| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Öcalan için avukatlarını İmralı’ya götürmeye tahsis edilen tekne “Çabalama kaptan ben gidemem” diyor. Çünkü vereceği yol haritasının özeti açığa çıkmıştır. Arıza mazeretini kullanan irade, o taleplerin ayrıntılı tekrarı halinde olacakları tahmin ettiği için sürece zaman kazandırmak istemiştir. Öcalan hatırlanacağı üzere Türkiye’deki Kürtlerin ayrı bir ulus olması, kendi ordusuna, eğitim, diyanet hatta spor teşkilâtına, belediyeleri yanında meclisine sahip olması gerektiğini açıklamıştır. İktidar öyle bir baskı kurmuş durumda ki, kimse Öcalan’ı dolaylı bile olsa bu açılımın tarafı olarak görmemek gerektiğini söyleyemiyor. Çünkü iktidar çevreleri, Öcalan’ın çözüme ulaşmaktaki gücünün ihmal edilemez seviyede olduğu ön kabulüne dayalı bir siyasetin başarı getireceğine inanmıştır yakın zamana kadar. Abdullah Öcalan’ı ve yaşadığı ruh halini en iyi tahlil edecek durumdaki kişi herhalde kardeşi Osman Öcalan olmalı. Milliyet’e verdiği demeçte Osman Öcalan, ağabeyinin kendi kurtuluşuna giden yolu açmak hayali içinde süreçle oynayacağını ortaya koyuyor: “Olumlu gelişmelerden dolayı sürece karşı duramıyor. Kendi durumu netliğe kavuşmadığı için de endişeli.. Bana göre örtülü bir karşıtlık yapacaktır. Sürece sözde katılım gösterirken özünde ise karşı duracaktır.” Yani süreci sabote edecektir. Şu iki görüşüne dikkat: 1. “Öcalan’ın özgürlüğü sağlanmadığı müddetçe PKK silahsızlanmayı kabullenmez.” 2. “Savunma gücünden kastedilen, silâhların korunmasıdır. Bu da sürece ‘hayır’ demektir.” Oysa Osman Öcalan da kabul ediyor ki “çözümün birinci önceliği silâhların terk edilmesidir.” Ama belli ki bu “genel af” çıkmadan olmayacaktır. İktidarı eğer, Kürt açılımının sağlayacağı desteğin Öcalan’ı bile terbiye edeceği hayali harekete geçirdiyse, onun motoru da arıza yapıp yolda kalmıştır! Kendi soyuna boyun eğdirmek için bebeklerini katledebilen bir terör örgütü müzakerenin tarafı olamaz, olsa olsa tasfiye amacının hedefi olur. Bunu biz unutsak da olaylar hatırlatacaktır! Açılım Kürt kökenli vatandaşları bölücü örgütün rehininden kurtaracak ekonomik ve kültürel hakları sağlamaktır. Meclisteki partiler bu görevi yerine getirmek için yıkılmış köprüleri bir an önce onarmalılar. Bölünmüş bir meclisle bölücü teröre çare üretilemez! AİLENİN NAMUS BORCU! Başı kesilerek öldürüldükten sonra cesedi çöp konteynırına atılan Münevver Karabulut için toplum vicdanı dün yine ayaktaydı. O uğursuz çöplükte toplanan insanlara talihsiz kızın elem içindeki babası, adaletin en kısa zamanda tecelli edeceğine inandığını söyledi. Çünkü devlet bu konuda aileye “namus sözü” vermiş! Bu söz işler mi bilmiyoruz ama münevverin azap çeken ruhu halkın bu meseleye sahip çıkan inatçı duyarlılığı ile teselli bulabilir. İntikam duygusu kutsaldır. Devletin varlık sebebi, mağdurların öç alma duygusunu üstlenerek intikamı kendi elleriyle almanın sonuçlarından onları korumaktır. Devletimiz 170 gün geçtiği halde Karabulut ailesine ve o ailenin tecrübesinde kendi korkularını yaşayan milyonlarca anne babaya karşı görevini yerine getirememiştir. Vali Muammer Güler dün, katil zanlısı Cem Garipoğlu’nu ailesinin sakladığına dair şüpheler bulunduğunu söyledi. Garipoğlu ailesinin büyüklerini de, aileyi böyle bir töhmetten kurtarmanın kararını verip uygulamak görevi bekliyor. Bu da ailenin namus borcu! Bu makale 696 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |