Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
17 Mayıs 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : ABD Doları (USD) 1.8160, Satış 1.8260 - Avro (EUR) 2.3100, Satış 2.3250
Nasuhi Güngör
Nasuhi Güngör
Türkiye hangi Suriye’ye bakacak?
Nasuhi Güngör
Türkiye’nin sınır komşusu Suriye’de giderek yükselen tansiyon, yakın gelecekte kopacak bir fırtınanın habercisi gibi duruyor.

Türkiye hangi Suriye’ye bakacak?

Daha Tunus ve Mısır ayaklanmaları henüz başlamışken, Suriye Devlet Başkanı Beşer Esad, ilginç bir açıklama yapmıştı: ‘Bölgenin tarihinde bu sürecin başlangıcı 1979’da İran’da yaşanan devrimdi.’

Kuşkusuz oğul Esad, babasından miras aldığı ülkenin, hızla değişen dünya dengelerinde nasıl ayakta kalacağına dair pekçok seçeneği gözden geçiriyor. İran, Şam yönetiminin son 30 yıldaki en önemli müttefiklerinden birisi. İran’la olan yakınlığı, Şam’la dünya sistemi arasındaki en önemli mesafe olarak tanımlanıyor.

Şu halde Esad’a ayaklanmaların tam ortasında böyle bir ‘İran Devrimi’ vurgusu yaptıran gerçek şöyle tarif edilebilir: ‘Eğer birileri benim ül

kemde Mısır ya da Tunus benzeri bir ateş yakmak ve iktidar dengeleri alt üst etmek istiyorsa, benim de gideceğim adres belli.’

Şam’ın siyasi derinliği

Şam, tarihe bakılınca, herhalde tek seçenekle kendisini sınırlayacak kadar derinlikten yoksun bir merkez sayılamaz. Nitekim II. Esad döneminin en önemli özelliği, Türkiye ile olan ilişkilerin akıl almaz bir hızla düzelmesi, sonuç itibarıyla neredeyse sınırların kalktığı bir döneme geçilmesi oldu.

Suriye için Türkiye, sadece İran’a karşı denge olsun diye kucak açılan bir seçenek mi? Yoksa bu ilişki daha uzun soluklu olarak yürütülebilir, hatta hızla bir entegrasyona dönüşebilir mi?

Ankara-Şam hattındaki yakınlaşma, kesinlikle İran’dan koparılma önceliğine oturtulmuş bir süreç değil. Ancak bu yakınlaşmanın doğal

sonucu, Tahran-Şam arasındaki ittifakı eskisi kadar güçlü ya da ayrılmaz olmaktan çıkarıyor.

Türkiye, dış politikadaki pekçok hamlesinde dikkatli ve sabırlı. Ancak konu Suriye olunca Ankara’yı yönetenlerin bakış açısı daha farklı hale geliyor. Sözgelimi Suriye içinde iktidar sahiplerinin, ülkedeki belli bir azınlığın temsilcisi olması, buna karşın geniş bir kesimin iktidarın dışında kalması, taraflar arasında sanki yasak gündem maddesi gibi.

Ankara, geleneksel Sünni refleksinin avantajlarını geniş bir coğrafyada kullanmaya başlasa da, mesele Şam olunca işler bambaşka bir çehreye bürünüyor.

Yeni Suriye kapıdaysa

Gelelim bugüne. Suriye’nin belli merkezlerinde başlayan protesto gösterileri, daha geniş çapta bir ayaklanmaya dönüşür mü? Şam yönetimi yıl

lardır vaad ettiği, ancak sürekli olarak ertelediği reformlarla ilgili hızlı adımlar atarak süreci kendi lehine çevirebilir mi?

Bu pek kolay değil. Ekonomik göstergeler, işsizlik, sosyal adalet ve haklar konusundaki sorunlar üzerinden bakılınca Şam yönetiminin işe gerçekten zor.

Üstelik, şu ana kadar yönetimde kendisini temsil imkanı bulamayan geniş kesimlerin, daha açık ifadesiyle Sünnilerin, birkaç reform vaadiyle yatışmaları da kolay değil.

Asıl soru şu. Son derece doğru bir politik kurguyla Suriye’yi sorun olmaktan çıkaran, hatta Türkiye’nin doğal bir parçasına dönüştüren Türkiye, böyle bir durumda hangi Suriye’ye bakacak?

Bu sorunun cevabı, Libya’dan, Mısır’dan çok daha zor. Türkiye’nin belki de en önemli avantajı, Suriye içindeki bu kırılganlığı şu ana kadar bir kart olarak kullanmamış olması. Bu da her durumda Ankara’yı, Şam üzerinde hesap yapan herkesten bir adım önde kılıyor.

Suriye’de başlayabilecek bir büyük değişim sürecinde Ankara, Beşar Esad üzerindeki etkisini elbette kullanacaktır. Ancak bunun geleceği değiştirmeyeceğini hesaba katarak, uzun soluklu bir arayışın temellerini atmaktan başka da çıkar yol görünmüyor.

Bu makale 313 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Güçlü Türkiye ve iç barış
» Düzen kurmanın bedeli
» Suriye’ye Kürtlerle bakmak
» Sokak bize ne söyler?
» Hüzünlü tarih ve THK Üniversitesi
» 1 Mayıs, emek ve dindarlık
» Tarihin doğru safında yer almak
» Tarihin doğru safında yer almak
» Demirel kabusu
» Türkiye’nin gücü ve mümkünün sınırları
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
"Yargıya artık Kemalistler giremez"
Doç. Dr. Osman Can: 'Önceden Yargıtay'da Danıştay'da hep Kemalistler çoğunlukta olduğu için sadece Kemalistler geliyordu; şimdi işler tersine döndü"
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı