Haber10.com - "Derinlemesine Haber"
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim
 
Haber 10
BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER
3 Eylül 2010, Cuma Açıkİstanbul
Açık 20° / 26°
 SON DAKİKA : Tümünü göster
Cengiz Çandar
Cengiz Çandar
'Demokratik eşik' aşılırken...
Cengiz Çandar

'Demokratik eşik' aşılırken...

Kim ne derse desin, şu anda Çankaya’ya taşınmış olan ‘askerlerin sivil yargıda yargılanması’na ilişkin kanun değişikliğinin akıbeti ne olacaksa olsun, Türkiye geçen hafta ‘demokratik modern bir devlet’ olma yönünde çok önemli bir eşiği aştı.

Kim ne kadar farkında bilemiyorum ama ‘demokratikleşme eşiği’nin aşılmasının göstergesi Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un basın toplantısı ve ertesi oldu.

Orgeneral Başbuğ, basın toplantısı yapmadı, hiçbir demokratik ülke yönetiminde görülmeyecek, görülmesi mümkün olmayacak türden bir ‘askeri gösteri’ yaptı. 36 generali

arkanıza alarak basın toplantısı yapmak ne demek?

Herhangi bir ‘demokratik ülke’de bir Genelkurmay Başkanı, arkasına 36 generali dizerek ‘basın toplantısı’ yapıyorsa, bunun doğal tercümesi o ülkede bir ‘askeri müdahele’ olduğu veya ‘ordunun iktidara el koymak üzere’ bulunduğudur.

O görüntüyü gören herkesin aklına, bu bir ‘askeri resttir; eğer o rest görülmez ise, bunun doğal devamı, ordunun yönetime el koymasıdır’ düşüncesi gelir.

Genelkurmay Başkanı ve 36 general! Bu nasıl bir basın toplantısıdır?

Ertesi güne ne oldu?

Türkiye’de genellikle askerin ‘yedek gücü’ gibi çalışma alışkanlığındaki medya

hazırola mı geçti?

Hayır. Tersine, Genelkurmay Başkanı’nın basın toplantısında söyledikleri geniş bir

kesim tarafından otopsi masasına yatırıldı ve ciddi ve içerikli eleştirilere konu oldu.

***

Aslında, ‘demokratik eşik’in aşıldığının en çarpıcı göstergesi, Genelkurmay Başkanı’nın 36 generalli basın toplantısından birkaç saat sonra Ergenekon savcısının, ismi üzerinde onca gündür tartışılan Deniz Albayı’nı ve onunla birlikte 8 albayı daha İstanbul’da ifade vermeye davet etmesiydi.

Oysa, daha 48 saat önce Askeri Savcılık, söz konusu albay için işlem yapılmasının gereksizliğine hükmetmişti. Genelkurmay Başkanı ise albayın altında imzası bulunduğu ileri sürülen ‘Belge’den ‘kâğıt parçası’ olarak, arkasına 36 generali alarak söz etmişti.

Gelgelelim, geçmişte öyle gelişmeler sonucunda ‘hazırola geçmesi beklenen’ kurumlar istifini bozmadı, ‘rahat’ konumunda çalışmaya devam ederek albayı ifadeye çağırdılar ve birkaç gün sonra da tutuklanması talebiyle mahkemeye çıkarılan albay, tutuklandı.

Albayın 24 saat geçmeden tartışma uyandıran, şaibeli biçimde tahliye edilmesi, ne Ergenekon davasının sanıklarından biri olduğu olgusunu ortadan kaldırıyor, ne de tutuklanmasına kadar giden sürecin gerçekliğini.

Kaldı ki, Genelkurmay Başkanı’nın 36 generalli basın toplantısının yapılmasının gecesi, TBMM ‘askerlerin sivil yargıda yargılanması’nı öngören bir yasa değişikliğini gerçekleştirdi.

Bu yasa değişikliği, anında Avrupa Birliği tarafından demokratikleşme ve Türkiye’nin AB hedefleri bakımından ‘olmazsa olmaz’ bir gelişme, bir ‘olumlu adım’ tarafından selamlandı.

Daha önce de değinmiştik; yasa değişikliğinin esprisi-özeti şu:

1. Sivillerin askeri yargıda yargılanmasının önlenmesi;

2. Askerlerin sivil yargıda yargılanmasının sağlanması.

Bir rejimin ‘militarist gölgeler’den arınması ve gerçekten ‘sivilleşmesi’ için atılabilecek en anlamlı üstelik çok gecikmeli- adımların başında bu gelmiyorsa, ne gelebilir?

Zamanlaması ise başlı başına önemli; rastlantı veya değil, söz konusu adım, Genelkurmay Başkanı’nın 36 generalli basın toplantısının hemen ardına geldi. Bu dahi Türkiye’nin

önemli bir ‘demokratik eşiği’ geçtiğinin göstergesi.

***

Genelkurmay Başkanı’nın 36 generali arkasına dizerek yaptığı basın toplantısından sonra yukarıda saydığımız gelişmeler gerçekleştiyse, bugünlerde bir ‘Milli Güvenlik Konseyi’ yönetimi altında siyasi yaşamımıza başlamış olmamız gerekirdi. Öyle bir durum var mı? Öyle bir yakın geleceğe dair yol aldığımıza ilişkin bir işaret var mı?

Yok.

Tam tersine, son yılların en uzun MGK toplantısının ardından Cumhurbaşkanı’nın işlevi arttı. Generaller, Cumhurbaşkanı’ndan medet umar durumda gözüküyorlar.

Cumhurbaşkanı kim?

Abdullah Gül.

Şunun şurasında iki yıl önce seçildiği vakit, şimdi ‘hukuk süreci’ açısından ondan medet umar gözüken generaller, onun yemin törenini boykot etmişlerdi.

Abdullah Gül’ün generaller nezdinde de ‘meşruiyet’ kazanması, askerin ‘meşruiyet çizgisi’ne ‘geri çekilmesi’nin de işaretidir.

Abdullah Gül’ün, ‘bildik lobi’nin gayretleri, ‘perde arkası pazarlıklar’ ya da gerçekten kendi kanaatleri ile TBMM’den ‘askerlerin sivil yargıda yargılanmaları’na ilişkin yasayı geri çevirmesi, hatta yasanın Abdullah Gül’den çıkması halinde Anayasa Mahkemesi’nden dönmesi bile, Türkiye’nin ‘demokratik eşiği’ geçtiği gerçeğini ortadan kaldırmayacak.

Bu ‘gerçeğin’ göstergesi ise,’faşizan’ siyasi akımın TBMM’deki temsilcisi CHP’nin başı kesik bir tavuğun oradan oraya koşuşmasına benzer halidir. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, önce devam eden MGK toplantısına, daha doğrusu 30 Haziran 2009 MGK’sının bir 28 Şubat 1997 MGK’sına benzeyeceğini umut ederek ‘Abdullah Gül’ün birkaç saat içinde yasayı iade edeceği’ kehanetini savurdu. MGK’dan böyle bir sonuç çıkmayınca, ‘MGK açıklamasını tatmin edici bulmadığını’ bildirdi.

‘Asker+CHP=İktidar’ şeklindeki Cumhuriyet’in ‘geleneksel denklemi’nin birkaç gün önce tedavülden kalkmış olduğuna hükmedebiliriz.

Türkiye’nin hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir modern-demokratik devlet olabilmesi, ‘askeri vesayet rejimi’nin son bulmasıyla paralel olarak mümkün olabilecek bir süreç. Bu süreçte, iniş-çıkışlar, sağa sola sapmalar haliyle olacak ve sürecin sancıları görülebilir bir süre daha devam edecek.

Ancak, ‘büyük resmi’ gözlerden kaçırmamalıyız.

Türkiye, şu son bir hafta boyunca önemli bir ‘demokratik eşiği’ geçti. Bunu, Türkiye’nin son günlerdeki ‘siyasi gündemi’ne kahreden medyadaki ‘statüko zaptiyeleri’nin köşelerine sinen ‘depresif ruh hali’nden de anlayabilirsiniz.

Bu makale 326 kez okundu.

 

YAZARIN SON YAZILARI
» 28 Şubat’tan günümüze, 'devlet'te 'Fethullahçılık tehlikesi'...
» Kürtler için 'Evet'; boykota 'Hayır'.
» PKK ateşkesi 12 Eylül’ün önünü açacak...
» “Sivil otoriteye itaat” zamanı
» Asker “kazan kaldırmayacağı”na göre…
» PKK’deki “Derin Devlet”...
» “Evet”in en önemli gerekçesi...
» Obama’dan Türkiye’nin geleceği için 'kopya'
» Anayasa Mahkemesi kararı: Demokrasi mücadelesinde yeni aşama
» Birinci şart: İsrail karşısında sıkı durmak
YAZARLAR
araba.com
DÜŞÜNCE ANALİZ
RÖPORTAJ
Salman Kaya: Solcuya ‘Hayır’ yakışmaz
Salman Kaya, Türkiye’de sol hareketin efsanevi isimlerinden. 1968 kuşağının unutulmaz liderlerinden. Askerî darbelerin büyük acılarını çekmiş, sekiz kere tutuklanmış, beş yıl hapis yatmış, korkunç işk
kitapadresi.com
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2010
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı