliğine alıştık; çünkü gizli filan kalmadı, her şey “şeffaf” hale geldi. Öyle şeffaf ki, cam değil elek şeffaflığı kazandı. *** Olan olay gerçekten önemlidir; hatta demokrasimizin, hukuk devleti olma yolundaki zorlu seyahatin dönüm noktalarından biridir. Her zaman şaibe altında bırakılmış bir birimde, hukuk devleti ilkeleri gereği, hukuk adamları tarafından ilk defa bir arama yapılıyor. Hukuk her yere giriyor artık; kozmik odalara bile. Arama sonucunda neler çıkacağı beni ilgilendirmiyor. Zaten suç unsuru varsa ilgililer gereğini yaparlar. Sonuç ne olursa olsun, şunu biliyoruz: “Ankara’da hâkimler var!” ve hukuk her yere girme kudreti kazandı. İşte vatandaşı ilgilendiren, onun geleceğini güven altında hissetmesini sağlayacak olan da bu! İşin önemi burada. *** Bir senaryo sahneleniyor ve tam bilinçli. Bu senaryonun faili ise, yıllardan beri işlerlik kazanmasını arzuladığımız “devlet aklı”. Olup bitenlere bakarak “yıpranma” feryadıyla ortalığı gürültüye boğmanın anlamı yok. Kimsenin yıprandığı yok. Devlet elden de gitmiyor. Bırakınız herkes görevini icra etsin; savcı soruştursun, hâkim yargılasın, öğretmen eğitsin, sanayici üretsin, tüccar satsın. Bize düşen, görevini yapanlara, gerçek hukuk insanlarına, gerçek devlet ehline destek verip gelişmeleri izlemek. Bırakınız herkes işini yapsın… Birileri, ikide bir kozmikli cümle kurup iyi laflar ettiğini sanan şu sunucuyu sustursun da haberleri rahat izleyelim... milaykokturk@gmail.com Bu makale 1,305 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |