Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
7 Şubat 2012, Salı
 DÖVİZ KURLARI : 
A.B. Yehoshua
A.B. Yehoshua
Barack Obama: İsrail’in Gerçek Dostu
A.B. Yehoshua

Barack Obama: İsrail’in Gerçek Dostu

Gerçek bir dostu nasıl açıklarsınız? Onun, size inanması ve güven duyması, hakiki ihtiyaçlarınızı umursaması, ve düzeltmenize yardımcı olmak için hatalarınızı dürüstçe size söylemesi ile. İşte bu, benim tarafımda olmasını istediğim, yaptığım her şeyi onaylamayacak, sevgisini bana açıkça beyan eden ve beni olduğum gibi kabul eden dost türü.

Yahudi devletini yok etme arzularını açıkça ilan eden Mısır, Suriye ve Ürdün birleşik ordularını püskürttüğü 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndaki muazzam zaferinden beri, İsrail çatışma boyunca gerçekleştirdiği işgallerden ileri gelen ideolojik ve askeri kargaşanın sancılarını çekiyor.

Altı Gün Savaşı’nı müteakiben İsrail, işgal ettiği topraklara barış götürmek, böylece Arap dünyasını ve Filistinlileri, İsrail’in meşruiyetini tanıyamaya ikna etmek ve zararlarının tazmin edilmesinden sonra Filistin topraklarının silahsızlanmasını sağlamak gibi bir kaygı gütmedi. Bunun yerine İsrail, –hem düşmanlarına ve gelecekte yapılacak barış anlaşmasına gösterecekleri bağlılığa olan güvensizliği yüzünden hem de bazı toprakları ilhak etme arzusu yüzünden– bir yerleşim politikası izlemeye başladı. Fakat bunu yaparak, tersine çevrilmesi zor bir gerçeklik yarattı.

İsrail’in sivil yerleşimlerinin, ülke güvenliği ile alakası yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır. Buna karşılık, yerleşimlerin Filistinli nüfusun kalbinde yer alıyor olması, onları terörist saldırılar için uygun birer hedef haline getiriyor ve keşif ve devriye faaliyetinde bulunmak üzere geniş askeri kuvvetlerin konuşlandırılmasını içeren özel savunma önlemleri alınmasını zaruri kılıyor. Suriye’nin varlığı bulunmayan Golan Tepeleri’nde, devasa Suriye birliklerine sadece birkaç kilometre mesafede konumlanmış olan yerleşimler bile büyük bir külfet teşkil ediyor; çünkü savaş esnasında İsrail ordusu onları tahliye etmek zorunda kalacak; tıpkı 1973 Ekim’indeki Yom Kippur Savaşı’nda olduğu gibi.

Yerleşimler, Filistinlilerin İsrail’e yönelik kinini artırıyor. Filistinlilerin topraklarını işgal etmek, sularını kullanmak ve hareket özgürlüklerine sınırlar koymanın yanında, yerleşimler İsrail’in kalıcı olma niyetini ve böylelikle İsrail’i tanısalar ve bir arada barış içinde yaşamaya hazır görünseler bile İsrail’in Filistinlilerin bağımsızlıklarını kabul etmedeki isteksizliğini temsil ediyor.

İsrail, genellikle İsrail’deki önemli ihtiyaçları adamakıllı dikkate almaksızın, yerleşimlere büyük bir mali kaynak yatırımı yaptı. Büyük çoğunluğu dindar-milliyetçi hareket ve partilerin destekçisi olan yerleşimciler, sadece Filistinlilere nazaran değil, diğer İsrail vatandaşlarına nazaran da özel bir konum sahibi olma iddiasında bulunarak, İsrail makamları ile olan ilişkilerinde bir tür üstünlük taslıyorlar. Aslında kayda değer sayıda yerleşimci, İsrail devletinin kanuni otoritesini tanımıyor bile.

Genişlemeye devam etmeleri halinde yerleşimcilerle yaşanacak en büyük mesele, iki devletli çözüm üzerinde anlaşmaya varılacak olması ve bunun, er ya da geç, Ürdün Nehri ile Akdeniz arasında –iki etnik gruplu, tek nüfuslu– üniter bir devlete dönüşecek olması. Çünkü mevcut demografik yapı, Filistinlilerin tedrici olarak çoğunluğu teşkil edeceğine, üniter bir devletin İsrail’in sonu olacak bir formül olduğuna işaret ediyor.

İsraillilerin çoğunluğu bunu anlıyor. Lakin iflah olmaz bir madde bağımlısı gibi, “Yeter. Bir hata yaptık ve çok geç olmadan buna bir çare bulmak zorundayız” diyemiyorlar.

Mısır ile barış anlaşması imzalandığında, Yahudi yerleşimciler Sina’dan zorla çıkarılmışlardı. Benzer bir şekilde, Gazze Şeridi’nde bulunan yahudi cemaatleri desteklenemez hale geldiğinde, sağın lideri Ariel Şaron, 1,5 milyon Filistinlinin arasında yaşayan 9,000 yerleşimciyi bölgeden zorla çıkardı –ki bu her iki tarafta da derin yaralar açmış hazin bir olaydır. Fakat Batı Şeria’da 250,000 İsrailli yerleşimci var. Bunları tahliye etmek adına herhangi bir girişim bir iç savaşa dönüşebilir.

ABD de dahil olmak üzere dünya yahudi yerleşimlerine onay vermiyor. Fakat, geçmiş Amerikan yönetimleri, etkilerini hissettirme fırsatına sahip olmalarına rağmen, dost ve müttefik bir ülke olan İsrail’in istediğini yapmasına göz yumdular.

Ve hakikatin zamanı geldi. Akıllı ve cesur lider Barack Obama, salt İslam dünyası nazarında Amerika’nın imajını düzeltmeyle ilgilenmiyor –ve bunda en ufak bir şüphem yok. Ayrıca İsrail’in refah ve güvenliğini gözetiyor, ve bize “Yeter. Kendinize ve geleceğinize zarar vermeyi bırakın. Filistinlilerin gerçek barış arzularına, terörist örgütleri sindirme kabiliyetlerine, ya da sözde eve dönüş hakkından vazgeçmelerine inanmasanız bile, işe yaramaz yerleşimleri artırarak iki devletli çözüm ve gelecekteki barış hakkında peşinen hüküm vermektense Filistin topraklarında askeri bir varlıkla güvenliğinizi daima koruyabilirsiniz.”

İsrail hükümetine böylesi açık ve doğrudan hitap ederek, Amerika başkanı sadece İsraillilerin büyük çoğunluğunun bildiği bir şeyi açıklamış olmuyor. Ayrıca Yahudi devletine olan engin dostluğunu da ispat etmiş oluyor.

(Project Syndicate, Barack Obama, Israel’s True Friend)

ekopolitik.org

Bu makale 1,970 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Barack Obama: İsrail’in Gerçek Dostu
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Tek çıkaryol Osmanlıvari bir çözüm
Günümüzün en popüler felsefecilerinden biri kabul edilen Slavoj Zizek bir dizi konferans için Türkiye'ye geldi.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı