|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
|||||||||||
![]() Rüstem Budak
Diyarbakırspor, İspanya’nın Barcelona’sı Olur mu?
Futbol, kitleleri peşinden sürükleyen, en çok sevilen ve tartışılan oyunlardan biri. Modern çağda toplumsal hayatta hiçbir oyun bu kadar etkili ve yaygın olamamıştır. Ülke içindeki takımlar arası rekabete yüklenilen farklı anlamlar ile taraftarlar nezdinde farklı bir şekilde konumlanabilmektedir. Uluslar arası alanda ülkeler arasındaki ilişkilere göre değer kazanabilmektedir. Bu anlamda 1982 Falkland Adaları savaşı sonrası 1986 Dünya Kupası maçında Arjantinli Maradona’nın eliyle attığı ve “Tanrının eli” olarak nitelediği gol halen kamuoyu hafızasında yerini korumaktadır. 1998 Dünya Kupası’nda İran- ABD maçında dünyada ilgiyle izlenmiş ve İran’ın maçı 2-1 kazanması ile kendi aralarındaki uzun süren siyasi- askeri mücadeleler içerisinde anlamlar yüklenilerek gündeme gelmiştir. Bugünlerde Türkiye- Ermenistan maçı vesilesiyle Futbol diplomasisi sürecin bir parçası olmuştur. Türk Milli Takımı ve Galatasaray’ın Avrupa’da kazanmış olduğu başarılar özellikle Asya ve Afrika’daki halklar tarafından ilgiyle izlenmektedir. Ülkeler arasında konjonktüre göre anlam kazanan bu müsabakalar anında ülke içindeki takımların kendilerini konumladıkları alana göre kazandıkları pozisyon önemlidir. Ülkelerin kendi içlerinde sahip oldukları tarihsel çatışma mirasını futbol üzerinden en iyi ifade eden Barcelona olmuştur. İspanya’da gelişmiş bir bölgeye sahip olup, uzun yıllar bağımsızlık seçenekleri dâhil birçok talepleri olan Bask bölgesindeki Katalanlar futbol arenasındaki temsilcileri olan Barcelona ile varlıklarını özdeşleştirmektedirler. Bugün taşıdıkları formayı kutsal kabul etmeleri veya Katalanların milli takımı olarak düşünüldüğünden, üzerine hiçbir reklâm unsuru taşıyacak obje koymadan muhalif kimlik ile var oluş çabalarını sürdürmektedirler. Son dönemde UNİCEF amblemini yardım amaçlı koymak dışında kullanımını hiçbir sponsor almamaktadır. General Franco’nun kurdurduğu Real Madrid ile dünyanın en meşhur derbilerinden birine sahne olmaktadır. Türkiye’deki terör olgusu tartışılırken genellikle ilk akla gelen Bask bölgesindeki sorundur. Bu örneklem üzerinden çözümler tartışılır. Bu anlamda benzerlik alanı çıkan yeni bir unsur ile karşı karşıyayız. Diyarbakırspor ve Barcelona arasındaki benzerlik. Diyarbakırspor’un terör olayları nedeniyle son 10 yıldır Türkiye’deki diğer takım taraftarlarınca PKK ile özdeşleştirilerek özellikle son Bursaspor maçında ayyuka çıkan tezahüratlarda bulunulmasının ardından çıkan tartışma sürüyor. Diyarbakırspor yeterli tepki gösterilmediği ve cezai unsurlar uygulanmadığı zaman ligden çekilmeyi gündeme getirdi. Federasyon başkanı her ne kadar kulüp başkanlarını bir araya getirmesi olumlu bir imaj kazandırmak ve tartışmaları sona erdirmek istese de bundan sonraki dönemde olayların sürmeyeceğini kimse garanti edememektedir. Diyarbakırspor devlet elitince bir zamanlar İspanya’da futbolun kitle zihin algısı üzerindeki etkisinden hareketle kullanılmak istenmektedir. Özellikle Diyarbakır’da emniyet müdürü olduğu dönemde Ali Gaffar Okkan Diyarbakırspor’un 1. lige çıkması için mücadele etmiştir. Bunun sebebi olarak ta toplumun zihinsel rehabilitasyonu gösterilmektedir. İnsanların futbol ile ilgilenip terör olgusundan uzak durması beklentisi üzerinden hareket edilmektedir. Takım taraftarlarının ateşlediği bu tartışma bölünmüşlük sendromumuzun ne kadar derinlere sirayet ettiğinin de göstergesidir. Bir futbol maçını bahane ederek takımları ideolojik veya etnik kökenlerini merkeze alarak, stadyumlarda birbirinin varlığına tahammül edemeyecek şekilde tepkiler konulması yeni tanımlamaları gündeme getirmektedir. Diyarbakırspor bu ligden çekilip kendine bir lig mi kuracak? Onun varlığı nasıl bir tehdit unsuru taşımaktadır. Batıdaki bazı şehirlerde yaşanan bazı tartışmalar hemen terör olgusu üzerinden değerlendirilip dükkan yağması, linç gibi noktalara varan olaylar çıkarılmıştır. Birbiriyle olan sorunları hemen siyasi zemindeki boşluklardan yararlanarak olayı tartışmak kardeşliği baltalamaktadır. Bölgesel tecrit kültürü sanat, siyaset, kültür, tarih ve oyun alanında kendini göstermektedir. Kürtlere karşı geliştirilen ön yargılar nedeniyle öncelikle Türkler bölücü zihniyetten arındırılmalıdır. Türk milliyetçiliği, Kürt milliyetçiliği ile aralarında bir farkları yoktur. Her ikisi de ırki temelde var oluş problemini ortaya koymakta ve mücadelesini bu temel üzerinden ifade etmektedir. Irki temeldeki mücadele alanının Türkiye’nin tarihsel- kültürel dokusuna ne kadar zarar verdiğinin henüz hesabı yapılamamıştır. Demokratik açılım süreci bir toplumun nasılda birbirine yabancılaştırıldığını, ön yargılara teslim edildiğini, kardeşliğin nasılda bertaraf edilmeye çalışıldığını göstermesi noktasında önemli işlev görmektedir. Üzeri örtülen, susturulan, sinmişliği bir kader olarak yaşayan halkın siyasal ve toplumsal alandaki varlığı ve değeri açısından ülke insanın gönlünde farklı pencereler açmıştır. Kardeşlerin arasına konulan nifak tohumlarının nasılda yeşertildiğini ve toplum hafızasına kazındığını üzülerek seyrediyoruz. Bu süreç zihinsel şeffaflaşmayı da beraberinde getirmektedir. Bu süreç beslenerek devam ettirilirse Diyarbakırspor, İspanya’nın Barcelona’sı olma yolundadır. Kamuoyunda tartışılan süreç insanları yaralamıştır. Böylesi gayri insani tutumlarla toplumsal barışı bozma lüksümüz bulunmamaktadır. Muhalif kimliğini takım üzerinden ifade etmeye zorlanmaktadır. Avrupa’da futbolcular ve takımlara yönelik ırkçı yaklaşımlar çok şiddetli cezalandırıldığı halde (En son yaşanan olayda UEFA Disiplin Kurulu, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de Ujpeşt ile Romanya'nın Steua Bükreş takımları arasında oynanan Avrupa Ligi ön eleme maçında, Rumen taraftarlara ''Çingeneler'' diye bağıran Macar taraftarların ırkçı davranışlarından dolayı Ujpeşt'e 60 bin avro para cezası verdi.) Türkiye’de kulüpler ve federasyon olguya doğru ve cesaretli adımlar atarak yaklaşmamaktadır. Diyarbakırspor yıllardır bu muameleye tabi tutulduğu halde yaptırımlar gündeme gelmemektedir. Diyarbakırspor cephesinde ise hakemler başta olmak üzere bazı kararlar bu kuşatılmışlık psikolojisi ile okunmaya mecbur bırakılmaktadır. İnsanlar böylesi sahte imajlar çevresinde buluşarak sanal savaşlarına devam etmektedirler. Bu makale toplam 2407 defa okunmuştur.
|
||||||||||||
|
||||