Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu
Ergenekon, Davutoğlu, İspanya ve dönüşüm…
Ali Bayramoğlu

Ergenekon, Davutoğlu, İspanya ve dönüşüm…

Ergenekon etrafındaki gelişmeler özellikle basını yeniden ikiye böldü. Başbakan ve yakın çevresinin asker tarafından fişlendiğine dair yeni ihbar mektupları ortaya çıkıyor. CHP'de olması gerekenlerden en azından birisi oluyor ve bazı Alevi milletvekilleri Onur Öymen'den Dersim'le ilgili sözlerinin hesabını soruyorlar.

Bu gelişmelerin hepsi el yakıcı…

El yakıcı ama ortada bir kriz görüntüsü olmadığı da açık.

Gerginlik evet, iktidar mücadelesi evet, usulsüzlükler evet… Ama bunların hiç biri, hatta toplamı derin bir kriz haline işaret etmiyor.

Tersine…

Değişimi temsil eden kurum ve aktörler kontrolü her anlamda ellerinde tutuyorlar, tele kulak skandalları dahi rotayı değiştirecek güçte görünmüyor…

Siyasi reformların uygulama safhasını yaşıyoruz.

Bu dönemin sonunda Türkiye'de yeni bir sayfa açılmış olacaktır buna şüphe yok…

Aslında birkaç gündür ülkenin sıcak siyasetinden uzaktayız. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'yla birlikte İspanya'da, Cordoba, Sevilla, Madrid, Barcelona arasında dolaşıyoruz.

Ama sıcak siyasetten uzaklık ya da dış siyaset iç siyasetten uzak durma anlamına gelmiyor.

Değil mi ki, iç siyasi gelişmelerle dış dinamiklerin iç içe olduğu, tam bir bütün oluşturduğu dönemden geçiyoruz.

Değil mi ki, Türkiye'nin Kuzey Irak politikası içeride Kürt sorunuyla, Ermeni açılımı toplumsal düzeyde kimlik-tarih karşılaşmasıyla ayrışmaz hale gelmiş durumda.

Her şey bir yana 2002'den bu yana izlenen reform politikalarıyla kapalı bir rejimden çıkıp açık toplum olma istikametinde ilerleyen, hak ve özgürlükler zemininde hareket etmeyi bilen bir ülke haline geldik.

Bunu Türkiye'nin Avrupa macerasından ayrı ele almak mümkün olabilir mi? Asker-sivil ilişkileri yaşanan tüm çatışmalara rağmen, her gün ortaya çıkan yeni verilerle, ilkesel bir düzene doğru ilerliyorsa, bunun yaşanan reform sürecinin toplum tarafından benimsenmesinden ne kadar ayrı tutabiliriz?

Dönelim İspanya'ya…

İspanya Ocak 2010'da AB dönem başkanı olacak. Türkiye'nin tam üyeliğini her zaman desteklemiş olan bu ülkeden beklentilerimiz var. Kimi sorunlarda ön almasını, birkaç dosya başlığının açılması için inisiyatif kullanmasını, Kıbrıs meselesinde diğer üyeleri etkilemesini bekliyoruz.

Davutoğlu'nun İspanya'da bulunması bu yüzden…

İki ülke dışişleri bakanı Cordoba'da yaptıkları toplantıda önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri, sınırları, imkânları konuştular.

Bu muhtemel gelişmeler Türkiye'nin kendi içinde kaydedeceği mesafeyi hızlandırma, geri dönülmez kılma imkânına sahip…

Bir de elbet madalyonun diğer yüzü var.

Türkiye'nin dış politik ilişkilerinde uyguladığı yöntem başka bir güç ve özgüven mekanizmasını pekiştiriyor, ancak bu pekişmenin de içeride yaşanan gelişmelerle, Türkiye'nin değişim istikametinde attığı adımlarla, demokratik olgunluk süreciyle çok yakından ilgisi var.

Davutoğlu'yla İspanya yolunda yaptığımız İran'dan Ermenistan'a, Rusya'dan Orta Doğu'ya ve AB'ye uzanan birkaç saatlik ufuk turu iç ve dış dinamiklerin etkileşimi fikri etrafında dolaştı. Örneğin Suriye'yi hızla dünya sistemine iten Türkiye'nin, İran'la Batı ilişkilerinde Türkiye'nin Davutoğlu'nun deyişiyle tam aracı ve algı değiştirici olmasının temeli bu etkileşimden kaynaklanıyor.

Türk Dışişleri Bakanı Madrid'te yaptığı konuşmada küresel kültür, küresel ekonomi ve küresel siyaset olmak üzere üçayaklı bir düzenin ya da yapının önemini ve yeniden kurulması gerektiğini anlatırken, Türkiye'nin bu düzene katkısının ne denli büyük olacağını, Türkiye olmadan bu yeniden yapılanmanın imkânsızlığını anlatıyordu…

Kuvvetliydi Davutoğlu, git gide kuvvetlenen bir ülkenin temsilcisi olarak…

Böyle giderse, Türkiye, cumhuriyetin 100. yılını kutlarken bugün yaşadıklarına gerçekten tebessümle bakacak…

Yenişafak

Bu makale 589 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Siyasi ahmaklık...
» Kürt sorunu neden çözülmüyor?
» Hükümet, Ramazan Akyürek, Hrant Dink...
» Büyükanıt adliyeye...
» Cinayet ve kan izi...
» Silahları gömmek...
» Nefret...
» Darbe karşıtları ve darbe yanlıları
» Dersim, Susurluk, Eymür, Ağar...
» Vicdani red'e red...
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı