Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz
Nedir, ne değildir?
Tamer Korkmaz

Nedir, ne değildir?

Evvela, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun son döneme damgasını vuran “eksen” tartışması hakkında ne dediğini hatırlatmalıyım.

Davutoğlu, geçtiğimiz hafta bakanlığının Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki sunumunda “Türkiye'nin ekseni, Ankara eksenidir” diye konuştu!

Dışişleri Bakanı, -doğal olarak- bu kadarını söylemekle yetiniyor. Türkiye'nin hangi eksende yer aldığı sorusuna cevap teşkil eden o manidar cümlesi…

Aslında…

Ankara'nın Washington'dan bağımsızlaşan yeni gidişatını anlatması bakımından, fevkalade önemliydi.

*

Washington'daki siyasi çevreler, giderek artan bir biçimde Türkiye'nin eksen değiştirdiğini -üzülerek- itiraf etmek zorunda kalıyorlar.

Gayrı meşru Irak savaşını desteklemiş, tezkerecilik yapmış, Washington'ın tezleriyle uyumlu olmaya azami özen göstermiş kimi meslektaşlarımız da, üzgün olmalılar; onlar da, örneğin Washington izlenimlerini okuyucularına aktarırken, Amerikalıların söz konusu hakikati yakınarak dile getirdiklerinden bahsediyorlar.

“Sokaktaki Amerikalıları” kastetmediğimiz ortada:

Washington'daki “dip dalgaları” yakından takip eden “siyasi baba”ların, en başta Neo-Con çizgisinde olanların, Türkiye'nin eksen değiştirmesinden çok ciddi rahatsızlık duydukları aşikar…

Daha doğrusu, başlarına geleni-neyi kaybettiklerini bilmiyor olamazlar!

Mesela, -kısa bir süre önce- Wall Street Journal'da “Türkiye'siz bir NATO?” başlıklı bir yazının yayınlanmış olması bile yeterince anlamlı; Türkiye'ye bozuk çalan o makale pekala “Ankara'nın kaybedildiğini” anlatmaya yarayan bir örnek olarak verilebilir.

*

Tam burada duralım ve Washington'da Türkiye'ye bozuk çalan -derin veya sığ- siyasi çevrelerin Ergenekon operasyonu hakkında ne düşünüyor olduklarını tahmin etmeye çalışalım!

El Cevap?

-Türkiye'de Ergenekon'un üzerine gidilmesinden, örgütün tasfiye edilişinden acayip rahatsız olduklarına kuşku yok. “Başlangıçta böyle düşünmüyorlardı, son dönemde yüz seksen derece fikir değiştirdiler” gibi yüzeysel yorumlar sizleri yanıltmasın; başlangıçta çoklarının politik olarak bu durumu şimdiki gibi ifade etmemiş olmaları gerçeği değiştirmiyor.

Bir başka deyişle, geçen hafta Washington'da bir dizi konferans veren gazeteci Gareth Jenkins'i -kimilerinin iddia ettiği gibi- “ABD'lilerin Ergenekon'a bakışını değiştiren kişi” olarak görmek yerine; bu olumsuz, aynı zamanda tümüyle sorunlu bakışa ciddi katkı yapmakta olan bir “gözbağcı” diye zikretmek gerekir. Yirmi yıldır Türkiye'de yaşayan Jenkins birkaç ay önce yazdığı bir raporda Ergenekon davasını “Gerçek ve fantezi arasında” diye nitelendirmişti.

Gareth Jenkins, “Ergenekon diye tam teşekküllü bir örgüt olmadığını” iddia ederken trajikomik oluyor; kaçışı olmayan bir gerçeğin üzerini sıkıca örtmeye çalışırken de “dezenformasyonun kralı”nı yapıyor…

Washington'daki “derin siyaset” Jenkins'in kirli propagandasından memnun kalmış olmalı!

Beyaz Saray'ı, dahası “Derin Washington”ı en çok üzecek hadise; Türkiye'de Ergenekon'un deşifre edilmekte olması ve bu darbeci-operasyonel örgütün ardında ABD-NATO ekseninin bulunduğunun her geçen gün daha fazla anlaşılır hale gelmesidir.

Bir an için, varsayalım…

Bu hakikat, “resmen” açıklanmış olsaydı!

Şöyle bir düşünün; Washington yönetiminin hali nice olurdu?

*

Bütün bunlardan sonra, şu temel-hayati hususa dikkat çekmek istiyorum:

“Ergenekon operasyonunun ardında ABD'nin iradesi olduğu” iddiasını dile getirenler, hem gerçekleri hasıraltı ediyorlar.

Hem de, -ister istemez- Ergenekoncu yapılanmayı destekleyenlerin ve Washington'ın ekmeğine yağ sürüyorlar. Bakınız, İşçi Partisi'nin genel merkezinde asılı pankartta “Ergenekon Yalanı, Amerikan Planı” diye yazıyor…

Oysa, Ergenekon örgütünün varlığı kaçınılmaz bir gerçek; örgütü inşa eden ve kullananın da ABD-NATO olduğu aşikar…

Ulusalcı cephedeki “önderler”in “ABD Karşıtı” gibi görünmelerini sağlayan kamuflaj amaçlı söylemleri sakın kimseyi yanıltmasın…

“Dezenformasyon misyoneri Doğu Perinçek'in İşçi Partisi “ulusalcı” antetlidir ama Ergenekon'un “gayrı milli operasyonları”nda rol aldığı ortaya çıkmıştır.

Ergenekon'u canla başla savunan Ulusalcılar, kamuoyunu “ters köşeye yatırmak” niyetiyle, operasyonu ABD'nin yaptığı yalanını dile getiriyorlar…

Diğer taraftan, Ergenekon'un üzerine gidilmesini destekleyen kimi liberal ve muhafazakar kalemler de; “Ergenekon örgütünü tasfiye eden ABD'nin iradesidir” şeklindeki tümüyle yanlış/hilaf-ı hakikat yorumlarıyla ister istemez “dezenformasyona” katkıda bulunuyorlar!

*

Darbeci Ergenekon örgütünü –Washington'ın bütün engellemelerine rağmen- tasfiye eden “Yeni Ankara”nın iradesidir

YENİŞAFAK

Bu makale 596 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Akraba Cinayetler
» Kağıttan Demokrat!
» 'Ekonomik' Tetikçi
» “Acaba?” Kuşağı!
» Suriyeli bir muhalifin eleştirisi üzerine
» Çekinmeyin, atın şu manşeti…
» Karakteristik…
» “Darbe Günlükleri” neden “tedirgin”di?
» Nedir, ne değildir?
» Hasar tespiti…
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı