Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
7 Şubat 2012, Salı
 DÖVİZ KURLARI : 
Gilad Atzmon
Gilad Atzmon
Mossad'ın mottosu
Gilad Atzmon
Ünlü yazar Gilad Atzmon Ayrılık dizisi krizi bağlamında İsrail'i analiz ediyor

Mossad'ın mottosu

Ankara'nın İsrail'le yapılacak askeri tatbikâtı iptal etmesinin üzerinden bir hafta geçmeden Türkiye devlet televizyonu TRT 1, geçen Ocak ayında İsrail'in Gazze'deki soykırımvâri askeri harekâtını hakkıyla tasvir eden "Ayrılık" adlı yeni bir diziyi yayınlamaya başladı.

İsrailliler mutsuz. Bu sabah, İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman "bu dizilerin yayınlanması devlet destekli tahrikin söz konusu olduğu ciddi bir vakadır","gerçeklikle zayıf bir bağlantısı bile olmayan böylesi diziler, İsrail ordusu askerlerini masum çocukların katilleri olarak sunmaktadır..." dedi. Sertlik yanlısı, coşkulu etnik temizlikçi ve Yahudi üstünlükçüsü gururlu ırkçı Lieberman'a birileri çıkıp geçen Ocak ayında olay yerindeki gerçeğin, soykırımvâri savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlemekle ilgili bir soruşturmayla "yeterince bağlantılı" olduğunu hatırlatmak zorunda mı acaba diye merak ediyorum. 1.400'den fazla insan hayatını kaybetti. Çoğu çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere binlerce insan yaralandı. Ne ki Lieberman hükmünü vermiş bir kez. Türk televizyonunda yayınlanan dizi, İsrail ordusu askerlerini çocukların, kadınların ve yaşlıların katili olarak resmediyor gerçektende de çünkü öyleler ve İsrail'in siyasi, sembolik, ideolojik ve de tatbîki bakımdan temsil ettiği tam olarak işte budur.

Lieberman İsrailli kalabalığı teskin etmeye çalışıyor ve bunda belki başarılı olabiliyorsa da, Türk kanalı ve Türk hükümeti üzerinde baskı oturtabilme şansı hayli sınırlıdır. Şimdiye kadar hepimiz biliyoruz ki İsrail, ismi Filistin olan çalıntı bir toprakta kurulmuş "Yahudilere münhasır" bir devletin kurulması meselesidir.

Bu olurken, biz de İsrail-Filistin çatışmasını yazıp analiz etmeye dünyanın vaktini harcıyoruz. Ancak olay yerindeki gerçek, alabildiğince basittir. Siyonizm, Filistini yağmalama arzusunun ilham ettiği bir ideolojidir. İsrail, Filistini ve Filistinlileri soyma fikrini tatbikata aktardı. Bir diğer halk pahasına uygulamaya konmuş bir ulusal diriliş projesinden bahsediyoruz burada. Câni bir projedir, Tevrat ve gayri ahlaki, talancı "eve dönüş" projesinden mülhemdir. Eski Ahid'in bazı ölümcül tefsirlerinin ahlaksız şimdiki zamanla öldürücü bir bileşkesidir. Sorulacak tek soru, yaptıklarının yanlarına nasıl kâr kaldığıdır. Yağma, cinâyet, beyaz fosfor yağdırmak ve nükleer silah yığmak nasıl oluyor da hala yanlarına kâr kalıyor?

Cevap: Hile, yalanlar ve ağ örmek

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, BM önünde Wannsee Konferansı protokollerini sallayarak "Nazilerin Avrupa Yahudiliğini imha edişlerinin delilini" elinde tutuyormuş gibi yaptı. Tipik duygu sömürüsüyle uluslardan empati diledi. "Yalan mı bu?" diye haykırdı. Yeterince utandırıcıdır, Genel Kurula sunduğu belge sahih olmasına rağmen, bildik Siyonist ağını örmüştür. Wannsee protokolü, Almanya'da ve Alman işgali altında bulunan topraklardaki Yahudileri Doğu'ya sürgün etmekten bahseder. Belge "Nihâi Çözüm'den" bahsediyorsa da, "çözüm" diye tavsiye ettiği şey, Siyonist Shoa (Holokost) anlatısının takdim ettiği şu bilinen yorumdan bir hayli farklıdır. Wannsee Protokolü, sürgün edilen Yahudileri, yol çalışmalarında çekecekleri kürek cezasıyla kurutup tüketmek gibi meşum bir plana dairdir.

Wannsee belgesi tahrip edici olduğu kadar, Holokost tarihiyle alâkası bir o kadar sınırlıdır zira bu plan hiçbir zaman hayata geçirilmemiştir. Shoa (Holokost) olarak bilinen tarihi gerçeklikle, Yahudilerin imhasıyla, hiçbir ilgisi yoktur. Ölüm kampları veya gaz odaları gibi bir plan belirlememiştir. Kanuni bir belge olarak Nazilerin genel eğilimlerini ifade etmekten başkaca hiçbir şey ispat etmez. Tarihi bir belge olarak "Shoa'yı" ve Yahudilerin imhasını asla ispatlamaz, yalnızca Nazi rejiminin, Yahudilerden azâde olma fikrindeki azimlerini teyid eder. Bununla birlikte, yerleşik bir hakikattir bu ve tüm Holokost revizyonistleri tarafından değilse de, çoğu kişi tarafından kabul görmektedir. Netanyahu, taze bir inanılırlık katarak Holokost'u yastıklamada inat ettiği gibi, nispeten önemsiz bir kağıdı ulusların önünde sallayarak işi bitirdi. Söylemeye gerek yok, yaptığı yanına kâr kaldı.

Ancak çok daha ehemmiyetli bir şey var: Wannsee Protokolü, Lieberman'ın Filistinliler için hazırladığı ölümcül plandan farksız bir program belirlemiştir. Gerçekte Filistinlileri kitleler halinde öldüren ve sağ kalanı açlıktan kıran Yahudi devletidir. Dahası, şu sorular üzerinde durulması ilginç olacaktır: Yahudi devletinin lideri nasıl oluyor da ulusların önünde duruyor ve İsrail ve Yahudi halkı adına gün ışığında onları ağına düşürüyor? Bir İsrail liderinin, tüm bir BM Genel Kurulunu aptal yerine koyması gerçeğinden nasıl bir ders çıkarabiliriz? Bir İsrail Başbakanı, dikkatleri insanlığa karşı şu an işlenmekte olan suçlardan nispeten önemsiz bir tarihi belgeye doğru nasıl bu kadar kolayca yönlendirebiliyor? Kısacası, yaptıkları nasıl olup da yanlarına kâr kalıyor? Cevap hayli bayağı olabilir. Mossad mottosunda olduğu gibi, savaşlarını hileyle yürütürler. Tüm bir Yahudi dirilişi projesi yalanlar üzerine kuruludur. Tüm bir Yahudinin eve dönüş masalı, yanlış sav ve yalanlara dayalı olarak gün ışığında topluca işlenen cürümden daha azı değildir. Siyonistler başlangıçta kendi Yahudi hemcinslerini aldatıyorlardı fakat zaman ilerledikçe, taktiklerini genişletiyorlar. Bir süreden beri hepimizi kandırıyorlar. İsrailliler ve Siyonistler bir yalan içerisine doğmuşlardır, hayatlarını yalanla sürdürürler, yalan ve aldatmacaların yanlarına kâr kalacağına inanmaya meyillidirler ve acı gerçek söylenmelidir. Söz konusu olan dünya liderleri olduğunda, yine yaparlar. Bildiğimiz kadarıyla, Netanyahu'nun BM'de ördüğü ağa hiç kimse kafa tutmadı. Daha rahatsız edici olanı, tek bir tarihçi yahut entelektüel çıkıp da İsrail Başbakanı'na, Wannsee Protokolü'nün başka şeylerden ziyâde aslında tam da onun İsrail'de uyguladığı politikaları tanımladığını ifade etmedi.

Siyonist ağa düşürme operasyonuna muhalefet edecek çok az dünya lideri var. Şu yakınlarda yürekli İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Venezüella'nın Hugo Chavez'i ve Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'a şahit olduk. Yahudi devletinin işlediği katliamların muazzam boyutuna bakınca çok da sayılmaz. Ne ki hiç yoktan iyidir.

İyi haber şu ki İnsancıllık ve İnsanlık, politikacıların yahut "dünya liderlerinin" mülkiyetinde değil. Esasen bizim mülkiyetimizdedir, insan ırkının üyelerinin, yükselen şerre şahit olan insanların mülkiyetindedir. Hakiki insanlık ve insancıllık, hüsn-ü muamele ve ahlak ve de doğrulukla mümkündür. İnsancıllığı berrak bir mesaja tahvil edenler ekseriya sanatçılar ve sıradan insanlardır. Bizim seçilmiş müdahalecilerimiz, holokost, demokrasi ve özgürlük adına, bazı nedenlerden dolayı bizi Siyonist savaşlara sürmekte ısrar ediyorlar.

Yeterince acıklıdır, Batılı liderlerimiz halen sessiz yahut en azından Siyonist yalanlara yakalanmış haldeler. Fakat bu büyük bir endişe kaynağı olmamalı artık. Batı ideolojilerinin (sol, sağ ve merkez), politikacıların ve kurumların ihaneti yerleşik bir gerçektir. Siyonist yalanlara boyun eğmek pek çok semptomdan sadece biridir. Durum "hakikat kazanacak" demekten ötededir; aslında hakikat zaten kazanmaktadır. Siyonist ağın teşhisi yaygın bir bilgi haline geliyor. Siyonist gaddarlığın sis perdesi genişledikçe, hepimizin hakikat ve samimiyet parıltısına duyduğu hasret de öylece artıyor. Savaşlarını aldatma üzerinden yürüttüklerini iyice kavramaya başlıyoruz. Birkaç cephe savaşında büyük kayıplar vererek zafer elde edebilirler ancak muharebeyi kaybediyorlar.

Dünya Bülteni için çeviren: M. Alpaslan Balcı

Bu makale 2,617 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Mossad'ın mottosu
» Enayiler için Kabile Marksizmi
» Artık "Yeter" demenin zamanı...
» İsrail bu sefer de çuvallamayı becerdi!
» 'İsrail uzatmaları oynuyor'
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Tek çıkaryol Osmanlıvari bir çözüm
Günümüzün en popüler felsefecilerinden biri kabul edilen Slavoj Zizek bir dizi konferans için Türkiye'ye geldi.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı