Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz
'Ekonomik' Tetikçi
Tamer Korkmaz

'Ekonomik' Tetikçi

"-IMF'nin bizatihi kendisi ekonomik tetikçidir. Bu nedenle Türk liderler siyasi açıdan bağımsız kalmak istiyorlarsa IMF ile anlaşma imzalamasınlar…"

*

Bu sözler, eski bir Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ajanı olan John Perkins'e ait…

"Başbakan Erdoğan ve kurmaylarının IMF ile anlaşmaması gerektiğini" savunan Perkins…

Dünyada büyük yankı uyandıran, Türkiye'de de çok tutulan "Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" adlı kitabı ile tanınıyor.

Perkins, 1980'e kadar -Amerikan istihbarat örgütleri tarafından yönlendirilen danışmanlık şirketlerinde ekonomist ve yönetici olarak çalışan; 2004'te yayınladığı kitapla da "ekonomik tetikçilik" mekanizmasını deşifre eden bir isim…

Ekonomik tetikçilerin…

ABD şirketlerinin çıkarlarını korumak için…

IMF ve Dünya Bankası gibi kurumları, kredi derecelendirme kuruluşlarını kullanarak ekonomik istihbarat operasyonlarına zemin hazırladıklarına dikkat çekiyor, Perkins…

*

"Ekonomik Tetikçilik" sistemi şöyle işliyor:

ABD, ağındaki ülkeleri ödeyemeyecekleri bir borç yükü ile karşı karşıya bırakıyor…

Körfez'deki petrodolarların büyük kısmının Birleşik Devletler'e geri dönmesini garanti etmeye yönelik bir mekanizma hüküm sürüyor…

Mesela, bir Körfez ülkesi oltaya takılıyor; ekonomisi giderek ABD'ye dayalı, entegre hale geliyor!

*

Hal böyle iken…

Uzunca bir süredir, hükümete IMF anlaşması dayatan "İçimizdeki Kriz Lobisi" kime hizmet etmiş oluyor?

"İliştirilmiş IMF Lobisi" John Perkins'in bilumum ifşaatını elbette göz ardı edecek…

Perkins'in başta kitabı olmak üzere beş yıl boyunca süre gelen müthiş itiraflarına gayet tabii soğuk duracak!

*

Şimdi, IMF bahsini bir kenara bırakıyorum; asıl üzerinde durmak istediğim konu, Körfez sermayesiyle ilgili…

John Perkins'in sarsıcı kitabında (April Yayıncılık) Körfez sermayesinin geçmişteki konumuyla ilgili çok ilginç bir ayrıntı yer alıyor.

Hadise, Ekim 1973'teki Arap-İsrail Savaşı esnasında yaşanıyor.

Suudi Arabistan ve İran dahil beş Körfez ülkesi petrol fiyatında yüzde 70'lik bir zam ilan ettikten sonra diğer seçenekleri değerlendirmek için Kuveyt'te toplanıyorlar.

Iraklı delege, ısrarla ABD'nin hedef alınmasını istiyor:

Diğer ülkelerin bakanlarını "Bölgedeki Amerikan şirketlerini millileştirmeye, ABD ve İsrail ikilisiyle dostluk ilişkileri olan tüm ülkelere topyekun bir petrol ambargosu uygulamaya" çağırıyor.

Tam burada, Iraklı bakan daha da ileri gidiyor ve diğer delegeleri "Amerikan piyasalarındaki tüm Körfez parasını, Arap sermayesini çekmeye" davet ediyor!

Amerikan bankalarındaki Körfez parasının ciddi boyutlarda olduğuna…

Böyle bir eylemin, ABD'de 1929'dakinden çok da farklı olmayan bir paniğe sebep olabileceğine dikkat çekiyor!

*

Neticeyi merak ettiyseniz söyleyeyim:

Diğer ülkelerin bakanları, "bu denli radikal bir planı" kabul etmeye korkuyorlar.

Öneriye olumsuz cevap veriyorlar.

*

Yani?

Körfez ülkeleri, bundan otuz altı yıl önce "ABD-İsrail'i dize getirebilecek tarihi fırsatı" bir kalemde çöpe atıvermişlerdi.

O dönemde sadece kısıtlı bir ambargoyu yürürlüğe koymayı kararlaştırmışlar, dolayısıyla da yenilgiye giden maçı çevirememişlerdi.

*

Günümüze dönecek olursak…

Bir yılı aşkın bir süre önce Atlantik'in Öte Tarafı'nda patlayan devasa küresel krizin hayati etkilerini en fazla yaşayan ülke hangisi?

-ABD…

1987'de Kara Pazartesi'yi öngörerek Dr. Kıyamet lakabıyla anılmaya başlanan, sonraki krizlerin çoğunu da önceden tahmin eden Marc Faber, bakın ne diyor:

"-ABD'de trenin krizde durduğu istasyonda bankacılık sistemi iflas etti. Bir sonraki istasyonda yani ilerideki gerçek krizde devlet iflas edecek!" (CNBC-E Business dergisinin Aralık 2009 sayısı)

*

Yapılan çok ince hesaplamalar, 11 Eylül 2001'den, 2008 sonuna dek (yani bir yıl öncesine kadar) geçen yedi yıllık sürede Amerikan piyasalarından kaçan Körfez sermayesinin bir trilyon doları aştığını gösteriyor!

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Bu makale 535 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Akraba Cinayetler
» Kağıttan Demokrat!
» 'Ekonomik' Tetikçi
» “Acaba?” Kuşağı!
» Suriyeli bir muhalifin eleştirisi üzerine
» Çekinmeyin, atın şu manşeti…
» Karakteristik…
» “Darbe Günlükleri” neden “tedirgin”di?
» Nedir, ne değildir?
» Hasar tespiti…
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı